Ağu 16

Halet Paşa - (1879)
İstanbul Şehremini (Belediye Başkanı)
19 Şaban 1292-21 Zilhicce 1292
20 Eylül 1875-18 Ocak 1876
Emanet müddeti: 4 ay 2 gün

Kaptan-ı Derya Abdülkadir Paşa�nın oğludur.Devlet hizmetine Tersane�de başlamıştır. Anadolu Harp Ordusu Defterdarlığı, Bursa Harir Nazırlığı, Kıbrıs Mutasarrıflığı gibi görevlerde bulunduktan sonra Serasker Müsteşarlığı�na getirilmiştir. Trablusgarb, Edirne, Sivas valiliklerinde bulunan Halet Paşa bu görevinden ayrıldıktan sonra Şehremaneti�ne getirilmiş, ardından da Nafıa Nazırlığı görevine gelmiştir.Daha sonra Ticaret Nazırlığı ve Ayan Üyeliği yapan Halet Paşa Cidde valiliği görevinde bulunmuş ve 1879 senesinde vefat etmiştir.

Ağu 16

Gazi Erçel ( 1945)
1945 yılında doğdu.1967 yılında AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat bölümünü bitirdikten sonra 1976 yılında Vanderbilt Üniversitesi�nde master yaptı.Erçel 1967�de Maliye Bakanlığında başladığı çalışma hayatında, Bankalar Yeminli Murakıbı, Hazine Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinin yanı sıra yine Hazine�de Ekonomik Araştırmalar, Banka Kambiyo, IMF ve Dünya Bankası bölümlerinde çeşitli görevlerde bulundu.

1982-1986 yılları arasında IMF İcra Direktör Yardımcısı, 1987-1989 yılları arasında HDTM Hazine Genel Müdürlüğü görevlerini yürüten Erçel, 1989 yılından itibaren Yaşar Holding�te Yönetim Kurulu Üyeliği, Tütünbank Murahhas Üyeliği ve Yaşar Grubunun çeşitli kuruluşlarında Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalıştı.1994 yılında Tütünbank Genel Müdürü oldu.1996 yılında Merkez Bankası Başkanlığı�na getirildi.

HAKKINDA YAZILANLAR

1.Gazi Erçel İstifa Etti
Zaman 25 Şubat 2001

Ekonomi kurmayları 24 Şubat 2001 cumartesi günü bankacılarla bir toplantı yaptı. Bakan Recep Önal başkanlığındaki toplantıda piyasaların sağlıklı işlemesi için alınacak önlemler konusunda tam bir anlayış birliği oluştuğu belirtildi. Toplantıya katılmayan Merkez Bankası Başkanı Erçel, aynı gün istifa ettiğini açıkladı.

2.Erçel’e �neden dolar aldın� soruşturması
Hürriyet 13 Nisan 2001
Oya ARMUTÇU/ANKARA

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Başbakanlığa 52 milyar lirasını dalgalı kurdan üç gün önce dolara çeviren eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel için, ��Ne yapacaksınız?�� diye sordu. Kanadoğlu’nun ��suç duyurusu��na benzeyen yazısı üzerine düğmeye basıldı. Başbakan Bülent Ecevit, Başbakanlık Teftiş Kurulu’na soruşturma talimatı verdi.

Devalüasyondan bir gün önce Merkez Bankası’ndan yüksek miktarda döviz çekilmesi ve eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel’in bankadaki 52 milyar lirasını dolara çevirmesi konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun devreye girmesi üzerine jet soruşturma açıldı. Ecevit, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Erçel hakkında ön inceleme yapılması için onay verdi. Erçel hakkındaki ön incelemeyi Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişleri yapacak.

Başbakanlık’tan dün akşam saatlerinde şu açıklama yapıldı: ��Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11 Nisan 2001 tarihli talebi üzerine dalgalı kura geçişten önceki günlerde önceden talepte bulunan bankalara yaklaşık 4 milyar doları eski kur üzerinden sattığı ve şahsi birikimini dolara çevirttiği iddiları hakkında 4483 sayılı yasa uyarınca 12 Nisan 2001 günü ön inceleme izni verilerek, konunun ön incelemesini yapmak üzere Başbakanlık müfettişlerinin görevlendirilmesi Sayın Başbakan tarafından onaylanmıştır.��

Başsavcı Kanadoğlu, önceki akşam Başbakanlığa gönderdiği yazıda, bilgi ve ihbarlardan, dönemin Merkez Bankası Başkanı olan Gazi Erçel’in, dalgalı kura geçilmeden iki gün önce bankalara dört milyar dolar satarken, 52 milyar TL’lik şahsi hesabını dolara çevirdiği, yakınlarını da bu konuda bilgilendirdiği ve ��Görevini suistimal ettiği�� savundu.

SUÇ DUYURUSU GİBİ:
Yeni Memur Yargılama Yasası’na göre Merkez Bankası Başkanı hakkındaki soruşturmaları yürütmekle görevli olan Başsavcı Kanadoğlu, ��suç duyurusu�� niteliği taşıyan bir sayfalık yazısında, 24 Şubat 2001′de görevinden ayrılan Merkez Bankası Başkanı Erçel’in, 22 Şubat 2001′de dövizde dalgalı kura geçiş uygulamasına başlanmasından önce, 20-21 Şubat 2001 tarihlerinde daha önceden talepte bulunan bankalara yaklaşık 4 milyar doları eski kur üzerinden sattığının belirlendiğini bildirdi. Erçel’in, 19 Şubat 2001′de Halk Bankası’ndaki şahsi birikimi olan 52 milyar TL’yi dolara çevirttiği, ��Yakınlarını da bilgilendirmiş olduğu, gizli devlet bilgilerini açıklayarak kendi menfaaatine kullandığı, böylece görevini suistimal ettiğinin�� öğrenildiği belirtildi.

BİLMİYORUZ:
Erçel hakkında, 4483 sayılı ��Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa�� çerçevesinde, yasal gereği yapılıp-yapılmadığının bilinmediğini kaydeden Kanadoğlu, Erçel hakkında sözkonusu yasanın 4/1 ve 6. maddeleri uyarınca ön inceleme yapılarak, ��Son soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine�� dair kararın Başsavcılığı’na gönderilmesini istedi.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK
Başbakanlık Teftiş Kurulu hazırlayacağı ön inceleme raporunu Başbakan Bülent Ecevit’e sunacak. 45 gün sonunda Ecevit, raporda sonuç ne olursa olsun (suçlu-suçsuz) soruşturma izni vermezse dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecek. Yargıtay, Başbakan’ın soruşturma izni vermemesini yanlış bulursa Danıştay 2. Dairesi’ne itiraz edecek. Son kararı Danıştay verecek.

Başbakan soruşturma izni verirse dosya önce Gazi Erçel’e tebliğ edilecek. Erçel’in tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Danıştay 2. Dairesi’ne itiraz etme hakkı bulunuyor. Danıştay en fazla üç ay içinde dosya hakkında kararını verecek. Erçel itiraz etmezse dosya doğrudan Yargıtay’a gönderilecek. Merkez Bankası Başkanı, Bakanlar Kurulu’nca atandığı için yargılamayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yapacak.

Devalüasyon kárı bağış olur mu, olmaz mı
Erçel: 31 milyarı ÇYDD�ye bağışladım
Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel, devalüasyondan kazandığı 31 milyar lirayı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne (ÇYDD) bağışladı. Erçel, ��Türkiye Halk Bankası’nda bulunan hesabımın dövize çevrilmesi sonucunda ortaya çıkan ve bankaca hesaplanan 31 milyar Türk Lirası, tarafımdan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlanmıştır�� dedi. Olayın kendisi için ��talihsizlik�� olduğu görüşünü tekrarlayan Erçel, ��Hayatım boyunca böyle hesaplarla uğraşmadım. Ancak, görev yaptığım sırada çıkarı zedelenen bazı kimselerin bana yönelik bir tutum içerisinde olduğu da bilinmektedir�� ifadesini kullandı.

ÇYDD: Bu para kara kabul edemeyiz
ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel’i 31 milyar liralık devalüasyon farkından doğan kazancıyla yaptığı bağışı kabul etmeyeceklerini söyledi. Saylan, şöyle konuştu: ��Para henüz hesabımıza girmiş değil. Bu para aslında bizim için önemli bir burs kaynağı. Ancak, yönetim kurulumuz oybirliği ile söz konusu 31 milyar lirayı kabul etmeme kararı aldı. ÇYDD adının bu para ile anılmasını istemiyor. Yönetim kurulumuz ve şubelerimiz bu parayı kara para olarak nitelediler.��

Ağu 16

Ergun Göknel
İSKİ Genel Müdürlüğü görevindeyken ihalelerin hakedişlerinin ödenmesi için rüşvet aldığı gerekçesiyle soruşturuldu. Usulsüz klor alımı nedeniyle 1995 yılında 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Karar Yargıtay tarafından onandıktan sonra Göknel, hapse girdi. Ankara Yarı Açık, Keçiören Yarı Açık ve son olarak da Kalecik Yarı Açık cezaevlerinde hapis yatan Göknel’i, eski eşi Nurdan Erbuğ’a, boşanma işlemleri sırasında ödediği ileri sürülen 606 bin 500 dolar ve 100 bin mark tazminat ele verdi.

Söz konusu paranın “bir devlet memurunun geliriyle örtüşmediği” belirtildi ve bu paralar soruşturmalar için hareket noktası oluşturdu.

Kendisini ihbar ettiği iddiaları yer alan Erbuğ’dan boşanır boşanmaz cezaevine girmeden kısa bir süre önce Feray Göknel’le evlenen Ergun Göknel cezaevinde bulunduğu sırada ikinci eşinden de boşandı. Göknel, 16 Ağustos 1998′de cezasını tamamlayarak tahliye oldu.
Xxxxxxxxx

Ağu 16

Engin Civan
Emlak Bankası eski Genel Müdürü olan Civan, Turgut Özal’ın prenslerindendi. Civan, Selim Edes’e vaat ettiği kredi karşılığı aldığı 5 milyon dolarlık rüşveti geri vermediği için Alaattin Çakıcı’nın adamı Davut Yıldız tarafından 19 Eylül 1994′te vuruldu.

Emlak Bankası’ndaki yolsuzluklarla ilgili hazırlanan 45 dosyadan 23′ünde sanık sıfatıyla yer aldı.

Edes’ten rüşvet almak suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Civan, 550 gün cezaevinde yattıktan sonra infaz yasasından yararlanarak serbest kaldı.

Tahliye edildikten sonra 62.5 milyar liralık para cezasının 6 milyar 250 milyon liralık ilk bölümünü ödedikten sonra yurdışına kaçan Civan hakkında para cezasını ödemediği için yeniden tutuklama emri çıkarıldı ve İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranmaya başladı.

ABD’de olduğu ortaya çıkan Civan, bir süre sonra borçlarının tamamını ödeyip Türkiye’ye iade edilmekten kurtuldu.
Xxxxxxxxx

Ağu 16

İl Han Özay
İl Han ÖZAY ilkokuldan sonra orta ile yüksek öğreniminin tümünü İstanbul ve Roma’da İtalyan okullarında yaptı. Mezun olduğu “La Sapienza” Üniversitesinde önce Prof. Dr. Antonio Lefevre d’Ovidio de Clunieres ile Uluslararası Denizcilik ve Havacılık Hukuku dalında Karasuları konulu Hukuk, daha sonra da Prof. Dr. Guiseppe Vedovato ile Kurumlar Tarihi�nde Türkiye�nin Anayasal Gelişmesi konulu bir tezle Siyasal Bilimler Doktoru unvanlarını elde etti. Hukuk Fakültesi öğrenciliği sırasında, üstün başarıları nedeniyle CIVIS altın madalyası ile ödüllendirildi. Madalya kendisine zamanın Cumhurbaşkanı Giovanni GRONCHI tarafından Quirinale sarayında yapılan özel bir törenle verildi. 1972-1973 Akademik Yılında Roma Üniversitesinde İdare Hukuku asistanı olarak görev aldı ve Prof. Dr. Massimo Severo Giannini ile çalıştı. Daha önce, kısa bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Enstitüsünde uzman olarak görev yapmış Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami ONAR�ın arzusu üzerine İdare Hukuku Kürsüsünde asistanlığa geçmişti. 1983-1984 Ders yılında Amerika Birleşik Devletleri�nin Fulbrigt programı çağrılısı olarak gittiği bu ülkenin Harvard Üniversitesi�nde Hukuk Fakültesi (Harvard Law School) konuk öğretim üyesi görevinde bulundu. Prof. Dr il Han ÖZAY halen 1981 yılında doçentliğe yükseldiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyeliği görevini sürdürmektedir.

Kendisi aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku ve İlimleri Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami ONAR Araştırma-Uygulama Merkezi Müdürüdür.

İl Han ÖZAY, Avrupa Kamu Hukuku Merkezi tarafından Avrupa Birliği Anayasasını hazırlamak üzere oluşturulan Çekirdek Komisyonu üyeliğine de seçilmiş ve çalışmalara aktif bir şekilde katılmıştır.

Kendisi, Sayın Cemil Çiçek�in önerisi üzerine 09 Eylül 2003�te, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Adalet Bakanlığı Yüksek Müşavirliğine de, ek görev olarak atanmıştır.

Ağu 16

Cihan Paçacı
Mustafa Cihan Paçacı
MHP Ankara Milletvekili

MALATYA - 1949, Asim, Zekiye - Ankara İktisadi ve Ticarî İlimler Akademisi - İngilizce - Ekonomi, Bankacılık - Şekerbank Genel Müdür Yardımcısı, Etibank, Halk Bankası, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü - XX nci Dönem Elazığ Milletvekili - Evli, 2 Çocuk.

Ağu 16

İsmail Cem ( 1940)
İSTANBUL - 1940, İhsan, Şerife - İstanbul Robert Kolejinden (1959) ve Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden (1963) mezun oldu. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsünde Siyaset Sosyolojisi dalında master yaptı (1981). 1963 yılından itibaren çeşitli gazetelerde Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Müdürlüğü yaptı. Yazarlığa devam etmektedir. Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi Başkanlığını yürüttü (1971-1974). Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğünde bulundu (1974-1975). 1987 ve 1991 seçimlerinde İstanbul’dan, 1995 seçimlerinde Kayseri’den milletvekili seçildi. DSP TBMM grup yönetim kurulu üyeliğine seçildi (1996). Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Batı Avrupa Birliği (BAB) Asamblesi üyeliklerine seçildi (1987-1996). AKPM Sosyalist Grubu Başkanvekilliğine seçildi (1989-91), (1993-95). AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlamenter Grubu Başkanlığına seçildi (1996). Avrupa Medya Enstitüsü Danışma Kurulu üyeliğini yürütmektedir. 50. Hükümette Kültür Bakanlığı yaptı (1995). 30 Haziran 1997 tarihinde kurulan 55. Hükümette Dışişleri Bakanlığı görevine atandı. Evli, 2 Çocuk.

İsmail Cem, DSP’den ayrılarak Yeni Türkiye Partisi’ne girmiş ve partinin genel başkanı seçilmişti. YTP bilahare kendini feshederken, İsmail Cem de CHP�ye katıldı.

İsmail Cem, 24 Ocak 2007 tarihinde İstanbul�da vefat etti.

Ağu 16

Binali Yıldırım ( 1955)
İSTANBUL MİLLETVEKİLİ-AKP

REFAHİYE - 1955, Dursun - Bahar - İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaa ve Deniz Bölümleri Fakültesi, Master - İngilizce, Fransızca - Gemi İnşaa Yüksek Mühendisi - İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) Genel Müdürü - Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi - Evli, 3 Çocuk.

58.HÜKÜMET ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM

Binali Yıldırım, 1955 yılında Erzincan’da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun olan Yıldırım, aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Yıldırım, 1978-1993 yılları arasında Türkiye Gemi Sanayi Genel Müdürlüğü ve Camialtı Tershanesi’nde çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı.
1990-1991 yılları arasında İsveç’te bulunan Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ne ait Dünya Denizcilik Üniversitesinde (WMU) Denizde Can ve Mal Güvenliği Yönetimi konusunda ihtisas eğitimi alan Yıldırım, bu eğitim sırasında toplam 6 ay İskandinav ülkeleri ve Avrupa’da çeşitli ülke limanlarında Denizcilik İdaresi Uzmanları ile birlikte kontrollerde bulundu.
1994-2000 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deniz Otobüsleri İşletmeleri (İDO) da Genel Müdürlüğü yaptı.
1999 yılında deniz toplu taşımacılığı ve turizme katkılarından dolayı uluslararası ‘Skal’ kulübü tarafından verilen kalite ödülüne layık görüldü.
Binali Yıldırım, evli ve üç çocuk babası. Yıldırım, İngilizce ve Fransızca biliyor.

Ağu 16

1941 yılında İstanbul’da doğdu. A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nden 1963′de mezun oldu. Yurt dışında “kütüphanecilik” ve “arşivcilik” eğitimi gördü. Milli Kütüphanede Başuzmanlık yaptı.
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nin kurulmasına öncülük etti. Sırasıyla Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdürlük görevlerinde bulundu.
Modern arşivcilik, Türk arşivcilik tarihi ve Osmanlı arşiv belgelerinin neşri ile ilgili olarak, çok sayıda telif, tercüme ve toplu basım eseri Türk arşivciliğine kazandırmıştır.
Türk kitapçılık, kütüphanecilik, arşivcilik ve kültür tarihi konularında kitapları, inceleme yazıları, milli ve milletler arsı kongrelere sunulmuş tebliğleri vardır.
Türk ilim, kültür, fikir hayatına ve Türklüğe yaptığı hizmetlerden dolayı, çeşitli kuruluşlara ödüllendirilmiştir.
Türk Ocakları Merkez Heyeti Denetleme Kurulu üyesidir.

HAKKINDA YAZILANLAR

Arşivlik hayat
Cemal A. Kalyoncu
Aksiyon 12 Mayıs 2001 s.336

Yanlış hatırlamıyorsam Samiha Ayverdi’nin kitaplarında okumuştum İstanbul’un semtlerinin kimliklerine dair bir yazıyı. O yazıya göre Şişli, Beyoğlu, Nişantaşı Batılı; Beşiktaş, Üsküdar, Fatih Müslüman olmuştur daima.

Özellikle Fatih için, ‘Müslümanlığının yanında bir de Türk olmuştur her zaman’ tanımlaması getirir Samiha Hanım.
Semt bu kimliğini durup dururken almamıştır tabii ki. Semte bu kimliği kazandıran mimari yapı, dolayısıyla insanlardır. Böyle bir coğrafyada gözlerini dünyaya açanın, fikir ve düşünce yapısının nasıl olacağını anlamak da zor değildir tabii.
“Fatih’te Hırka�i Şerif’te doğdum. Oranın benim hayatımda çok önemli yeri var. Kulağımda ezan seslerini hatırlıyorum. Hırka�i Şerif Camii’ni hatırlıyorum. İstanbul’un musikisini, mimarisini hatırlıyorum. Benim yetişmemde, belki kütüphane ve arşivciliği seçmemde, o muhitin çok önemli tesiri var. O atmosfer benim Osmanlıyı, Türk’ü sevmemde, Türk milliyetçisi olmamda son derece önemli bir faktör olmuştur.” Fatih’in, atmosferi ile yoğurduğu bu kişi, Türkiye’de kütüphane ve arşivcilik denince ismi akla ilk gelenlerden biri olan, olması gereken Mehmet İsmet Binark’tır. 1998′de, Devlet Arşivleri Genel Müdürü olarak devlete 37 yıl hizmet ettikten sonra emekliye ayrılan Binark, 1959′da liseyi bitirdiği yıl hem Mülkiye hem de Tıbbiye imtihanını kazanmış, her ikisine kaydını yaptırmış ama daha sonra, gönlünde yatan aslanın kütüphanecilik olduğunu fark edince Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne devam etmeyi yeğlemiştir. Zamanın Başbakanlık Müsteşarı, sonraki yıllarda da bakanlık yapacak Ekrem Ceyhun’un davetiyle 1976′da, o tarihe kadar düşünülmemiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonraki döneme ait bilgi, belge ve dokümanların bir çatı altında toplanıp değerlendirileceği Cumhuriyet Arşivi’nin kurucusu da olan Binark, Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri’nin bağlı bulunduğu Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü yaptığı 1992�98 arasında da, Osmanlı idaresi altında yaşamış birçok ülke ile işbirliği protokolleri gerçekleştirmiştir. Onu daha yakından tanıyınca, Türkiye’de arşivcilik ve kütüphanecilik deyince onun ismi akla gelmelidir konusunda bana hak vereceğinizi sanıyorum.
28 Şubat 1941′de İstanbul Fatih’te gözlerini dünyaya açan İsmet Binark, Kanuni öncesi veya onun döneminde yollara düşüp Anadolu’ya yerleşmiş Türkistanlı bir aileye mensuptur. İsmet Binark’ın dedesi ordudan (topçu) albay rütbesi ile emekli olan Hamdi Binark’tır: “Harp okulunda hocalık yapıyor. Hatta Atatürk’ün de tabiiye hocası olduğunu biliyorum.” İsmet Binark’ın babası olacak ve Maliye’de memurluk yapacak Mehmet Bey, Hamdi Binark’ın, ilk evliliğinden Adile Hanım’la beraber doğan iki çocuğundan biridir. Hamdi Binark, ikinci evliliğini yaptığı Dürdane Hanım’dan Meziyet ve Hikmet adını vereceği iki çocuk sahibi daha olur. (İsmet Binark’ın da amcası olan Hikmet Binark, İTÜ Rektörlüğü yapmış, 1961 Kurucu Meclis Üyesi, TÜBİTAK Kurucu Genel Sekreteri, Bilim Kurulu Üyesi ve Fevziye Mektepleri eski Yönetim Kurulu Başkanı olarak da tanınmaktadır. Hikmet Bey, evliliğini, Sadrazam Cevat Paşa’nın yeğeni, ünlü Şakir Paşa’nın kızı Ayşe Erner ile Atatürk’ün kurmay okulundan sınıf arkadaşı Ahmet Erner’in kızı Nermidil Hanım’la yapar.)
İsmet Binark’ın anne tarafı ise, şeceresi Osmanlı’nın ilk devirlerine kadar ulaşan Kastamonulu bir ailedir. Binark’ın anne tarafından dedesi Fatih Hırka�i Şerif Camii imamlarından Cemal Efendi’dir: “Meramınız nedir anlayamadım ama şunu söyleyeyim öz be öz Türk aileden geliyorum. Türklüğümle de iftihar ediyorum. Milliyetçi bir insanım.” (Sırası gelmişken, bu sorular, bugüne kadar görüştüğüm herkese sorduğum sorularla aynıdır. Biyografilerde bu tür bilgilerin tamamlayıcı olduğunu düşünmekteyim. Herhangi bir maksadım yoktur. C.K.)
İşte böyle bir aileden gelen İsmet Binark’ın çocukluğu, devrin edebiyatçılarının katılımıyla gerçekleşen sohbet toplantılarının yapıldığı bir evde geçer. Ney üfleyen musikişinas bir babanın oğlu olan Binark’ın hayata dair fikir ve düşüncelerinin şekillenmesinde o çevrenin çok etkisi vardır. Ömer Seyfettin, Peyami Safa, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun eserleri ile büyüyen Binark, ilmen var olan açlığını doyurmak için konferanstan konferansa koşar. Osman Turan’ı, Burhan Toprak’ı, Ali Fuat Başgil’i, Nurettin Topçu’yu dinler. Karagümrük Nişancı Mehmet Paşa İlkokulu ve Haydarpaşa Lisesi’nin Ortaokul kısmından sonra babasının memuriyeti dolayısıyla gittikleri Ankara Gazi Lisesi’nde, ünlü Bayrak şairi Arif Nihat Asya’nın edebiyat hocası olması da onun için bir şanstır. Binark, entellektüel zümre dediği çevreden Nihat Sami Banarlı, İbrahim Kafesoğlu, Yahya Kemal ile hayatına yön verecek en önemli kişilerden olacak Samiha Ayverdi ve Ekrem Hakkı Ayverdi ile tanışma fırsatı bulacaktır.
İsmet Binark, 1960′ta Tıbbiye ve Mülkiye imtihanını kazanıp ikisine de kayıt yaptırmasına rağmen Ankara Üniversitesi Dil�Tarih ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik bölümüne girer. 1964′te üniversiteyi bitiren Binark, herkesin aksine, modern kütüphanecilik yerine Fatih Devri Kitap Tezhipleri üzerine tez çalışması ile, o bölümün Amerikalı kurucusu olan Emily Dean adına konan ödülün sahibi olur. Süheyl Ünver Hoca’dan tezhip dersi alır. İstanbul’daki hocalardan cilt, hat ve ebru dersleri de görür fakat icazet alamaz.
‘Müdür ararken ilim adamı bulduk’
İsmet Binark, ünivesiteden sonra kısa bir süre DİE’de çalışır. Ardından İstanbul Tuzla’daki piyade okulunda yedek subay olarak askerliğini yapar ve 1967′de Milli Kütüphane’de en alt memurluktan girerek çalışmaya başlar. Çeşitli kademelerde görev alan Binark, burada boş durmaz. Yunus Emre, Mevlânâ, Fatih ve Fetih sergileri açar, Mehmet Akif Günü düzenler. 1971�74 yılları arasında da İngiltere ve Finlandiya’da kütüphane ve arşivcilik üzerine eğitim görür. Milli Kütüphane’de Başuzman iken Başbakanlık Müsteşarı Ekrem Ceyhun’dan bir davet alır: “O zamana kadar hazırladığım bibliyografyalarımı masanın üzerine koyduğum zaman Ekrem Bey güldü ve ‘Biz arşive müdür arıyorduk, karşımıza bir ilim adamı çıktı’ dedi.” 1976′ya kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin derli toplu bir arşivi yoktur. Hepsi dağınıktır. Çeşitli kurum ve kuruluşların elindeki cumhuriyet dönemine ait evrakın tamamını bir çatı altında toplamaktır amaç. Cumhuriyet Arşivi’ni kurma görevi Binark’a verilir. Önce buraya Daire Başkanı olan Binark 1987′ye gelindiğinde, Cumhururiyet ve Osmanlı Arşivleri’nin bağlı bulunduğu Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcılığı’na getirilir. Binark, Mithat Sertoğlu, Prof. Nejat Gönenç, Prof. İsmet Miroğlu ve Prof. Yusuf Halaçoğlu’ndan sonra 1992′de de Devlet Arşivleri Müdürlüğü bayrağını devralır. Genel müdür iken yoğunlaştığı konuların başında, Osmanlı idaresi altında yaşamış ve daha sonra bağımsızlıklarını ilan etmiş devletlerle karşılıklı bilgi�belge alışverişini içeren işbirliği protokolleri gelir. Makedonya, Romanya, Polonya, Macaristan, Hırvatistan, Kırım, Azerbaycan, Kıbrıs ve Tataristan gibi ülkelerle anlaşmalar imzalanır, Arnavutluk daha sonra ilave olur bunlara. Yunanistan’la anlaşma sağlanamaz. Fakat Bulgaristan’la yapılan anlaşma çerçevesinde, 1931′de bu ülkeye kilosu 3 kuruş 10 paradan satılan Osmanlı belgelerinin hepsi olmasa da bir kısmını geri getirir: “Bulgaristan’ın Milli Arşivi olan Krilmetodi Kütüphanesi’nde bu evrakı gördüm. Bulgarlar tasnif etmişler. Evrakın aslı değil ancak mikrofilm ve fotokopi olarak 45 bin podunu, yani üçte birini getirebildik. Evrakı işe yaramaz kağıt diye satmışlar ama getirip tasnif ettiğimizde evrakın son derece önemli olduğunu gördük. Osmanlı’nın erken dönemine ait bu evraklar arasında Bursa’daki Orhangazi Medresesi’nde okutulan dersler, müderrislerin adlarının bulunduğu evraklar da mevcuttu. Bunun kataloğunu neşrettik ve araştırmacıların istifadesine sunduk.”
Üç yeni belge
İstanbul’un işgali dahil hiç bir zaman kapalı olmayan Osmanlı Arşivleri, zamanında çok geniş bir alana hükmeden İmparatorluğun hakimiyeti altındaki halklar için önemli belgeler içermektedir. Osmanlı Arşivleri, Ermeni soykırım iddialarını ortaya atan Ermeniler için de önem arz etmektedir. Ancak 1912′den bu yana 4 bin yabancı araştırmacının inceleme yapmak için başvuruda bulunduğu arşivlerden bugüne kadar sadece 200 Ermeni araştırmacı yararlanmıştır. Türk vatandaşı olan Ermeniler de buna dahildir. Ermeniler’in soykırımı iddialarının asılsız olduğu konusunda çalışmalarına halen devam eden İsmet Binark, bunun ilmi ve tarihi olduğu kadar milli bir görev de olduğunu söylemektedir: “Bunu aynı zamanda şehitlerimize ödememiz gereken manevi bir borç diye de düşünüyorum.” Binark, gerçekte Türkler’in değil, Ermeni’lerin soykırım yaptığını ispatlayacak üç yeni belge daha bulmuştur: “Rus arşivlerine de mutlaka girmek lazım. Oradaki belgeler de Ermeniler’in iddialarını çürütüyor. Benim elimde şu anda 3 tane belge var. Bir tanesi 1905 tarihli Rusya’da çıkan bir gazete. Bu, Bakü’de gönüllü Ermeni alaylarının Şuşa’da Azeri Türkleri’ni katlettiğine dair bir Rus gazetesinde çıkan haberdir. Bir başka belge de Kaspi� Türkçe’deki Hazar’ın Rusça’daki adıdır� adlı gazetede, Tiflis’teki Müslüman cemaatinin Ermenistan milli komitesine müracaat ederek Anadolu’da ‘vahşet ve mezâlim yapılıyor, buna derhal son verilsin’ dedikleri yazılıdır. Bu da aslında Ermeniler’in katliam yaptığını göseriyor. Bir başka belge de, 1918′de Erzurum’un işgalinde oradaki Rus kuvvetlerine kumandanlık yapan Abgar adlı bir Rus askerinin hâtıratıdır. Bu, bir Rus resmi dokümanıdır. Bu Rus üsteğmen Erzurum’da gördüğü vahşeti anlatıyor. Dünya kamuoyunun vahşet yapanın kim olduğunu bilmesi lazımdır. Biz bu konuda geç kaldık. Meseleye monşer gözüyle bakmamak lazım.”
Evliliğini 1963′te aynı fakültede okuduğu Kazan Türklerinden olan ve yine hayatını Türk kültürünü araştırmaya adamış Naile (Kamay) Hanım’la yapan ve Mutlu adında bir kız, Kutlu adında da bir erkek çocuğu olan İsmet Binark, 1998′de Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nden emekli olur. Arşivcilik eğitiminin Türkiye’de üniversite düzeyinde başlamasında öncülük etmiş olan Binark, A.Ü. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi ile Hacettepe Üniversitesi’nde arşivcilik dersleri vermiş, halen de Hacettepe ve Gazi Üniversiteleri’nde ders vermeye devam etmektedir. “Ben kendi coğrafyamda huzur buluyor, kendi edebiyatımda ve mimarimde sakinleşiyor, kendi kültürümde, kendi zenginliklerimde kendimi buluyorum. Bizi biz yapan değerlere aşığım” diyen Binark, Kütüphaneciler Derneği, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yönetim Kurulu ve Türk Ocağı Denetleme Kurulu Üyesi’dir: “Ben yükselmek için hiçbir lobiyi kullanmadım.”
40′a yakın kitabı, 300′e yakın makalesi bulunan İsmet Binark, bu kadar esere rağmen halen yakınmaktadır: “Bunu lütfen nefsaniyet olarak almayın. Benim yaşımda birisi için bu kadar eser verimlidir. Ama bugün üniversiteden yeni mezun biri olsam vaktimi hiç israf etmeden kullanırım diye düşünüyorum.”

Ağu 16

Aykon Doğan ( 1936)
1936 Isparta doğumlu. Ankara Üniversitesi, SBF İktisat ve Maliye bölümünü bitirdi.. Maliye ve Günrük Bakanlığı’nda Gelirler Genel Müdürü olarak görev yaptı. Avrupa Ekonomik Topluluğu Brüksel Daimi Temsilcisi olarak yurt dışında bulundu.Isparta milletvekili seçildi.Tansu Çiller’in ekonomi kurmayları arasında yer aldı.Fransızca biliyor. Evli 3 çocuk babası.