Ağu 17

HABER
2.Geneksel “Fatih İsmail” futbol turnuvası
http://www.makturk.com 07.06.2005

04.06.2005 (Cumartesi), Vrapçişte’de, Vrapçişte’nin STK’nın ortaklaşa girişimi ile, rahmetli Fatih İsmail anısına futbol turnuvası düzenlendi.

Vrapçişte’nin Sivil Toplum Kuruluş’larının ortak girişimi ile, 04.06.2005 tarihinde, 2. geleneksel “Fatih İsmail” futbol turnuvası düzenlendi. Turnuvaya 4 futbol takımı katılıdı, daha doğrusu Üsküp “Tefeyyüz” İ.O. 1 takım, Gostivar “Petre Yovanovski” İ.O. 1 takım ve Vrapçişte “Çede Filiposki” İ.O. 2 takım katıldı. Turnuvanın birinciliğini “Tefeyyüz” İ.O. ekibi kazandı. Vrapçişte Sivil Toplum Kuruluşlarının bu tür ortaklaşa girişimleri devam edecektir.

Ağu 17

Aşık Çelebi ( 04.11.1519)- (17.11.1571)
Tezkireci, kadı, yazar ve divan şairidir.1520 yılında Prizren’de doğdu.Bağdat’lı bir ailenin çocuğudur.Bursa’da Mahkeme katipliği, 1541-1546 yılları arasında Emir Sultan Vakfı mütevelliği (yöneticiliği) yaptı. Bu görevden alınınca 1546 yılında İstanbul’a döndü.İstanbul’da Mahkeme katipliği, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin fetva katipliğini ve kadılık yaptı.Üsküp’te kadı iken 1572 yılında 52 yaşında vefat etti. Üsküp’teki türbesine gömüldü.

Eserlerinden bazıları:Meşair�üş Şuara, Şekayık�ün Numaniye (zeyl), Divan.

Kaynak:Osmanlı Tarihi Yazarları M.Orhan Bayrak İstanbul 1982

Ağu 17

Çandarlı Kara Halil Paşa
Karaman’da Sivrihisar kazasına bağlı Çendere köyünden, Ali adlı bir kişinin oğluydu. Asıl adı Halil olup, Kara ve Karaca lakabıyla, vezirliği sırasında da Hayreddin ünvanı ile anılmıştır. Osman Gazi’nin son yıllarında Orhan Beyin, babasına vekalet ettiği tarihlerde Şeyh Edebali’nin tavsiyesiyle Bilecik kadısı oldu. Kara Halil Efendinin bu kadılığı sırasında gerçekleştirdiği en önemli hizmet, muntazam bir askeri ocak olan “yaya” teşkilatını düzenlemiş olmasıdır. Çandarlı Kara Halil Paşa, İznik’în fethinden sonra Orhan Gazi tarafından İznik kadısı tayin edildi. 1348′de devletin yeni merkezi Bursa’ya kadı oldu. Sultan Murad Hüdavendigar’ın tahta çıkmasından sonra, kendisine en yüksek şer’i ve hukuki bir makam olarak yeni ihdas edilen, kazaskerlik görevi verildi. Bundan sonra kazaskerlerin padişahla birlikte seferlere katılması kanun haline geldi. Acemi Ocağı ile Yeniçeri Ocağı’nın kurulması da Kara Halil Efendi’nin bu hizmet döneminde gerçekleşti. Ayrıca Karamanlı Molla Rüstem ile birlikte Osmanlı maliyesinin teşkilatlanmasında önemli rol oynadı. İlk defa vezirlikle birlikte beylerbeyi, yani ordu kumandanlığı görevini de bir arada yürüttü. Halil Hayreddin Paşa daha sonra Selanik, Manastır ve Ohri şehirlerini de ele geçirdi. Arnavut prensleri arasındaki mücadeleler sırasında Osmanlı orduları 1386′da Kroya ve İşkodra’ya kadar ilerledi. Ancak Sultan Murad Hüdavendigar’ın, Halil Hayreddin Paşa’yı Balkanlar’da bırakıp, oğlu Ali Paşa ile birlikte Karamanoğlu seferine çıkmaya hazırlandığı sırada, Halil Paşa’nın Yenice-i Vardar’da hastalandığı kısa bir süre sonra da Serez’de öldüğü haberi geldi. Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa iyi bir teşkilatçı ve devlet adamı olmasının yanında hayır işleriyle de ilgilendi.

Ağu 17

Germiyanlı olarak bilinmektedir. Kütahya’da kadılık yaptı. Önce Emir Süleyman’ın sonra da Mehmet Çelebi’nin himayesine girdi.1421 yılında öldü. Bursa’da öldüğü sanılmaktadır.

ESERLERİ
Çengnâme ve Tezkiretü’l-Evliyâ adlı kitaplarıyla ün yaptı. Türkçe ve Farsça Dîvân’ları vardır.

Ağu 17

Baki ( 06.11.1525)- (24.11.1599)
1526 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mahmud Abdülbaki’dir. Çıraklık yaptı. Güçlü okuma isteği sonucu medrese öğrenimini tamamladı. Zamanının ünlü şair ve bilim adamlarıyla görüştü. Onlardan dersler aldı. Zâtî’nin dikkatini çekti. 18-19 yaşlarında iken artık ünlü bir şair olmuştu. Medrese öğrenimini bitirdikten sonra İstanbul medreselerinde müderrrislik yapmaya başladı. Kadılık yaptı. Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerinde bulundu. Şeyhülislâm olmak arzusuna bir türlü ulaşamadı. Bâkî, klasik şiirimizin en büyük şairlerinden biridir. Osmanlı imparatorluğunun muhteşem devirlerine yakışan muhteşem bir şiirin şairi oldu. Şiirinde felsefî düşünüşlere de yer verdi. Sultanü’ş-Şu’ârâ (Şairlerin Sultanı) olarak anıldı. Çeviriler yaptı.1600 yılında öldü.

ESERİ
Bir Dîvân’ı vardır.