Ağu 16

Ahmet Baytursunulı ( 1873)- (1937)
Kazak Edebiyatı

Ahmet Baytursunulı

Kazak kültürü denince akla ilk gelenlerden birisi de Ahmet Baytursunulı (1873-1937)�dır. O çok yönlü birisidir: şâir, yazar, dilci, etnograf. Kazak halk edebiyatı ve musikîsinden derlemeler meydana getirmiş, eğitimin çağdaş usullerle yapılmasını savunmuştur. Tursunulı, Rus şâiri Kirolov�dan Kazak Türkçesine çevirdiği masalları Kırık Mısal �Kırık Misal� adıyla yayımlamış, Arap harfli Kazak imlâsını belirlemiş ve Kazak Türkçesinin ses bilgisi, şekil bilgisi ve terminolojisini meydana getirmiştir.

Kazak Edebiyatının Belli Başlı Temsilcileri
Bünyamin ÖZGÜMÜŞ Yağmur Sayı : 16
Temmuz – Ağ

Ağu 16

Anamur�da doğdu. İlkokulu Anamur�da bitirdikten sonra Ortaokul ve liseyi Konya, Ceyhan ve Adana�da tamamladı, 1993 yılında başladığı lisans eğitimini 1998 de bitiren Ahmet Almaz ilk çalışması olan �Yıldızların Doğuşu� Gonca Yayınevi tarafından 1997 yılında yayınlandı.
Lisan eğitimi sonrasında Hasan Celal Güzel�in editörlüğünü yaptığı �Osmanlı� projesinde yer alan Ahmet Almaz �Yeni Avrasya� dergisi ve Ak Parti Genel Merkezi Dış İlişkiler Başkanlığı�nda görev yaptı. Biyografi.Net başta olmak üzere çeşitli dergilerde makaleleri yayınlanan Ahmet Almaz�ın diğer çalışmaları şunlardır:
Çocuklara Altın Öğütler/ Çocukların Vazifeleri, Ahsen Yayınları 2001
Tarihin Esrarengiz Bir Sahifesi/ �Dönmeler� ve � Dönmelerin Hakikati�, Kültür Yayıncılık ve Dağıtım 2002
Karahanlılar Tarihi, Oku Yayınları 2003
Büyük Gazi�nin Hatırat Sahifeleri / Atatürk�ün Hatıraları, Oku Yayınları 2003
Fergana Güzeli, Bilge Yayınları 2004
Abbase Sultan, Bilge Yayınları 2004
17 Ramazan Suikasti , Bilge Yayınları 2004
Nevzat Yalçıntaş�tan Tarihe Notlar / Irak�ta Neler Oluyor �Yalanların Dansı� ve�Komplo�

Ağu 16

Ahmed Cavid Paşa ( 1840)- (30.10.2016)
1840 yılında Kafkasya’da Vubıh (Soçi) yöresinde doğdu. Büyük Çerkes sürgününde (1864), yüz binlerce soydaşı gibi o da ailesi ile birlikte Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı. Bandırma’nın Çinge köyüne yerleşti. Aile adı Therkhet’dir.

Yurdunu kaybetmenin ve feci sürgünün getirdiği tüm acılara karşın, bir yandan Türkçe öğrenmeye çalışırken İstanbul’dan getirttiği kitaplarla kendi kendini yetiştirerek yeni ülkeye ve yaşama uyum sağladı. Daha sonra İstanbul’a giderek memurluk yaptı. Çeşitli devlet memurluklarında bulunduktan sonra, Suriye’de Suveyde, sonradan Bandırma, Yenipazar, İstanköy, Humus ilçelerinde Kaymakam olarak görev yaptı. İstanbul’da Zabtiye Nezareti’nde çeşitli görevlerde bulundu. Mirmiran rütbesiyle sivil Paşa rütbesi verilerek Pizren, Ergiri ve Şarkikarahisar’da da mutasarrıflık yaptıktan sonra emekli oldu. İstanbul’a dönerek Üsküdar’da yerleşti.

Kaybettiği yurdunun özlemini çeken ve soykırıma uğratılan halkının acılarını dindirmek için yaşamı boyu elinden gelen herşeyi yapan Therkhet Ahmed Cavid Paşa, 1897 yılında, hazırladığı Arap harfli Adige alfabesini litograf (taşbasması) ile gizlice bastırarak Çerkes folklor ve edebiyatından derlemeler yapmaya girişti. Bu bakımdan Türkiye’de Adige dilinin alfabesini ilk kez düzenleme onuru ona aittir.

Namık Kemal’in kişisel dostu olan Ahmed Cavid Paşa, Zabtiye Nezareti’nde şube müdürü olarak bulunurken onun Avrupa’ya kaçmasına da yardımcı olmuştu. Osmanlı Devleti’nde 1908′de ikinci kez Meşrutiyet yönetiminin yürürlüğe girmesi üzerine, merkezi İstanbul’da olmak üzere kurulan “Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti”nin kurucuları arasında yer aldı ve ölünceye kadar bu cemiyette başkanlık görevlerinde bulundu. Evvelce litografla ve gizlice bastırmış olduğu Çerkes (Adige) Alfabesi’ni 1909 ve 1910 yıllarında iki kez daha bastırdı. “Adige Yani Çerkes Lisanının Söylenişi Yazılışı” (İstanbul 1911) ve “Arab Cerf” (Arap Sarfı-Grameri) adlı Adigece-Türkçe iki de broşür yayınladı. Osmanlı basınında, Çerkes sürgünlerinin durumunu belirtip onların yerleştirilme şeklindeki aksaklıklardan yakınan, onlara daha uygun toprak ve otlaklar verilmesi için Dahiliye Nezaretinin (İçişleri Bakanlığı) dikkatini çeken yazıları da yayınlanmıştır. “Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti’nin organı olan “Qhuaze” (Rehber) gazetesinde Çerkes halk edebiyatından derlemelerini yayımlamış,Mehmet Ali Pçıhaluk ile birlikte hazırladığı Çerkesce-Türkçe Sözlük de bu gazetede kısmen yayımlanmıştır.

30 Ekim 1916′da İstanbul’da ölmüş olup mezarı Selimiye Camii haziresindedir.

Ağu 16

Ahmed Akgündüz ( 1955)
1955 yılında Diyarbakır�ın Çüngüş kazasına bağlı Malkaya köyü�nde doğdu. İlkokulu köyde tamamlayan Akgündüz, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi�ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. 1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi�nden; 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi�nden mezun oldu.Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi�ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde Mastırını ve 1986 senesinde de İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi adlı teziyle doktorasını tamamladı. 1987 senesinin Kasım ayında Hukuk doçenti olan Akgündüz, aynı yıl Konya selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi�ne Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Doçenti olarak tayin edildi.

1986-1991 yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylül�ünde Dumlupınar Üniversitesi�ne Hukuk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993� de aynı üniversiteye bağlı Bilecik İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi�ne Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyet Başkanıdır. 1997-1998 ders yılında Princeton Üniversitesi�nde misafir Profesör olarak araştırmalarda bulundu. Arapça, İngilizce ve Farsça bilmektedir. Evli ve iki çocukludur.

ESERLERİ
Osmalı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri / 12 cilt.
Mukayeseli İslam ve Osmanlı Hukuku Külliyatı.
İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi
Şer�iyye Sicilleri / 2 cilt Heyet ile birlikte
Belgeler Gerçekleri Konuşuyor / 5 cilt
Eski Anayasa hukukumuz ve İslam Anayasası
İslam�da İnsan Hakları Beyannamesi
Arşiv Belgeleri Işığında Sayıştay Tarihi
Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba
Arşiv Belgeleri Işığında eshab-ı Kehf ve Tarsus Tarihi
Arşiv Belgeleri Işığında Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri
Osmanlı�da Harem
Tabular Yıkılıyor / 2 cilt

Ağu 16

Agop Ayvaz
HAKKINDA YAZILANLAR

Tiyatro, Agop Ayvaz�ı uğurladı
www.ntv.com.tr 05 Ekim 2006

Tiyatro adamı Agop (Hagop) Ayvaz�ın cenaze töreni bugün (5 Ekim Perşembe) Feriköy Surp Vartanats Ermeni Kilisesi�nde gerçekleştirildi ve sanatçının naaşı Şişli Ermeni Mezarlığı�na defnedildi.

İSTANBUL – Agop Ayvaz, Birinci Dünya Savaşı yıllarından günümüze uzanan asırlık ömrü boyunca toplumumuza, özellikle de Osmanlı Tiyatrosu�na büyük hizmetler sunmuştu.

Yıllarca tiyatroya emek veren, Türkiye�deki ilk Ermenice tiyatro dergisi olan �Kulis�i 50 yıl boyunca kesintiye uğratmadan yayımlamayı başaran Ayvaz, 29 Eylül Cuma günü hayata gözlerini yumdu.

ÜSTÜN AKMEN: TİYATRO İÇİN BÜYÜK KAYIP

Tiyatroyla onikisinde tanışıp, onsekizinde oyuncu olarak işe başlayan, Türk Tiyatrosunun belki de son yaşayan tanıklarından 1911 doğumlu Agop Ayvaz�ın ölümü üzerine bir açıklama yapan Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi Başkanı Üstün Akmen, �Agop Ayvaz Türk Tiyatrosu için unutulmayacak bir markaydı. Türk tiyatro tarihinin bu ulu çınarı Naşit Özcan, Baltazar ve Karakaş ile aynı sahneyi paylaşmış canlı bir tarih, son günlerine kadar seyirci koltuğunda sahne tozu yutmayı sürdüren mümtaz bir tiyatro tutkunuydu,� dedi.

Agop Ayvaz�ın 1946 yılında iki arkadaşıyla birlikte �Kulis� adlı haftalık, Ermenice tiyatro dergisi çıkarmaya başladığına ve bu yayının eksilmeyen bir heyecanla tam 50 yıl sürdüğüne de değinen Akmen, �Esasında Agop Ayvaz�ın tiyatro sevdasını oyunculuk ve dergicilikle sınırlı tutmamak gerekli. Türk tiyatrosunu kuran, emek veren kişilerin mezarlarının bakımını da gönüllü olarak o üstlenmişti. Agop Ayvaz�ın eski tiyatrocuların mezarlarına ilgisi, zaman içinde Şişli Ermeni Mezarlığı�yla da sınırlı kalmadı. Haldun Taner�in, Neyyire Neyir�in ve diğerlerinin mezarlarını da ziyaret ederek, gerekirse bakımlarıyla bizzat uğraşırdı,� dedi.

Akmen, Agop Ayvaz�ı, �Işıklar içinde yatsın� sözleriyle yad etti ve Agop Ayvaz�ın ölümünün Türk Tiyatrosu�nun olduğu kadar Ermeni tiyatrosever vatandaşlarımızın da kaybı olduğunu sözlerine ekledi.

Ağu 16

Agatha Chiristine
Agatha Christine 1926′da altınca romanı olan Roger Ackroyd Öldürüldü yayınlanana kadar tanınmış bir isim olmadı-bu roman yalnız onun degişisik tipi Hercule Pairt’yu ortaya cıkarmakla kalmadı, tamamen farklı cinayet ağıyla dedektif romanlarında bir devrim yarattı. İngiltere’nin kırsal kesimlerinden Torquay’da dogan ve bu bölgenin özelliklerini romanlarında kullanan Christie bütün yaşamı boyunca, en fazla Orta Doğu’ya olmak özere bir çok yolculuk yaptı, bu da romanlarının bir kısmında kendini gösterir. Poirot’nun yanı sıra Miss Jane Marple’ı da yarıttı, bu kişilik Mrs McGillcuddy Ne Gördü gibi bazı romanlarında cinayetleri çözdü. Christie romanlarının yanında Fare Kapanı ve Davanın Tanığı gibi oyunlar da yazdı.

Ağu 16

Adolf Hitler ( 20.04.1889)- (1945)
20 Nisan 1889 yılında Branau kasabasında doğdu. İlk tahsilini doğduğu kasabada gördü. Orta tahsilini Viyana civarındaki Lintz şehrinin realschule’sinde yaptı. On üç yaşında babasını, on altı yaşında annesini kaybetti. Orta öğrenimini bitirince Viyana sanayi mektebine yazıldı. Kendi kendini eğitti. Viyana’da bir mimarın, sonra da nakkaşın yanında çalıştı. 1912′de Viyana’dan Münih’e geldi. 1914′de Cihan Harbi çıkınca Hitler Bavyerada Alman ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını Milli Sosyalist Alman İşçi Fırkası olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Gazetede fırkasının fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.

1924′de hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde Mücadelem isimli hatıralarını yazdı. Aynı zamanda fırkanın yeni teşebbüslerini hazırladı.

Onun kurduğu Nasyonal Sosyalist Parti�ye halk “Nazi” ler dedi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen “Führer” lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya’yı Versay’ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesin lazım geleceği programın esaslı maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder.Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda Almanya�yı süper güç haline getirdi.Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya�yı karşısına aldı.Bu cephe genişliği II.Dünya Savaşı�nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu.Savaş sonucunda Almanya�nın yenilgisini gören Adolf Hitler intihar ederek hayatına son verdi(1945).

HAKKINDA YAZILANLAR

1.Yabancıların Gözüyle Hitler
Hitler’in Dünyaya Bakışı
Osman Öndeş
Boğaziçi Yayınları

2.Nazi Kadınları
Anna Maria Sigmund
Doğan Kitapçılık / Dünya Tartışıyor Dizisi

Adolf Hitler’in kadınları cezbeden ve zaman zaman büyük mitinglerde kitle histerisine yol açan bir gücü vardı. Toplumun kalburüstü tabakasına mensup kadınlar, hayranlık duydukları Hitler’e iktidara giden yolu açtılar. Hanna Reitsch, Leni Riefenstahl ve Winifred Wagner gibi gözde kadınlar, ününü artırdılar. Yeğeni Geli Raubal Hitler yüzünden intihar etti, Eva Braun beraber ölüme gitti. Tabii ki Hitler’in yardımcılarının yanlarında da kadınlar yer alıyordu, günümüzde az tanınıyor olsalar da. Bu kadınlar nasıl bir yaşam sürdüler? Sahne gerisinde resmi olarak hangi rolleri üstlendiler? Magda Goebbels, 1945 yılında altı çocuğunu birden öldürme kararını nasıl verdi? Carin ile Emmy, Göring’in morfin bağımlılığı konusunda ne düşünüyordu? Henriette von Schirach, kocası 60 000 Viyanalı Yahudi’yi toplama kamplarında yolladığında neler hissetti? Unity Mitford ve nasyonal sosyalizmin diğer seçkin kadınları, propagandası yapılan “Erkek halka, kadın aileye sahip çıkar” idealine uydular mı? Anna Maria Sigmund bütün bu sorulara cevap arıyor. Sonuç, Nazi Almanyası’nda kadınların durumuyla ilgili büyüleyici bir kitap.

Ağu 16

Adnan Binyazar ( 07.03.1934)
7 Mart 1934 yılında Diyarbakır’da doğdu. Dicle Köy Enstitüsü’nü, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Çorum ve Maraş İlköğretmen okullarında, Ankara Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Yüksekokulu’nda, Gazi Eğitim Enstitüsü’nde, Şentepe Lisesi’nde, Devlet Konservatuarı’nda, İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda öğretmenlik yaptı. Türk Tarih Kurumu’nda görev aldı. 1978 yılında Kültür Bakanlığı Tanıtma ve Yayınlar Dairesi başkanlığına getirildi ve bu görevi sırasında Ulusal Kültür ve Çeviri dergilerinin sorumlu yönetmenliğini yaptı. Türk Dil Kurumu Yayın kolu başkanlığına seçildi. 1981 yılında gittiği Berlin’de Eğitim Senatosu’nda çalışırken, İncila Özhan’la birlikte 6 ciltlik Türkçe/Dil ve Okuma Kitabı’nı ve bu çalışmalara yönelik bir Öğretmen Kılavuzu’nu hazırladı. Gymnasiumlar için Türkçe Müfredat Programı hazırlama kurullarına başkanlık yaptı. İsveç ve İsviçre’de öğretmen yetiştirme projelerinde görev aldı.

Binyazar, toplumcu düşünce ilkesiyle yazdığı deneme ve öznel eleştirilerini Toplum ve Edebiyat, Kültür ve Eğitim Sorunları, Ağıt Toplumu, Ozanlar Yazarlar Kitaplar adlı kitaplarında topladı.

Binyazar’ın öteki kitapları ise Yazmak Sanatı (Emin Özdemir’le birlikte), Dede Korkut, Cumhuriyet’in 50 Yılında Atatürk Yolunda 40 Yıl, Aşık Veysel, Yazın ve Bilim Dilimiz, (Metin Öztekin’le birlikte), Yazılı Anlatım Bilgileri (Emin Özdemir’le birlikte), Kan Turalı, Türk Dilinde 25 Ünlü Eser, Dedem Korkut/Vier attürkische Nomadensagan (Türkçe-Almanca), Yaralı Mahmut, 15 Türk Masalı, Öğretmen Kılavuzu, Halk Anlatıları. Eleştirilerinde kalıpların, kuralların içine sıkışıp kalmayan Adnan Binyazar, Türk dili ve yazınının tutkunlarından. Binyazar’ın eleştiriye bakış açısı, “Bir gün bir adam bana Marksist dedi. Ben de döndüm adama dedim ki siz bana Marksist diyerek aslında iltifat ediyorsunuz. Çünkü bir adamın Marksist olabilmesi için bütün klasik felsefeyi bilmesi lazım. Dünya ekonomisine hâkim olması, çağdaş düşünceyi temsil edecek düzeyde olması lazım. Benim için bunlar hayal; böyle olmaya çaba gösteriyorum, keşke olsam,” sözleriyle anlam kazanıyor. Binyazar, yalın, içten, duyarlı ve gösterişsiz yazımıyla deneme türüne de yeni bir boyut kazandırmıştır.

Adnan Binyazar, Masalını Yitiren Dev adlı anı-romanında yoksulluk içinde geçen çocukluk dönemini anlatıyor. Ancak 14 yaşında ilkokula gidebilen Binyazar, yaşamla verdiği dişe diş mücadeleyi, abartıya, duygusallığa yer vermeden paylaşıyor okurla. Kendisi küçükken ayrılan annesiyle babası arasında kalan paramparça çocukluğu, İstanbul’da kimsesiz sokaklarda kalışı, pazarlarda hamallık, fabrikalarda işçilik dönemi, öldüresiye döven ustasının yaşattığı acılar, Binyazar’ın köy enstitüsüne adım atmasıyla son bulur. Binyazar, Ağın-Diyarbakır-Elazığ-İstanbul ekseninde geçen çocukluk yıllarını kaleme alırken o yılların Türkiyesi’ne ve yaşam biçimlerine de ayna tutar aynı zamanda. Diyarbakır’da bir genelevin bitişiğindeki bir avluda birlikte yaşadığı Haco Bibi, Möho, Zeko Bibi, Valentino, Leylo… birer roman kahramanı gibi canlanır.

Adnan Binyazar, özyaşamöyküsü için Masalını Yitiren Dev adını seçmesini, “Çocukluk bir dev masalıdır. Masalı bozulmuş çocukluk neyse masalını yitiren dev de odur. Birbirlerini yitirdiklerinde çocukluk devin, dev çocukluğun büyüsünü bozar. Büyüsü bozulan çocuk ise yaşamı boyunca masalını arayan bir dev gibi savrulup durur,” diye açıklıyor. Binyazar, Masalını Yitiren Dev’de ‘kendi açtığı kuyusunun içine dalarak’ yaşadıklarına yazınsal anlamda sahip çıkıyor.

Ağu 16

Adil Hikmet Bey
ESERLERİ:
1.Asya’da Beş Türk
Adil Hikmet Bey
Ötüken Neşriyat / Kültür Serisi

Tarihler 1914′ü gösterdiğinde dünya üzerinde bir cihan savaşının kopacağını gösteren bulutlar dolaşıyor ve ilgili devletler savaş hazırlıklarını son hızla sürdürüyorlardı.Devlet-i Aliye’yi Osmaniye’de iktidarı kesin olarak ele geçirmiş olan İttihat ve Terakki Fırkasının en etkili mensubu harbiye nazırı ve Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Reisi (daha sonra başkumandan vekili de oldu) Enver Paşa idi. Enver Paşa bir taraftan oduyu ıslah ederken, diğer taraftan propaganda faaliyetlerini yürütmek üzere Teşkilat-ı Mahsusa isimli bir istihbarat teşkilatı vücuda getirmişti.

Başarısız kalan Osmanlıcılık politikasını bırakıp Türkbirliği ve İslambirliği politikalarına sarılan Enver Paşa, Teşkilat-ı Mahsusa’nın mensuplarını bütün Türk ve İslam ülkelerine salmıştı. Bu meyanda beş kişiyi de 1914′te Hindistan üzerinden Türkistan’a göndermişti. (Daha önce de Ahmet Kemal İlkul, Talat Paşa tarafından öğretmen olarak Doğu Türkistan’a yollanmıştı. İlkul’un hatıraları 1997′de Ötüken Neşriyat tarafından yayılanmıştır). Bu beş kişi 1916′daki büyük Türkistan isyanının bir safhası olan Kırgızların başlattığı Yedisu isyanını idare etmiş ve Ruslara büyük zayiat verdirmiştir. Yedisu isyanının Erkan-ı
Harbiye Reisliğini(‘kurmay başkanlığını) yürüten piyade yüzbaşısı Adil Hikmet Bey, hatıralarını 1928 yılında, Arap harfleriyle Cumhuriyet gazetesinde neşretmiştir. Dr. Yusuf Gedikli bahsi geçen hatıraları Latin harflerine aktarmış ve notlarla şerh edip bu eseri meydana getirmiştir. Tarihe ışık tutan bu eserin de İlkul’un eseri gibi okuyucularımız ilgisini çekeceğine inanıyoruz.

Ağu 16

Aclan Sayılgan ( 1924)- (05.09.2001)
HAKKINDA YAZILANLAR

Aclan Sayılgan öldü
Radikal 07 Eylül 2001

AA – İZMİR – Devlet Tiyatrosu’ndan emekli oyuncu Aclan Sayılgan İzmir’de öldü. Sayılgan 77 yaşındaydı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü bitirdikten sonra Devlet Tiyatroları’nda oyuncu ve yönetmen olarak görev alan Sayılgan’ın ‘Türkiye’de Sol Hareketler Tarihi’ isimli bir araştırma kitabı ile ‘Tutuklama’ ve ‘Deprem’ adlı romanları bulunuyor. Sayılgan, dün İzmir Devlet Tiyatrosu Konak Sahnesi’ndeki törenden sonra Hamidiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

X
Aclan Sayılgan Celal Öcal
Orkun 45.Sayı

“Bir pınarın serin sularına giden biri gibi Komünizm’e gittim ve boğulmuş cesetlerin ve sel basmış şehirlerin enkazı ile zehirlenmiş bir nehirden tırmanarak çıkan biri gibi komünizmi terkettim” diyen ARTHUR KOESTLER’e benzer şekilde Türkiye’yi Sovyetler Birliği’ne bağlı bir sözde cumhuriyet yapma eylemlerinin olanca şiddetiyle hüküm sürdüğü yıllarda bir tiyatro sanatçısı eserleriyle bu tehlikeye dikkat çekiyor, Sovyet devrimi gibi Türkiye’de de kan dökmekten çekinmeyen insanlara, şuursuzca bu eylemlere destek verenlere, Sovyetler Birliği’ni, Marksizmi, Sultan Galiev’i, İhtilâlin önce kendi adamlarını nasıl yediğini anlatıyordu.

Kendis iyle gazetelerin adından çok bahsettiği, Tarık Buğra’nın meşhur eseri “Ayakta Durmak İstiyorum” tiyatro oyununun İzmir’de sergilenmesi nedeniyle tanışmıştım. Macar İhtilâli’ni konu alan bu oyunda, Sovyet işgaline karşı yurtlarını savunan Macarlar anlatılıyordu. İçine girdiği Komünist örgütlerin iç yüzünü anlayınca bu büyük tehlikeye dikkat çeken eserler verdi.

Geçen zaman, onun düşüncelerinin ne kadar haklı olduğunu gösterdi.

Aclan Sayılgan’ın, sağlık ve çeşitli sebeplerle 1970′den sonra yeni eserler meydana getirememesi kaybımız oldu. Oysa Sovyetler Birliği’nin dağılmasının, Türkistan Türk Cumhuriyetlerinin oluşumunun, cezaevi isyanlarıyla kendi militanlarını yakarak ölüme götüren sol terör örgütlerinin durumunu yaşadığı tecrübelerin ışığında Aclan Bey’in değerlendirememiş olması büyük eksiklikti.

Aclan Sayılgan 1924 yılında İzmir’de doğdu. 5 Eylül 2001′de İzmir’de vefat etti. Basınımızın eski tüfek sanat eleştirmenleri Aclan Bey’e duyarsız kalarak tepkilerini gösterdiler.

Hizmetlerini saygı ve rahmetle anıyoruz.

Eserleri:
1- İnkâr Fırtınası (1962) Otobiyografi.
2- Tutuklama (Roman)
3- Deprem (Roman)
4- Yeni Sol
5- Ansiklopedik Marksist Sözlük
6- Bizim Radyo ve Operlörleri
7- Marksist Diyalektiğin Sonu
8- Soldaki Çatlaklar
9- Soldaki Bitmeyen Kavga
10- Mazlum Milletler Karşısında SSCB-Sultan Galiev
11- Yunanistan Buhranı
12- Solun Doksan Dört Yılı (1. Baskı)
13- Türkiye’de Sol Hareketler (2. Baskı Hareket Yayınları, 3. Baskı Otağ Yayınları)
14- Dünyayı Saran Tehlike
15- Parazit
16- Gölgenin Bitimi (Mehmet Soğuksulu) Hâkimiyet Gazetesi, tefrika
17- Kabahat Kimde Çehreler
18- Lenin’in Kadavrası (imzasız).

Ayrıca, çok sayıda basılmamış tiyatro oyunları bulunmaktadır.