Ağu 16

Süreyya Serdengeçti
Merkez Bankası’nda 1980 yılında göreve başlayan Serdengeçti, önce dış borç ertelemelerinde çalıştı. Daha sonra döviz rezervlerinin yönetimi alanına geçen Serdengeçti, 1990′da Döviz İşlemleri Müdürü, 1992′de Açık Piyasa İşlemleri Müdürü oldu ve 1994′de Genel Müdür Yardımcısı olarak, Genel Sekreterlik Basın Danışmanlığına getirildi. Serdengeçti, aynı yıl Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün, Genel Müdür Yardımcılığına atandı ve Ödemeler Dengesi ile Uluslararası Kuruluşlar alanlarında çalıştı. Süreyya Serdengeçti, Mayıs 1996 tarihinden bu yana, Para Piyasaları ve Fon Yönetimi Genel Müdürlüğü görevini sürdürüyordu. Serdengeçti, 2 Ocak 1998 tarihinde Başkan Yardımcısı olarak atandı.

HAKKINDA YAZILANLAR

Paranın patronu Serdengeçti Hürriyet 3 Mart 2001

KASIM krizinin ikinci dalgasıyla geçen ay karşılaşan Türkiye’de ekonomi yönetimi tepeden tırnağa değişti. Dün Başbakan Bülent Ecevit, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş’in kabineye alınarak ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olduğunu açıkladı. Başbakan Ecevit, Derviş’e bağlı olarak çalışacak Merkez Bankası Başkanlığı’na, 21 yıldır Merkez Bankası’nda çalışmakta olan başkan yardımcılarından Süreyya Serdengeçti’nin atandığını bildirdi.

GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM 16 MAYIS 2001

Serdengeçti, Para Programı’nı açıkladı
Hürriyet 16 Mayıs 2001

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, 2001 Para Programı’nı açıklarken, piyasaya şu mesajları verdi: ��Dalgalı kura devam ediyoruz. Döviz kurları enflasyonun öncü göstergesi olduğu için ani şoklara karşı faiz silahı kullanılacak. Piyasayı bozucu şoka izin verilmeyecek.��

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, 2001 yılı Para Programı’nı açıkladı. Serdengeçti, 22 Şubat sabahından itibaren uygulanmaya başlanan dalgalı kur politikasının süreceğini belirterek, ��Dövizde ani dalgalanmalar olursa, Merkez Bankası bu dalgalanmalara tepkisini gösterecek. Piyasayı bozucu şoklara izin verilmeyecek�� dedi.
IMF’nin Türkiye’ye sağlayacağı 15.7 milyar dolarlık (Türkiye’nin IMF’ye olan ödemesi düştükten sonra 14.3 milyar dolar) mali kaynağın IMF İcra Direktörleri Kurulu’nca görüşüldüğü sıralarda, eşanlı olarak Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti de 2001′in son sekiz ayına ilişkin 39 sayfalık para politikasını açıkladı.

Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemdeki önceliğinin dalgalanmaya bırakılan döviz kurlarının enflasyonist etkisini en aza indirmeye yönelik para politikası olduğunu bildiren Serdengeçti, ��Orta vadede ise para politikasının nihai amacı fiyat istikrarı olarak belirginleşecektir�� dedi. Merkez Bankası için yeni kur rejiminin tutarlı sürdürülebilirliğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Serdengeçti, �kriz fırsatçılarını� uyardı. Serdengeçti, bu konuda şöyle dedi:
��Günlük bazı fırsatları, riskleri ve eğilimleri değerlendirmenin önemli olduğunu düşünmekle birlikte, piyasa katılımcıları tarafından verilecek her türlü olağandışı veya aşırı reaksiyon yalnızca, kademeli olarak oluşturulmaya çalışılan dengeleri bozmaya yönelik olacaktır. Merkez Bankası, sözkonusu durumlar karşısında para politikası araçlarını tutarlı ve etkin biçimde kullanacaktır.��

REZERVE 3.7 MİLYAR
Serdengeçti, IMF ve Dünya Bankası’ndan gelecek kaynağın 3.7 milyar dolarlık (Net olarak 2.4 milyar dolar) bölümünün Merkez Bankası rezervlerini desteklemek amacıyla kullanılacağını söyledi. Sözkonusu kaynağın 6.5 milyar dolarlık bölümünün ise Mayıs ve Haziran aylarında kullanılacağını söyleyen Serdengeçti, bu konuda şu açıklamayı getirdi:
��Döviz rezervlerimizi artırarak dış yükümlülüklerin karşılanmasında önemli bir rahatlama sağlayacak olan bu imkan, kamu ve fon bankaları operasyonunun başarısı ve iç borç stoğunun sürdürülebilirliğini devam ettirebilmek açısından da, bankamızın önümüzdeki 5 aylık dönemde Hazine’yi fonlayabilmesine olanak tanımaktadır. Bu kaynağın mali piyasalarda istikrarın sağlanmasına önemli katkıda bulunarak, faiz oranlarının aşağı çekilmesine ve döviz kurlarının dengeye kavuşmasına yardımcı olacağına inanmaktayım.��

Para tabanının bu yıl yüzde 25.8 artmasının öngörüldüğünü söyleyen Serdengeçti, sözlerini şöyle sürdürdü:
��Diğer bir deyişle, geçen yıl sonunda 5.8 katrilyon TL olan para tabanı değerinin bu yıl sonunda 7.3 katrilyon TL olması öngörülüyor. Bu oran belirlenirken yüzde 52.5 oranındaki yıl sonu TÜFE artışı ile yüzde 3′lük reel GSMH gerilemesi gözönüne alınmıştır.��

Merkez Bankası Başkanı, mevcut durumda bekleyişlere yönelik belirsizlikler nedeniyle Net İç Varlıklar düzeyinde de belirsizlik olduğunu söyledi. Serdengeçti, ��Bu nedenle gelişmelere göre para tabanına ilişkin sözkonusu hedefler gerekli gördüğü taktirde revize edilebilecektir�� dedi.

Bu sürecin doğrudan hedeflenmesinin önkoşulları sağlanana kadar geçiş süreci olduğunu vurgulayan Serdengeçti, ��Merkez Bankası kısa vadede parasal büyüklüklerin kontrol edilmesine yoğunlaşacaktır�� diye konuştu.
2001′in enflasyonsuzlaşma adına kayıp bir yıl olduğunu hatırlatan Serdengeçti, ��Ama Türkiye ekonomisinin yapısal problemlerini çabuk ve kalıcı bir şekilde çözebilmek açısından da bir kazanç olduğunu söylemeliyim�� dedi. Serdengeçti, konuşmasını şu mesajla bitirdi:
��Dünya ekonomilerinde enflasyonun sonu gelirken, enflasyonun son kalesi olarak görülmek, hakettiğimiz yere gelmemizi zorlaştırmaktadır.�

Merkez Bankası 2001′de piyasada neler yapacak?
Döviz kurları piyasada arz ve talep koşullarına göre belirlenecek.
Dövize müdahale, kurda aşırı dalgalanmaları önleme yönünde olacak.
Kura müdahale uzun dönemli değeri etkileyecek çapta olmayacak.
Dövize müdahale döviz ihalesi yöntemi kullanılarak yapılacak.
Dövize dayalı risk yönetimi enstrümanları oluşturulacak.
Piyasalara işlerlik kazandırılması için çaba gösterilecek.
Kısa dönem faizler etkin biçimde kullanılacak.
Para tabanı 2001′de yüzde 25.8 artacak. Para tabanı değeri yıl sonunda 7.3 katrilyon lira olacak.
Yıl sonu net iç varlıkların değeri en fazla 21 katrilyon lira olabilecek.
Kamu ve fon bankalarının gecelik borçlanma gereği bu ay sonunda 7 katrilyon liraya düşürülecek.
Merkez Bankası, Fon bankalarından doğrudan alacağı borçlanma senedi tutarını 14 katrilyon liraya çıkararak vadeli repo stok değerini 7 katrilyon TL’ye indirecek.

Para Programı’nda 2001 hedefleri
Net iç varlıklar (Trilyon TL)
Dönemler Tavan Değerler
31 Mayıs (Performans Kriteri) 9.750
30 Haziren (Performans Kriteri) 13.250
31 Ağustos (Performans Kriteri) 15.850
30 Ekim (Performans Kriteri) 19.500
31 Aralık (Gösterge Değer) 21.000

Ne anlama geliyor
Merkez Bankası, Hazine’nin borç yönetimini kolaylaştırmak için kullandıracağı dış finansmanı net iç varlıklarda gösteriyor. Bu kaleme göre Merkez Bankası’nın Hazine dahil bütün iç piyasalara olan Türk Lirası cinsinden yükümlülükleri aylar itibariyle en fazla �tavan değerler� kadar olabilecek. Yıl sonunda 21 katrilyon lira olarak hedeflenen bu büyüklük, Hazine finansmanı çıkartıldıktansonra 9.5 katrilyon lira seviyesinde olacak. Yani, IMF’den gelecek para kadar Hazine’ye para aktarılabilecek.

IMF’den kotamızın 16 katı para geliyor
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, bu yıl içinde IMF ve Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye gelecek kaynağın brüt 15.7 milyar dolar düzeyinde olduğunu, bunun netinin 14.5 milyar dolara denk geldiği belirtildi. Devlet Bakanı Kemal Derviş’in açıkladığı ��Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı��nda, Türkiye’nin IMF’den alacağı kaynağın, normal kotasının 16 katı düzeyinde olduğu vurgulandı.

Soruşturma olsa da döviz alır-satarız
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, kurun serbest bırakılması nedeniyle bir kredibilite kaybının söz konusu olduğunu belirterek, ��Merkez Bankası’nın bir kredibilete kaybı da söz konusudur. Bu kredibilite kaybı da doğaldır��dedi. Merkez Bankası’nın operasyonlarının her zaman incelenebileceğini de ifade eden Serdengeçti, �Merkez Bankası’nın herhangi bir operasyonunun incelenmiş olması veya incelenecek olması takdir edersiniz ki Merkez Bankası’nı operasyon yapmaktan alıkoymaz. 14 yıldır yaptığımız gibi biz bankalara gene ucuz ve pahalı kurdan döviz almaya ve döviz satmaya devam edeceğiz hiçkimsenin şüphesi olmasın.��

Ağu 16

1890 yılında İstanbul�da doğdu, 1967 yılında öldü. Ağabeyi Kemal Seden’le
birlikte ilk sinema salonlarından birini açarak (1914) işletmeciliğe başladı.
Ve Kemal Film (Seden Kardeşler)şirketini kurdu (1922).

Önemli filmleri: Kanun Namına, Kaatil, Öldüren Şehir (Lütfi Ö. Akad); Namus
Uğruna (Osman F. Seden).

Ağu 16

Nurullah Tevfik Ağansoy ( 1960)- (27.08.1996)
Nurullah Tevfik Ağansoy Yaşar-Ayşe oğlu, 1960 Bitlis doğumludur. Ülkücü görüşü benimsiyordu.12 Eylül1980 öncesi, Istanbul/Şişli ve Gültepe’de adam öldürme, yaralama,bomba atma türünde muhtelif eylemlerle ilgili olduğu gerekçesiyle 20.5.19797 tarihinde Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Nolu Askeri mahkemesince tutuklanmıştır. Ancak anılan mahkemece tutuksuz olarak yargılanmasına karar verilmiş, bilahare beraat etmiştir.

10.07.1981 tarihinde, Zafer Ereske’nin 1980 yılında öldürülmesine iştirak edenler arasında bulunması nedeniyle tutuklanmıştır.
29.01.1981′de bomba atmak, ruhsatsız silah taşımak suçlarından mahkum edilmiştir.
24.04.1988 tarihinde Metris Cezaevi’nde bulunduğu sırada pişmanlık yasasından istifade etmek amacıyla dilekçe vermiştir.
27 Ağustos 1996 tarihinde Istanbul’da Tansu Çiller’in koruma polisleri Celal Babür ve Ferda Temel ile birlikte iken, Alaattin Çakıcı’nın adamları tarafından yapılan saldırı sonucunda Babür’le birlikte hayatını kaybetmiştir.

Ağu 16

Şerafettin Elçi ( 1938)
1938 yılında Cizre�de doğdu.Tarım ve mahalli işlerle uğraşan bir ailenin çocuğuyduCumhuriyet dönemindin önce geniş arazileri olan aile, arazileri Suriye sınırları içinde kalınca ekonomik sıkıntıya girdi.Babası Türkçe�yi askerde öğrendi.Şerafettin Elçi ilk ve ortaokulu Cizre�de, liseyi Mardin�de Hukuk Fakültesi�ni ise 1955�te Ankara�da okudu.1959 açılan 49�lar Davası�nda Elçi Ailasi de yargılandı.Diyarbakır�da avukatlık stajını yaptıktan sonra Cizre�de avukatlık yaptı.12 Mart 1971 sonrasında Diyarbakır Cezaevi�nde 8 ay kaldı.1977 genel seçimlerinde Adalet Partisi�nden Mardin Milletvekili seçildi.1978 yılında 11�ler diye anılan grupla birlikte AP�den ayrılıp Bülent Ecevit liderliğindeki hükümete Bayındırlık Bakanı olarak katıldı.12 Eylül 1980�den sonra beyanatları sebebiyle 30 ay cezaevinde kaldı.Kürt Kültür ve Araştırma Vakfı�nı ardından da 3 Ocak 1997 tarihinde Demokratik Kitle Partisi�ni kurdu.Parti, Anayasa Mahkemesi tarafından programında yer alan bazı görüşler sebebiyle devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı bulunarak 26 Şubat 1999 tarihinde kapatıldı.Elçi, uzun yıllardır sürdürdüğü yeni bir siyasi parti kurma arayışlarını 19 Aralık 2006 tarihinde KADEP’i kurarak tamamladı.

GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM

Şerafettin Elçi Barzani ile görüştü
Sabah 17 Mayıs 2001

PKK, IKDP Başkanı Mesut Barzani’nin, PKK karşıtı eski milletvekili Şerafettin Elçi ile Ankara’da bir araya gelmesinden rahatsız oldu. PKK, çeşitli partilere mensup Kürt milletvekillerinin de katıldığı yemekte ‘Türkiye’de PKK karşıtı yeni bir Kürt partisi kurulması” fikrinin gündeme gelebileceği ihtimalinin peşine düştü. Sözde Başkanlık Konseyi üyelerinden Osman Öcalan, PKK Avrupa sorumlusu Rıza Altun’a verdiği talimatta Ankara’da konuşulanların öğrenilmesini istedi.

xxx

HABER

KADEP, FEDERATİF SİSTEM YANLISI
www.haber10.com
19.12.2006

Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) Kurucu Genel Başkanı Şerafettin Elçi, kuruluş dilekçesinin verilmesinin ardından yaptığı açıklamada, KADEP’in �insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne bağlı, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, laik ve demokratik bir siyasi parti� olduğunu söyledi.

�Toplumsal yapıya ve çağdaş demokratik anlayışa ters olan devlet düzeni değişmelidir� diyen Elçi, en makul ve adil devlet modelinin, federatif sistem olduğunu iddia etti. Elçi, şunları kaydetti:
�Türkiye’nin temel ve öncelikli sorunu olan Kürt sorununa, adil, makul ve kalıcı bir çözüm federatif sistemle sağlanır.

KADEP, Türkiye’nin mevcut sınırlarına saygılı, Kürt sorununu bu sınırlar içinde federatif sistemle çözmeyi hedeflemiştir. KADEP her türlü şiddeti reddeder, barışçıl, demokratik, siyasi mücadeleyi benimser.�

DAHA ÖNCE KURDUĞU PARTİ KAPATILMIŞTI

1977 genel seçimlerinde Adalet Partisi’nden (AP) Mardin Milletvekili seçilen Şerafettin Elçi, 1978 yılında 11′ler diye anılan grupla birlikte AP’den ayrılarak, Bülent Ecevit liderliğindeki hükümete Bayındırlık Bakanı olarak katıldı. 12 Eylül 1980′den sonra 30 ay cezaevinde kalan Elçi, 3 Ocak 1997 tarihinde Demokratik Kitle Partisi’ni kurdu. Parti, Anayasa Mahkemesi tarafından programında yer alan bazı görüşler sebebiyle �devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı� bulunarak 26 Şubat 1999 tarihinde kapatıldı.

Ağu 16

Nuri Demirağ ( 1886)
1886�da Divriği�de doğan Demirağ Maliye Mektebi�nde öğrenimini yarım bırakarak bir süre memleketinde öğretmenlik yaptı, ardından Ziraat Bankası�na girdi. Maliye Nezareti�nin açtığı sınavı kazanınca, maliye memuru olarak İstanbul�a atandı, 1918�de maliye müfettişi oldu. Mütareke yıllarında bu görevinden sitifa ederek ticaret hayatına atıldı; ürettiği �Türk Zaferi� adlı sigara kağıdıyla kısa sürede oldukça büyük servet edindi. Sigara kağıdı üretimi İnhisarlar İdaresi�ne verilince (1925), bir ithalat ve ihracat bürosu kurdu. Bir süre sonra bu büroyu kapatıp yüksek mühendis olan kardeşi Abdurrahman Nuri Demirağ ile birlikte müteahhitliğe başladı.

Karabük Demir Çelik Tesisleri (1930), İzmit Kağıt Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası, Sivas-Erzurum demiryolu hattı (1938-1939) projelerini gerçekleştirdi. Kişisel çabalarıyla İstanbul Yeşilköy�de ilk büyük havaalanını yaptı; aynı yerde bir uçak fabrikası ve pilot okulu kurdu. Fabrikada Türk Tayyare Cemiyeti�nin siparişlerini üretmeye başladıysa da devletten destek görmediği için bir süres sonra üretimi durdurmak zorunda kaldı.

1945�te Milli Kalkınma Partisi�ni kurdu. Parti seçimlerde başarılı olamadı ve giderek etkinliğini yitirdi. 1954�te Demokrat Parti listesinden bağımsız Sivas milletvekili seçilen Demirağ bu görevi ölümüne değin sürdürdü.

Cumhuriyet döneminin ilk Türk demiryolu müteahhitlerinden Nuri Demirağ 13 Kasım �����.�da İstanbul�da öldü.

Ağu 16

Tevfik Arutay
M. Tevfik Arutay Galatasaray Lisesi 1929 mezunu M.Tevfik Arutay; Çerkeşşeyhizade Mehmet Bahabey, ile Behire hanımın oğlu, Nedret Atav, Ayşe Önge, Saffet Tanman ve Şahika Turan’ın kardeşi, Nili Arutay, Ayşe Ünal ve Ali Kahyaoğlu’nu babası, İnci Kıraç, Yılmaz Önge, Lale Önge, Hulusi Tanma ve Baha Tanman’ın dayısı, Fahri Tanman’ın kayınbiraderi, Bülent Ünal ve Semra Kahyaoğlu’nun kayınpederi ve Belkıs Arutay’ın eşidir.

Ağu 16

Nesim Malki
Nesim Malki
Musevi asıllı işadamı Malki, 28 Kasım 1995′te Bursa’da Özdilek Tesisleri önündeki trafik ışıklarında düzenlenen saldırı sonucu öldürüldü. Tunca Tekstil’in sahibi olan Nesim Malki, piyasaya faizle para vermesiyle tanınıyordu.

Ölmeden bir süre önce Trabzonspor Kulübü eski başkanlarından Sadri Şener’in iflasına neden oldu. Bu nedenle kurşunlanan Malki, olaydan kılpayı kurtuldu.

Kıbrıs’ta 1993 yılında Tunca Bank’ı kurdu ve Genel Müdürlüğü’ne Emlakbank’ın eski Genel Müdürü Şükrü Karahasanoğlu’nu getirdi. Kısa bir süre sonra Bank Indosuez Türkiye’yi satın aldı.

Ancak bu satış Hazine engeline takıldı. Malki’nin uyarılarına rağmen Sümerbank ihalesine giren ve 103.7 milyon dolara satın alan Hayyam Garipoğlu’nu desteklemesinin de ölümüyle ilişkisi olduğu ileri sürüldü.

Malki’den birkaç gün önce öldürülen Yener Kaya’nın da Malki ile ilişkili olduğu, kimi tekstil hisselerinin işlemlerini kontrol ettiği iddia edildi. Malki cinayetiyle ilgili olarak yakalanan ilk kişi Mehmet Sümbül oldu.

Sümbül’ün sorgulanmasının ardından, ünlü işadamı Hayyam Garipoğlu, Bursa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi eski Müdür Yardımcısı Yusuf İlhan ve Malki’nin ortağı Erol Erkohen’in yanı sıra şu kişiler de gözaltına alındı:

Firari tetikçi Oğuz Işık’ın yeğeni Zeki Işık, İlhan Öztürk, Ömer Eker, Arif İrfan Eker, ANAP milletvekili adayı Fazlı Taştan, Malki’nin sahibi olduğu Tunca Tekstil’in mali işlerinden sorumlu müdürü Bayram Bozdemir, cinayet sırasında şoförlüğünü yapan Cengiz Ülksel, tetikçilerden Burhanettin Türkeş’in baldızı, çetenin kasası Hamide Aykaç, olay tarihinde Evcil’in baş muhasebecisi olan Sabri Köroğlu, Ahmet Ersöz, Esat Özgür, Mehmet Hanefi Kaya, Bursa Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli eski polis memurları Eyüp Garip, Atilla Yılmaz ve Erdem Acar, Mehmet Sümbül’ün eşi Mine Sümbül.

İlk yakalanan Mehmet Sümbül
Mehmet Sümbül, polise verdiği ifadede, cinayet silahlarını, Yalova’dan feribotla İstanbul’a gelirken denize attıklarını söyledi. Gözaltındaki polis memurlarının, olay öncesi istihbarat yaptıkları, bazı sanıkların, sadece Nesim Malki ile iş ilişkileri nedeniyle sorgulandıkları belirtildi.

Malki’nin öldürülmesi olayında azmettirici olarak Erol Evcil, Mehmet Sümbül, Şükrü Elverdi, Oğuz Işık ve Burhanettin Türkeş uzun süre arandı.

Malki’nin öldürülmesinden iki yıl sonra cinayetle ilgili olarak iki polis başmüfettişinin hazırladığı rapor, Emniyet Genel Müdürlüğü’nü karıştırdı.

Dönemin Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, kendisinin görevlendirdiği müfettişlerin raporunu Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderdiğini söylerken, Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki incelemede raporun kaydı bulunamadı.

Bu arada Malki cinayetinin tetikçilerinden olan Oğuz Işık’ın Macaristan’da yakalandığı ancak mahkeme tarafından serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

Bursa’da faaliyet gösteren ülkücü Burhanettin Türkeş’in Alaattin Çakıcı’yla yaptığı telefon görüşmesinin kasedini ele geçiren polis, Erol Evcil’in bağlantılarına ulaştı.

Daha sonra Evcil’in cinayeti planladığı öne sürülen Mehmet Sümbül’le ilişkisini belirleyen polis, Malki’nin bürosundaki araştırmada, Evcil’in Malki’ye kestiği yüklü miktardaki çeki ele geçirdi. Çakıcı’nın Fransa’da yakalanmasının ardından Malki dosyasını yeniden açan polis, cinayeti iki ipucu sayesinde çözdü.

İşadamları da zanlı
Kasım 1998′de soruşturma kapsamında, işadamı Hayyam Garipoğlu gözaltına alındı. Garipoğlu, öldürülmeden önce yoğun ticari ilişkisi bulunduğu Malki’nin “Sümerbank’ın gerçek sahibi olduğu” yolundaki iddialarla ilgili olarak sorgulandı.

Soruşturma sırasında Evcil’in eski sevgilisi olan Gülben Ergen de gözaltına alındı. Evcil’le ilişkisi olduğu iddiaları soruşturulan İzmir Emniyet Müdürü Ahmet Demir ise görevinden uzaklaştırıldı.

Malki soruşturması kapsamında gözaltına alınan Bursalı işadamı Fazıl Taştan ve Muharrem Kutay ise İstanbul DGM’de verdikleri ifadenin ardından serbest bırakıldı.

Taştan, serbest kaldıktan sonra yaptığı açıklamada, “Bu olayın failleri ve azmettirenleri daha çok çıkar. Bu konuda bir şey bilmediğimi söyledim. Ama, bana kalırsa, bu hadiseyle ilgili, bilgisi olanları Bursa Stadyumu’na doldursanız almaz. Kanaatime göre, Erol’un bunu yaptığına hala inanmıyorum” dedi.

Korkmaz, “Çakıcı, Malki’yi üstüme yıkıyor”
İşadamı Korkmaz Yiğit’in kendisine ait televizyonlarda yaptığı açıklamalar ise gündeme bomba gibi düştü. Yiğit, kasette Çakıcı’nın Malki cinayetini kendisine yıkmak istediğini şöyle anlattı:

“Nesim Malki ile öldürülmeden dört ay önce tanıştım. O dönemde Hayri Kozakçıoğlu ile görüştürdüm. Ona Çakıcı’dan tehdit aldığını söyledi. Cağaloğlu’ndaki valilikten ayrıldık. Hemen Çakıcı beni aradı. ‘Nesim benim ekmek kapım, bakmakla yükümlü olduğum yüzlerce kişi var. Onu koruma. Senin araban kaza yapabilir. Ondan uzak dur’ dedi.”

” Sesini duyduğumda boğazımın kuruduğunu, vücut kimyamın bozulduğunu hissettim. Bir hafta sonra yine aradı. ‘Sen Nesim’i Dündar Kılıç’a götürmüşsün, Dündar benim can düşmanım. Ben ona, ‘Ben Nesim’i götürsem devlete götürürüm. Ya sen beni tanımıyorsun ya da beni zor duruma düşürmek için böyle davranıyorsun’ dedim.”

“Daha sonra Nesim öldürüldü. Öldürülmeden bir gün önce yine aradı, ‘Nesim’i ara, de ki, Nesim yarın öldürüleceksin de’ dedi. Demek ki, cinayeti benim üzerime yıkmak istiyordu. Ama ben aramadım.”

İddianamede cinayet tarifi
Haziran 1999′da İstanbul DGM Savcılığı’nın Nesim Malki’nin öldürülmesiyle ilgili hazırladığı iddianamede, cinayetin nasıl işlendiği ayrıntılarıyla anlatıldı.

İddianamede, cinayetin azmettirici olmakla suçlanan işadamı Erol Evcil’in görevlendirdiği iki kişinin, Malki’nin kendileriyle görüşmeyi reddetmesi üzerine, işadamını otomobilinde kurşun yağmuruna tuttuğu belirtildi.

Ekim 1999′da Malki’yi öldürmek ve bu amaçla kurulan çeteye yardım etmek suçlamasıyla işadamları Hayyam Garipoğlu, Mehmet Emin Cankurtaran ve Yüksel Çağlar’ın da aralarında bulunduğu 14 sanık yargılanmaya başlandı.

İlk duruşmada, tetikçi olmakla suçlanan Mehmet Sümbül, delil yetersizliği yüzünden tahliye edildi. Serbest kaldıktan sonra ortadan kaybolan Sümbül’ün cesedi Hizbullah’a yönelik düzenlenen operasyonlarda ortaya çıkarılan ölüm evinde bulundu. Davada modacı Canan Yaka da tutuksuz yargılandı.

Evcil de yakalandı
Malki cinayetini azmettirdiği gerekçesiyle tüm dünyada İnterpol tarafından aranan Evcil, 28 Kasım 1999′da Bursa’da bir villaya düzenlenen operasyon sonucu yakalandı. Uzun süre Bursa’da sorgulanan Evcil’in, son bir yıldır Bursa’da saklandığı ortaya çıktı.

Evcil, Bursa Emniyeti’nde verdiği ifadede Malki cinayetini azmettirdiğini kabul etti. Nesim Malki cinayeti ve Türkbank’ın resmi ihalesine fesat karıştırmak iddialarıyla açılan soruşturmalar kapsamında, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Evcil hakkında her iki olaya ilişkin olarak idam ve toplam 49 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

İnterpol’ün kırmızı bültenle aradığı, Malki cinayetinin tetikçisi olduğu öne sürülen Burhanettin Türkeş de Edirne Kapıkule’den Türkiye’ye giriş yaparken yakalandı. Olay yerinde Malki’yi nasıl öldürdüğünü anlatan Türkeş, İstanbul DGM tarafından tutuklandı. Türkeş, polise verdiği ifadesinde, dönemin Bursa Valisi Orhan Taşanlar’ı Erol Evcil’den rüşvet istemekle suçladı.

Evcil, 27 Mart 2000′de Malki cinayetinin azmettiricisi olarak DGM’de hakim karşısına çıktı. Evcil, iddianamenin üç gün önce kendisine ulaştığını söyledi ve savunmasının hazırlanması için süre talep etti.

Ancak mahkemede konuşmayan Evcil’in 28 Mart’ta gazetelerde yer alan poliste verdiği ifadeler herkesi şok etti. Evcil ifadesinde, “DYP - SHP döneminde THY’nin uçak alımını kazanmak için Euro Special firması, dönemin Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu, Devlet Bakanı Cavit Çağlar ve THY Yönetim Kurulu Başkanı Yardelen’e 55 milyon dolar komisyon verdi. Paranın paylaşılmasında Malki’nin İsviçre’deki Swiss Bank - Swiss Lant Bank hesabı kullanıldı. Malki bana banka dekontlarını gösterdi ve ‘Bu silah bende oldukça bana kimse bir şey yapamaz’ dedi” dedi.

HAKKINDA YAZILANLAR

Niso
Faruk Mercan
Zaman Kitapları İstanbul 2001

Nesim Malki, Türkiye’de Musevi sermayesine dayalı ilk bankayı kurmanın peşindeydi. Bu mücadelesinde güçlü bir medya patronuyla karşı karşıya geldi, onunla amansız bir kavgaya girişti, o, Türkiye’nin bir numaralı iplik tüccarıydı ve para kazanmak konusunda olağanüstü yeteneklere sahipti. 28 Kasım 1995 günü Bursa’da çapraz ateşe tutulup öldürüldüğünde Kıbrıs’ta iki bankası, Türkiye’de yirmiye yakın şirketi vardı ve önde gelen bir bankanın yüzde 50 gizli ortağıydı. Bu kitapta, son yılların en esrarengiz bankerlerinden olan Nesim Malki’nin İstanbul, Tel Aviv, Bursa üçgenindeki gerilim dolu macerası ile birlikte; Cavit Çağlar, Alaattin Çakıcı, Korkmaz Yiğit, Mehmet Sünbül ve Erol Evcil’in hikayesini okuyacaksınız…
( Arka Kapak)

Ağu 16

Timothy McMahon
GÜNDEM GÜNDAM GÜNDEM 19 MAYIS 2001

McMahon krizde rekabeti anlatacak
Hürriyet 19 Mayıs 2001

Satış ve pazarlama alanında dünyanın en önemli üç uzmanından biri olarak tanınan Timothy McMahon, Türk işadamlarına kriz ortamında rekabeti anlatacak. Yürekli Eğitim ve Danışmanlık şirketi tarafından düzenlenen konferansa Timothy McMahon’un yanı sıra, satış konusunda dünyanın en iyi teorisyenlerinden biri olarak kabul edilen Sharon Drew Morgen ve özellikle Latin Amerika ülkelerinde yaptığı araştırmalar ime tanınan Jacobo Rodriguez de katılacak.

Ağu 16

Necati Özkan
Necati Mısırlızade olarak da tanınmış olan M. Necati Özkan, Kıbrıs Türk Halkının ilk önderlerinden biri ve Kıbrıs Türklerinin haklarını koruyan ilk liderlerdendir. Kıbrıs’ta 12.5.1899 yılında dünyaya geldi. Lefkoşa Türk Lisesi’nden mezun olduktan sonra Birinci Dünya Harbi nedeniyle dış ülkelerde tahsiline devam etme olanağından yoksun kaldı. Fakat, M. Necati Özkan yüksek tahsile gidemediğinden Lefkoşa’da Türk Edebiyatı ve Hukuk konularında özel ders aldı.

Ana Lisanı Türkçeye ilâveten İngilizce ve Rumca lisanlarını da konuşuyordu. Lefkoşa Türk Lisesi’nden yüksek iftiharla mezun olması ve yüksek tahsile gidememesi nedeniyle Lefkoşa Türk Lisesi’ nde verilen bir senelik öğretmenlik görevini kabul etti ve bu görevdeki gelirini fakir öğrencilere bağışladı.

Bu devrede babası vefat ettiğinden küçük bir bakkaliyeyi yürütmekle meşgul oldu. Kısa bir zamanda bu ticari müesseseyi genişletti. Bundan sonra şahsi olarak. “Altı Ok” ticaret ünvanı ile Sigara Fabrikası, İnşaat Malzemeleri, Dülger Deposu, Hırdavat Mağazası, Mozaik Fabrikası, Ahşap bina işleri için Dülger Atölyesi, Marangoz İşleri fabrikası, Müteahhitlik Bürosu, Sinemahane (Türklerde ilk defa : Krystal), İthalat Bürosu, Turizm ve Seyahat Acentesi (THY-T.C Devlet Hava Yolları ve - T.C. Devlet Demir Yolları - ilk Kıbrıs Acentesi), Sigorta Acenteliği (güven sigorta Kıbrıs Genel Acentesi), Basım Evi, Günlük Gazete sahibi, Otel işletmeciliği ve Tarımsal İşletmelerle iştigal etti. Yerli Türkçe gazetelerde de devamlı olarak Türk halkının sorunları ile ilgili makaleler yazması, ticari işletmelerini devam ettirip genişletirken, iyi bir öğretmen ve iyi bir yazar olması ve halkın sorunlarını iyi bir şekilde müdafaa etmesi onu halk arasında lider konumuna getirdi. İlk olarak, küçücük bir bakkaliyeyi yönettiği günlerde Necati Özkan halk ile yakından tanışma imkânı buldu. Halkın problemlerine işaret ederek çözüm yollarını göstererek siyasi tutum ve iktisadi kalkınmayı vurgulayarak, İngiliz Sömürge İdaresine karşı çok sert bir tutum aldı.

Bu durum onun için, siyasete girmesine neden olan ilk adım ve Türk halkının haklarının müdafaası yönünden büyük bir aşamadır. Böylelikle, 1925 yılında Lefkoşa Belediye seçimlerini kazandı. Beş sene sonra ise 1930 ylında Kıbrıs’ın en büyük seçim bölgesi olan Lefkoşa/Girne kazalarından adaylığını koyarak, Sömürge idaresinin desteklediği adaya karşı büyük bir ekseriyetle seçimleri kazanarak Kavanın Meclisine üye oldu. Seçimleri bu şartlarda kazanması onun siyasi hayatında büyük bir aşama oldu. İngiliz Sömürge İdaresi’nin desteklediği bir adayı saf dışı ettiğinden ve Kıbrıs Türk Halkının haklarının savunulabileceğini kabul ettirdiğinden halkın umudu haline geldi.

Halkın haklarını savundu ve sorunlarını çözümlemek için uğraştı. O günün gazetelerinde yaptıklarını öven ve kendine tam destek veren yazılar yayınlandı. Kavanın Meclisi seçimlerinde Necati Özkan için yazılan ve söylenen şiir, ona karşı halkın sevgisini, saygısını, güvenini ve halkin önderi olduğunu kanıtlar. ve bu devrede, Kıbrıs Türk Milli Kongresi’ni gerçekleştirdi.

1931 yılında Rumların ayaklanması nedeniyle Kavanın Meclisi lâğvedildi. Ülkede tüm siyasi hareketler yasaklandı. Ancak Necati Özkan bunları yine çiğnedi. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu kutlamak için bir 29 Eklm günü, Türk Bayrağını çekerek, yüzlerce kişiyi yanına alarak, Atatürk Meydanından Türk konsolosluğuna yürüdü. Bu hareketinden dolayı tutuklandı. Ancak Sömürge İdaresine karşı şahsen kendini müdafaası sonucu, serbest bırakıldı.

Halkı için direnişi bırakmadı Necati Özkan… Kıbrıs Türk halkının haklarının savunucusu olmaya devam etti ve 1942 yılında Kıbrıs’ta Türk halkının ilk siyasi partisi olan KATAK’ın kuruluşunda önemli rol oynadı. Yine bu devrede, İkinci Dünya Harbi devam ederken Necati Özkan yeniden belediye seçimlerini kazandı ve Lefkoşa kazasından Lefkoşa Belediye Meclisine üye oldu. Daha sonraları bu partide ayrılıklar oldu. Ancak prensiplerıni değiştirmeyen ve görüşlerine tamamen sadık olan Necati Özkan KATAK’dan ayrıldı. Onun için Kıbrıs Türk Halkının çıkarları öncelik taşırdı. ATATÜRK ilkelerini ve inkîlaplarını tamamen benimseyen ve ayrılmayan Necati Özkan bunları Kıbrıs Türk halkına yayan bir kişiydi.

Necati Özkan Çankaya’da Atatürk tarafından kabul edilen ilk ve tek Kıbrıslı Türk lideridir ve kendisine Özkan soyadı ATATÜRK tarafından bu tarihi görüşmede verılmiştir.

1948 yılında Necati Özkan’ı Kıbrıs Türk Basın dünyasında görmekteyiz. İSTİKLAL ismiyle zamanın şartlarına göre geniş kapsamlı ve en modern gazetecilik tekniğiyle günlük bir gazete yayınlamaya başladı. Bir taraftan Türk halkının haklarını korumak ve diğer taraftan Rumların ENOSİS hayallerine darbe vurmak amacı güden bu olay, yeni bir safhaya dönüştü. Necati Özkan akabinde hemen bir siyasi parti kurdu. Parti ismi yine “İstiklal” di… Gerek yayınladığı gazete, gerekse kurmuş olduğu yeni partinin amblemleri de “ALTI OK”dan oluşuyordu. “Hakkıdır Hakka Tapan Milletimin. İstiklâl” ise en başta gelen sloganı idi.

Necati Özkan tüm söylevlerinde, konuşma, toplantı ve yazılarında Büyük Önder Atatürk’ün, bağımsızlık, iktisadi kalkınma ve diğer tüm ilkelerini anlatmış, bu ilkeleri korumuş ve yaymıştır. Atatürk ilkeleri dışındaki hiçbir ideolojiye inanmadı. Atatürk ilkelerinin Kıbrıs’ta yaygınlaşması ve uygulanmasında çok büyük gayret. ve emeği olmuştur.

D.P hükümeti ve iktidar partisi, Necati Özkan’dan gazete ve partisinin amblemi olan “Altı Oku” (CHP amblemi)’ni değiştirmesini istedi. Necati Özkan bunu reddetti. Gerekçesi ise, Türkiye’de hangi parti iktidar olursa olsun, Türkiye Hükümetlerinin her zaman Kıbrıs Türklerini desteklemesı gerektiğine inanması idi. Bu tutumun neticesi olarak 1953 yılında Türkiye’de girmesi yasaklandı. Bunun hemen akabinde diğer bazı nedenlerle gazeteyi yayınlamayı durdurdu ve partisini kapattı.

Geçmiş yıllarda yazı ve kıyafet inkîlaplarının Kıbrıs’ta tatbiki ile fes, perde, çarşaf ve eski Türkçe yerine yeni alfabenin kullanılması için söylev veren ilk Kıbrıs’lı Türklerdendir. Bu konulardaki ilk söylevi gününden itibaren Osmanlı ilkeleri ile itikailarına sadık annesi tarafından, Kemalizm ideallerinde israr etmesi nedeniyle evine girmesi yasaklandı ve mirasından da mahrum edildi.

Necati özkan hakkındaki Türkiye’de girme yasağı 1960 ihtilalinden sonra kaldırıldı. gibi gitti. İngiliz sömürge idaresi ile enosis girişimlerine karşı mücadeleleri ve Kıbrıs Türk halkının haklarının savunulmasındaki önderliği ile hatırlanmaktadır.

Özkan, Kıbrıs problemine üç çözüm olarak, Kıbrıs adasının yine Türkiye’de iadesi, Kıbrıs Rumlarının Yunanistan’daki Türklerle mübadelesi ve en nihai ileri görüş olarak da en önemlisi Kıbrıs’ın iki ayrı bölgeye ayrılmasının bir bölgeye Türklerin diğer bölgeye Rumların yerleştirilmesini önermiştir. O, bu çözümü yıllarca önce önerdi ve bu gün Kıbrıs’taki geçerli durumudur.

M. Necati Özkan 1970 yılında vefat eti ve rüyasının gerçekleşmesini göremedi. Ancak, yıllarca İngiliz Sömürge İdaresi ve Rumların ENOSİS planlarına karşı mücadelesi, Kıbrıs Türk hakının savunması, Atatürk ilkelerini Kıbrıs’a yayınladıgı, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı ve hürriyeti için ilk tohumları eken yurtsever bir Türk Lideri olması nedeniyle daima anılacaktır.

Ağu 16

Tuna Bekleviç
İstanbul Bilgi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Tuna BEKLEVİÇ, 2000 yılında siyasetten ve sermayeden bağımsız olarak tasarladığı Ekonomistler Platformu’nun 2006 yılına kadar Genel Koordinatörlüğünü sürdürmüştür. İnternet üzerinde başladığı örgütlenme çalışmalarını ABD’de Aspen Institute, NED, CIPE, Cato Ins., Heritage Ins., El Centrino De la Raza, Dünya Bankası, MIT ve Layola Üniversitesi gibi kurumlarda “yeni sivil toplum modeli ve örgütlenme anlayışı” olarak anlatmıştır. Ekonomistler Platformu 6 yıllık dönem içerisinde yurt içinde ve yurt dışında birçok kamu kuruluşu, özel kuruluş ve sivil toplum örgütü ile ortak faaliyetler düzenlemiş; projeler gerçekleştirmiştir.

Bekleviç, Ekonomistler Platformu yanı sıra Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı olan 2023 yılında Türkiye’yi yönetecek gençleri keşfetmek ve ülke yönetimine katılımı sağlamak amacıyla kurulan Anadolu’nun Genç Liderleri (AGL) Hareketi’nin öncüsü olmuş, 2005 yılında ekibi ile Anadolu’da tüm şehirleri ziyaret ederek 20 binden fazla genç ve bölgedeki kamu yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirmiştir. 2006 yılına kadar Genel Koordinatörlüğünü üstlenmiştir.

Bekleviç aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgililer Derneği’nin 2003-2005 döneminde kurucu başkanı olmuştur.

ABD Dış İşleri Bakanlığı’nın konuğu

2005 yılında ABD Dış İşleri Bakanlığı’nın konuğu olarak “International Visitor Leadership Program”a iştirak etmiştir. ABD’de New York, Washington D.C., Seattle, Chicago, Minneapolis, Austin, Dallas, Los Angeles, Cincinnatti, Atlanta, Iowa City, Boston, Miami şehirlerinde seminerler vermiştir.

Kuzey Irak�ta ilişkiler

2005 yılında bölgede barış ve sivil toplum örgütlerinin etkinliği üzerine çalışmalar gerçekleştirmek için Irak seyahati yapmış, Erbil, Kerkük, Süleymaniye ve Musul’da çeşitli toplantılar düzenlemiş, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri ve devlet adamları ile görüşmüştür.

Bekleviç’in siyaset, kamu yönetimi ve hukuk alanında Türkiye’nin en başarılı genci (JCI tarafından TOYP 2003) başta olmak üzere aldığı ödüllerinin yanı sıra, tenis, atletizm ve satranç dallarında da çeşitli ödülleri bulunmaktadır.

Bekleviç, ulusal gazetelerde yayınlanan yazıları yanı sıra İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından 2004 yılında basılan “Kağızman Modeli” isimli kitabın da yazarıdır.

HAKKINDA YAZILANLAR

Büyükanıt�a suç duyurusu
ANKA
15 Aralık 2006

Güçlü Türkiye Partisi (GTP) Genel Başkanı Tuna Bekleviç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında, suç duyurusunda bulundu.
GTP�den yapılan açıklamada, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt�ın 8 Aralık 2006 tarihinde siyasi amaçlı demeç verdiği ve telkinde bulunduğunu, bu suretle Askeri Ceza Kanunu�nun 148�inci maddesi�ne göre suç işlediği belirtildi.

Şişli Cuhuriyet Başsavcılığı�na Büyükanıt hakkında suç duyurusunda bulunan Bekleviç şunları söyledi: �Bugün bir askerin, Askeri Ceza Kanunu�nu ihlal etmeye imtiyazı olursa yarın bir sivil de Türk Ceza Kanunu�nu hiçe sayma cürretini kendinde göreblir. Bu da Anayasamızda belirtilen hukuk devletinin sonu olur ve Türkiyemize büyük zarar verir. Bizler demokrat siviller olarak görevimizi yapıyoruz ve bu durumu teşhir ediyoruz. Mevcut sistemimizde generallerin pratikte yargılanamayacağını biliyoruz, ama bu suçu duyurmak da görevimizdir.
Bundan sonraki sorumluluk hükümetindir. Biz bu suç duyurusuyla hem adli mekanizmaları uyarıyoruz, hem de hükümeti bu konuda artık tavır almaya davet ediyoruz. Eğer hükümet sivilleşme konusunda samimi ise yasalarda ve uygulamada gerekli değişimi gerçekleştirerek Türkiye�de atanmışlarla seçilmişler arasındaki ilişkinin niteliğini çağdaş Batı demokrasilerindeki yerine oturtur. Aksi halde, hem Türkiye demokrasisi, hem de hükümetin samimiyeti tarih önünde tartışılır duruma düşer.