Aug 16

Nail Keçili ( 1947)
Ankara’da 1947 yılında doğdu. Istanbul’da Avusturya Lisesi’ni bitirdi. Daha sonra iş hayatına atıldı. 1969′da Cen Ajans’ı kurdu. 1973 yılında Grey ile hizmet anlaşması yaptı, 1990 yılında resmen ortak oldu. Kendi alanında çalışan 15 değişik şirket ile birlikte 1995 yılında holdingleşti. En büyük hobisi deniz ve tekneler. Açık deniz AEK Viskomodorluğu, Türk Denizcilik Komodorluğu, Turmepa Yönetim Kurulu, TÜSIAD Yüksek Istişare Konseyi, Türk Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti üyeliği yapıyor. Aynı zamanda Aile Planlaması Vakfı ve Eğitim Gönüllüleri Vakf’nda görev yapıyor. Ingilizce ve Almanca biliyor. Egebank soruşturması sebebiyle gözaltına alında.

· Annesinin babası CHP kurucusu, milletvekili, Nasuhi Baydar. Büyük dedesi asılan üç ittihatçıdan biri Nail Bey Baba ise Demokrat Parti’nin ileri gelenlerinden, zamanın tanınmış müteahhiti Nadir Nail Keçili. Cen Ajans/Grey’in sahibi Nail Keçili’nin hayatındaki en önemli dönüm noktasını babası Nadir Bey’in 27 Mayıs darbesinden sonra iflas edince intihar etmesi ve ardında bıraktığı vasiyet oluşturuyor.

HAKKINDA YAZILANLAR

ETİBANK VE EGEBANK DAVALARINDA YARGILANAN ÜNLÜ REKLAMCI NAİL KEÇİLİ’NİN DEDESİNİN ATATÜRK’E SUİKASTTEN İDAM EDİLDİĞİ ORTAYA ÇIKTI!.. AİLE TARİHİNİN ZENGİN VE BİR O KADAR DA KARIŞIK OLDUĞU ÖĞRENİLEN KEÇİLİ’NİN ESKİ BİR İTTİHATÇI OLAN DEDESİ NAİL BEY, İDAM ÖNCESİ CELLADA DÖNMÜŞ, “YALNIZ ŞU DÜĞÜMÜ ARKAYA GETİR. NASIL OLSA BOĞACAK DEĞİL Mİ?” DİYEREK DALGA GEÇMİŞ.. SADECE BU DEĞİL, KEÇİLİ’NİN DEMOKRAT PARTİ’Lİ OLAN BABASI NADİR KEÇİLİ, 1960′LARIN BAŞINDA İNTİHAR ETMİŞ.. KEÇİLİ’NİN AİLESİNDEKİ “RENKLER” BU KADARLA DA BİTMİYOR.. NAİL KEÇİLİ’NİN AMCASININ DA AYASOFYA’YI DİNAMİTLE HAVAYA UÇURMAYA ÇALIŞTIĞINI ÜNLÜ TARİHÇİ CEMAL KUTAY BELGELEMİŞ..

Nail Keçili’nin dedesi Nail Bey de 1926′da Atatürk’e suikast davasında yargılanarak Ankara’da idam edilmiş. Dede Nail Keçili, Yenibahçeli namıyla maruf olan eski bir İttihatçı fedaisi. Kardeşi Yenibahçeli Şükrü Bey ise Enver Paşa’nın yaverliği yapan ve keskin nişancılığıyla tanınan ünlü bir İttihatçı.
1947′de Ankara’da doğan Nail Keçili Türk siyasetine Amerikan tarzı siyasal reklamcılığı getirdi. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Tansu Çiller ve Bülent Ecevit’in yanısıra pekçok kamu bankasıyla çalıştı. THY’nin de uzun yıllar ajanslığını yaptı. Yakın dostları Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar ile aynı davalardan birlikte hapis yattı.

Nail Keçili babası intihar ettiğinde 12 yaşındaydı. Annesi Semra Hanım TİSK kurucusu Ertuğrul Soysal ile evlendi. Keçili’nin dedesi ise Kafkas kökenli. Dede Nail ve Şükrü Bey şimdiki Vefa Stadı’nın bulunduğu Çukurbostan civarında bir evde doğuyorlar. Yenibahçe’de “Hanımın oğulları” olarak tanınıyorlar. Babaları da subay olan Nail ve Şükrü kardeşler, baba tarafından Burdurlu SarıKeçili aşiretinden. Keçili soyadı da buradan geliyor. İki kardeş de İttihat ve Terakki’ye giriyor. Şükrü Bey, I. Dünya Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa’da görev aldı. Hücum Taburu ve Maltepe Atış Okulu Komutanlığı yaptı. Kara Vasıf ve arkadaşları tarafından Kuva-yı Milliye döneminde kurulan Karakol Cemiyeti’nde çalıştı. Anadolu’ya asker ve cephane sevkiyatının kilit isimlerden olan Şükrü Bey’in, İsmet Paşa’ya baskı yaparak Ankara’ya gitmesini sağladığı belirtiliyor.

İstanbul ve Kocaeli Havalisi Kuvay-ı Milliye Komutanlığı yapan Şükrü Bey, 1920-1923′de Ankara’da toplanan TBMM’nin ilk dönemine İstanbul milletvekili olarak katıldı. 1926′da Atatürk’e suikast davasında idamla yargılandı. Kendisi beraat etti, kardeşi Nail ile en yakın arkadaşı Kara Vasıf idam edildi. Atatürk’e suikast davası, İttihat ve Terakki’nin Atatürk’e muhalif olan kanadının tasfiyesinde de önemli rol oynadı. Şükrü Bey’in “Neden Atatürk’le birleşmediniz?” şeklindeki sorulara verdiği cevap da bir İttihatçı fedainin zihin yapısını ortaya koyacak nitelikteydi, “Nasıl birlik olurum. Mahalle arkadaşım Kara Vasıf karşı taraftaydı.” Ankara İstiklal Mahkemesi’nde idama mahkum edilen Yenibahçeli Nail Bey, oğluna hitaben hatıra defterine, “Annenin ve kardeşlerinin gözlerinden öperim. Amcanız size baba olacaktır. Bu mesele ile hiçbir alakam yoktur Yalnız, mahkeme reisi Ali Bey’i tevbih etmeyiniz. Doktor Fikret beyin bir sözü beni idam ettiriyor” diye yazmış Nail Bey, “Reis ve Kılıç Ali Beylere mahsus selam eylerim. Hakikaten adaletin hükmünü yerine getirdiler. Kendilerine darılacak halim yok” dedikten sonra idam sehpasının önündeki masanın üstüne çıkarak, “Millet sağ olsun, vatan payidar olsun” diye bağırdı. Cellata, “Şu düğümü arkaya getir. Nasıl olsa boğacak değil mi? Arkadan olsun” diyerek sandalyeye oturdu. Cellat, ayağa kalkmasını isteyince, gülmeye başladı, “Ne bileyim ben? Her zaman sandalye görünce otururduk. Meğer bu başka sandalyeymiş. Daha evvel idam edilmediğim için, teşrifatını bilmiyorum. Yalnız düğümü arkaya al cellat başı” dedi.

Atatürk ile Şükrü Bey arasındaki buzlar, Nail Bey’in idam edilmesinden yıllar sonra eridi. Atatürk, Florya’da Şükrü Bey’in evini köşkünü ziyaret etti. Atatürk’ün, Şükrü Bey’in üvey oğlu Burhan Oğuz’u devlet bursuyla okutmak istemesine İsmet Paşa itiraz etti. İnönü Atatürk’e, “Kardeşini idam ettiğimiz bir adamın oğlunu nasıl devlet bursuyla okuturuz? Ya o ya ben” dedi.

KEÇİLİ’NİN AMCASI AYASOFYA’I HAVAYA UÇURACAKTI

İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edilmesinden sonra Ayasofya Camii’nin Rumlar tarafından basılacağı yönünde söylentiler çıkıyor. Cemal Kutay tarafından çıkarılan “Tarih Konuşuyor” dergisinin Ağustos 1964 tarihli 7. sayısında “İşte yabancı bayrakların Beyoğlu caddelerinde dalgalandığı o acı günlerde (Ayasofya Camii) üzerinde ihtiraslar kabarmış, minarelerine çan ve kubbesine haç hazırlayanlar olduğu duyulmuştu” deniliyor. Dergide sözkonusu dedikodular üzerine Karakol Örgütü Reisi Kara Vasıf’ın, örgütten Binbaşı Yenibahçeli Şükrü Bey’i görevlendirdiği belirtilerek olay şu sözlerle anlatılıyor: “Ayasofya Camii’ne karşı herhangi bir tecavüz silahla karşılanacaktır. Üstün kuvvetlerle hücum karşısında mukavemet kırılacak olursa minarelerine çan ve kubbesine haç takmalarına fırsat vermeden Ayasofya Camii dinamitle berhava edilecektir… Bu azimli ve kat’i kararı karşısında Ayasofya’ya göz dikenler yılmış ve bu tasavvurlarından tamamen sarfınazar etmişlerdir.”

BURHAN OĞUZ DA AİLEDEN

Kardeşinin idamından sonra siyasetten çekilen Şükrü Bey, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil Paşa’nın silah fabrikasında müdürlük yaptı, ticaret ve müteahhitlik işleriyle uğraştı. Şükrü Bey, Karakol Örgütü’nde çalışırken ‘Oğuz Bey’ kod ismini kullandı. Kod ismi daha sonra soyadı oldu. 1953′de ölen Şükrü Bey’in üvey oğlu ise ünlü sosyalist yazar Burhan Oğuz’du. Yenibahçeli Kardeşler sıkı bir İsmet Paşa aleyhtarı olarak biliniyorlar.

Atatürk, İstanbul Florya’daki yazlık köşkünü yaptırırken, Şükrü Bey’in evi de istimlak edildi. Bu istimlak ile ilgili ilginç bir iddia var. Buna göre istimlak kararında Şükrü Bey’in keskin nişancılığıyla ilgili dedikodular rol oynadı. Şükrü Bey’in evi, Atatürk’ün yazlık köşkünün yapılacağı yere yakın mesafede. Köşkün yapılmasının kararlaştırıldığı günlerde çevre halkı, “Şükrü Bey öyle iyi bir nişancıdır ki şu mesafeden şurdaki ördeği bile vurur” dediler. Kastedilen mesafe ise Şükrü Bey’in evine yakın mesafedeki yazlık köşk alanıydı.

Bu arada Yenibahçeli Şükrü’nün Mustafa Suphi ve 16 arkadaşının Trabzon’da Kayıkçılar Kayası Yahya Kaptan tarafından öldürülmeleri olayında da azmettirici olduğu öne sürülüyor. Yeni Bahçeli Nail ise 1915′deki Ermeni tehciri sırasında Trabzon’da İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yöneticilerindendi. Üvey oğlu solcu yazar Burhan Oğuz, “Yaşadıklarım ve Dinlediklerim” isimli hatıratında Keçili ailesiyle ilgili ilginç bilgilere yer verirken, Trabzon’da bir Ermeni ailenin, komşuları olan Nail Bey’e çıkan karışıklıklar nedeniyle mücevherlerini emanet ettiğini, Nail Bey’in de tehcir sırasında sözkonusu değerli mücevherlere el koyduğunun aile içinde konuşulduğunu iddia etti.

YENİ ŞAFAK

Aug 16

Mustafa Sadık Giz ( 1911)- (1979)
1911 yılında Aydın’da doğmuştur. Dokuz, on, onbirinci dönem İzmir Milletvekili seçildi. Belçika Ziraat Okulu mezunu olan Giz, Adnan Menderes’in yakın akrabasıydı ve Tire’de oturuyordu.
Burgaz, Atalan ve Göllüce köylerini içine alan büyük bir arazinin sahibiydi. Küçük Menderes Havzası’nın önemli bir bölümünü kaplayan bu arazide çiftçilikle uğraşıyordu. Jokey Klüp Başkanlığı’nda bulundu. Giz, şıklığı ve zerafetiyle tanınan bir parlamenterdi. 1979 yılında vefat etti.

Demokrat Parti iktidara gelince mutlu ve onurlu bir tarih sayfası yazılıyordu. İzmir Milletvekilleri Ankara’ya haraket edecekleri gün, Demokrat Parti İzmir Milletvekili Sadık Giz, “Biz, bidefa da bizi imtihan et, diyerek milletimize istida verdik. Şimdi bu istidamız kabul edildiği için dünya huzurunda o imtihanı vermeye gidiyoruz” diyordu.

Aug 16

Türker İnanoğlu ( 1936)
1936 yılında Safranbolu�da doğdu. Sinemaya reji asistanlığı yaparak başladı
(1958). Senden Ayrı Yaşayamam adlı filmiyle yönetmenlik yaptı (1960).Erler
Film şirketini kurdu (1962).Oyuncu Filiz Akın’la evlenip ayrıldı. İkinci
evliliğini ise oyuncu Gülşen Bubikoğlu ile yaptı. Ve 1984 yılından sonra
yapımcı olarak büyük ticari başarılara ulaştı. FİYAP ve SESAM kuruluşlarının
başkanlığını yaptı.

Önemli filmleri: İhtiras Fırtınası, Leyla ile Mecnun, Alev Alev, Kurtar Beni
(Halit Refiğ); Kayıp Kızlar (Orhan Elmas), Yarınsız Adam (Ümit Efekan).

Aug 16

Üzeyir Garih ( 1929)
Alarko Şirketler Topluluğu eş başkanı.

1929′da İstanbul’da doğdu. İTÜ Makina Mühendisliğini bitirdi. 1954′e kadar Carrier Corp. Türkiye şubesinde tesisat mühendisliği yaparak uzmanlığını geliştirdi.

1954′te İshak Alaton’un teklifi ile iki kişilik Alarko Kollektif Şirketi’nin eş ortağı olarak işe başladı. O tarihten günümüze bir holding olan Alarko Şirketler Topluluğu’nda İshak Alaton ile birlikte eş başkanlık görevini sürdürüyor.

Alarko’daki görevlerinin dışında TÜSİAD, DEİK, MESS, Loyd Vakfı, Sisav, Rotary, Lions, Propeller, İSO Meclisi, TYD, AİESEV ve benzeri yerli yabancı pek çok vakıf ve derneğin yönetim ve danışma kurullarında üstlendi. Türk-Belçika İş Konseyi ve Toplu Konut Yapımcıları Derneği’nin (TOKYAD) başkanlıklarını yürütüyor.

yönetim ve organizasyon konusunda makaleleri bulunan Garih’in, “Deneyimlerim” başlıklı bir kitabı bulunuyor. Yeditepe Üniversitesi’nde organizasyon dersi veren Garih, İTÜ fahri doktorluk ve Filipinler Cumhuriyeti fahri başkonsolosu unvanına sahiptir.

İngilizce, Fransızca ve İspanyolca biliyor. Evli ve iki çocuk, 5 torun sahibidir.

Üzeyir Garih 25 Ağustos 2001 tarihinde Eyüpsultan’da bıcaklanarak öldürüldü.

GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM 25-26 AĞUSTOS 2001

ÜZEYİR GARİH ÖLDÜRÜLDÜ !
Milliyet 26 Ağustos 2001

SERHAT ÜNAL, SABRİ SEVER, ASLI ÖKTENER, CENNET NAR, ESRA KURTFOTOĞRAFLAR: ERCAN ARSLAN, OKTAY ANKIN, YURTTAŞ TÜMER

Alarko Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı ünlü işadamı Üzeyir Garih, dün öğle saatlerinde Eyüp Sultan Mezarlığı�nda bıçaklanarak öldürüldü.

Türkiye gündemini sarsan olay, Polis 155 İmdat�a yapılan, Eyüp Sultan Mezarlığı Piyer Loti çıkışına yakın bir yerde, Mareşal Fevzi Çakmak�ın mezarının yanında bıçaklanarak öldürülen bir kişi olduğu ihbarıyla ortaya çıktı. Arayan numaranın 155 sisteminde görünmemesi kuşku uyandırsa da, saat 14.45 sıralarında olay yerine ulaşan polis, Garih�in cesediyle karşılaştı. Alarma geçen ve aralarında İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir ile yardımcılarının da bulunduğu polis ekipleri mezarlığa akın etti.

Katiliyle boğuştu

Polisten alınan bilgiye göre; Garih, hemen her cumartesi olduğu gibi dün de saat 13.30 sıralarında Eyüp�e geldi. Kendi kullandığı 34 NL 050 plakalı Mercedes otomobilini mezarlığın otoparkında bıraktı.

Kısa süre sonra yanına yanaşan 8-9 yaşlarında ve Çiçekçi Yeşim olarak tanınan kız çocuğu para istedi. Garih bu kıza 15 milyon lira verdikten sonra mezarlığa yürüdü. Garih’in nasıl öldürüldüğü araştırılıyor.

Oğlu ve gelini teşhis etti

Polis mezarlığı ablukaya alırken, Garih�in para verdiği küçük kız da bulundu. Kızın ifadesinden yola çıkılarak, Garih�e saldırdığı öne sürülen Deli Fuat lakaplı kişinin F.N. olduğu anlaşıldı. Aynı saatlerde de Emniyet Müdürlüğü�nde bulunan İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, �Katili saptadık, tek kişi. Örgüt ya da mafya işi değil. En kısa sürede yakalayacağız. Bizim açımızdan olay çözüldü� dedi. Bu açıklamadan birkaç saat sonra F.N. yakalandı, bu arada olayla ilgili altı kişi daha gözaltına alındı.

Üzeyir Garih�in cesedini ise, oğlu İzzet ile gelini Roksi, saat 17.30 sıralarında morga gelerek teşhis etti. Garih�in 19 yaşındaki erkek torunlarından biri de bilgisine başvurulmak üzere emniyete getirildi. Olayın ortaya çıkmasından üç saat sonra Asayiş Şube Müdürlüğü�nde getirilen torun, 10 dakika kadar burada tutuldu. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından Organize Suçlar Şube Müdürlüğü�ne götürüldü.

Saat saat Garih�in ölümü

07.00 - Cumartesi olmasına rağmen erken kalktı.
07.30 - Meyve suyu içti. Yarım saat spor yaptı.
08.00 - Holdingin Gebze�deki fabrikasına gitti.
10.30 - Alarko Holding�in merkezine döndü.
11.00 - Bulgaristan�dan gelen konuklarıyla özel ofisinde toplantıya girdi.
12.10 - Şarık Tara ile telefon görüşmesi yaptı.
12.15 - Konuklarını ENKA Holding�e uğurladı, Eyüp�e hareket etti.
12.45 - Otomobilini otoparka bırakarak Eyüp Mezarlığı�na girdi.
13.00 - Yanına yaklaşarak kendisinden yardım isteyen kız çocuğuna 15 milyon lira verdi.
13.10 - Yine yardım istemek üzere yanına gelen erkek çocukla tartışmaya girdi. Fevzi Çakmak�ın mezarı başında uğradığı saldırıda hayatını kaybetti.
15.00 - Cesedin Garih�e ait olduğunu saptandı.
17.00 - Şüpheliler elendi, katilin izi sürüldü.
18.00 - İçişleri Bakanı Yücelen, zanlının kimliğinin belirlendiğini açıkladı.
20.00 - Katil zanlısı yakalanarak Emniyet Müdürlüğü�ne getirildi. Cinayetin Deli Fuat lakaplı genç tarafından işlendiği duyuruldu.

Eyüp Mezarlığı�na şeyhi için gitti

Garih�in ziyarete gittiği öne sürülen diğer mezar, Nakşibendi şeyhlerinden Küçük Hüseyin Efendi�ye ait. Garih, yine yıllardır ihmal etmediği ve görev saydığı şekilde, Küçük Hüseyin Efendi�nin kabrini ziyaret ediyordu. Garih, bu ziyaretleri her cumartesi şoförsüz ve korumasız gerçekleştiriyordu. Nakşibendi tarikatının kollarından birinin şeyhliğini yapan Küçük Hüseyin Efendi, 1828�de Ankara�da dünyaya geldi. Küçük Hüseyin Efendi�nin Nakşi şeyhliğine giden süreci, 12 - 13 yaşında İstanbul�a gelişiyle başladı. Bir hastalık nedeniyle gittiği Nakşibendi şeyhi Hacı Feyzullah Efendi�nin cemaatine 31 yaşındayken katıldı. Hacı Feyzullah Efendi öldükten sonra yerlerine geçen Edirneli Mehmet Nuri Efendi ve Hasan Visali Efendi�den sonra 1902�de posta oturdu. 1930 yılında da öldü.

Otopsi raporu: 10 darbe almış

Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı�nca Garih�in cesedi üzerinde yapılan ilk incelemede, biri sol kulak memesinin altında, biri karnının altında, altısı da vücudunun sağ ve sol yanlarında olmak üzere sekiz bıçak darbesi görüldü.

Garih�in saati, parası, altın ziynet eşyası, otomobilinin anahtarı ve kredi kartlarının üzerinde olduğu belirlendi. Garih�in ceket, gömlek ve pantolonunun ağ bölümünün yırtık, kravatının çekiştirilmiş olduğu da yapılan ilk tespitler içerisindeydi. Ancak olay yerinde cinayet aleti bıçak bulunamadı.

Adli Tıp Kurumu Morgu�nda yapılan otopside ise Garih�in vücudunda yedisi öldürücü bölgede olmak üzere 10 bıçak yarası tespit edildi. Darbelerin dördünün göğüs, üçünün karın bölgesinde, üçünün de sırt üzerinde olduğu açıklandı.

Dünya hemen duydu
DIŞ HABERLER SERVİSİ

Garih�in öldürülmesi, Fransız Haber Ajansı AFP, Amerikan Associated Press (AP) ve İngiliz Reuters haber ajansınca da duyuruldu. AP ile AFP, İstanbul polisinin cinayette “Musevi düşmanlığından kaynaklanan bir girişim üzerinde durmadığını” aktardı; Reuters da Türk polisine dayanarak, cinayetin bir siyasi bağlantısının olmadığını kaydetti.

Aug 16

Musa Çakmak
HABER

Musa Çakmak toprağa verildi
Zaman 22 Aralık 2006

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kentinde Yaşar Öz’ün işlettiği Grand Ruby Casino ile Deniz Kızı Casino çalışanları arasında çıkan çatışmada hayatını kaybeden Musa Çakmak’ın (39) cenazesi Küçükçekmece Yıldız Camii’nden kaldırıldı.

Cuma Namazı’nı müteakiben kılınan Çakmak’ın cenaze namazına çok sayıda yakını ve arkadaşları katıldı. Türk ve Doğu Türkistan bayrağına sarılı Çakmak’ın tabutu başında kısa bir konuşma yapan bir yakını, Çakmak’ın zararsız biri olduğunu ve yıllarca Doğu Türkistan davasına hizmet ettiğini söyledi.

Daha sonra kılınan cenaze namazının ardından Musa Çakmak’ın cenazesi omuzlara alınarak Çiğdem Sokak’taki evinin önüne götürüldü. Burada Çakmak’ın komşuları ve yakınlarından helallik istendi. Cenazede gözyaşlarına boğulan Çakmak’ın 12 yaşındaki kızı Büşra ve eşi Şükran Çakmak, yakınları tarafından güçlükle sakinleştirildi.

Cenazede bir grup tekbir getirirken imam, cenazenin sesiz şekilde kaldırılması konusunda cemaati uyardı. Çakmak’ın cenazesi daha sora Tepeüstü Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Aug 16

Muharrem Yılmaz
Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD ) Başkanı.. Aynı zamanda süt sektörünün büyüklerinden Bursalı SÜTAŞ’ın Genel Müdürü..

Aug 16

Melih Mekik ( 1954)
1954 İstanbul doğumlu. Kimya Yüksek Mühendisi. TÜGİK Türk Genç İşadamları Vakfı Başkanı..

Aug 16

İşadamı. Ege Bank’ın eski sahibi. Süleyman Demirel’in kardeşi Şevket Demirel’in oğludur.

Murat Demirel’in 1998′deki askerlik ertelemesi ile bedelli başvurusu iptal edildi. Bakanlık Genel Sekreteri Kurmay Albay Ahmet H. Arabacıbaşı’nın imzasını taşıyan belgeden, asker kaçağı olarak arandığı anlaşıldı. Yahya Murat sonunda Sivas 5. Piyade Er Eğitim Tugayı’nda bedelli asker oldu. 8 Ağustos 2000′de kışlada yine asker üniforması giymiş olan ancak asker olmayan bir kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğrayarak yaralandı.

Yahya Murat Demirel, iş yaşamında kuzeni Yahya Murat Demirel ile adının karıştırılmasından hep rahatsız oldu. Yahya Murat 34 yaşında, Şevket Demirel’in oğlu. Kuzen Yahya 52 yaşında ve Hacı Ali Demirel’in oğlu… İki kuzen de 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yeğeni… Yahya Demirel adını hayali sunta ihracatıyla duyurmuştu. Yahya, cezaevinde yattı, çıktı, vuruldu. Şekerbank’tan büyük paralar çekti. Kıbrıs’ta bir banka kurdu, sonra kapatıldı.

Egebank’ın öyküsü
Yahya Murat Demirel, 1990′ların başında Demyön şirketler grubunu kurdu, kerestecilik işine ağırlık verdi. O da kuzen Yahya gibi finans işine merak sardı. Demyön’ü bir gecede kapatıverdi. Hüseyin Bayraktar’dan Egebank’ı satın aldı.

Yahya Murat Demirel’ın sahibi olduğu Egebank’a 1999 yılı sonlarındaki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el konuldu. Mevduat Sigorta Fonu, Egebank’ın eski patronu Yahya Murat Demirel ile 5 şirketi aleyhine bankanın içini boşalttığı gerekçesiyle 259 trilyon 722 milyar liralık rekor sayılabilecek bir alacak davası açtı.

1928 yılında İzmir Esnaf ve Ahili Bankası adıyla kurulan Egebank, 1988′de Şevket Demirel Grubu’na geçmişti. Bankanın içini boşalttığı basında yer aldı. Egebank, ”250 dolara bile repo” ve ”Neyi meşhur?” sloganıyla tüm medya kuruluşlarını reklam bombardımanına tutmuştu.

O’nun dayısı amcasıdır
Gazeteci Yalçın Bayer, Yahya Murat’ı şöyle anlatıyor: “Murat Demirel’in hedefleri büyüktü. İrlanda’da bir yatırım şirketi kurdu, başına da Merkez Bankası eski başkanı Rüştü Saracoğlu’nu getirdi. Türk cumhuriyetlerine merak sardı, Kazakistan ve Azerbaycan’da banka kurmanın yollarını aradı. Hatta çıkan haberlere göre Kazakistan’da bir banka satın aldı. Azerbaycan’da pazar araştırması yapıyordu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’e ‘böyyük’ bir adamdan mektup götürdü. (Dileriz bu mektup bir gün yayımlanır.) Murat Demirel, Danıştay’dan çıkacak karar sonucuna göre belki de Egebank’la ilgili bilinmeyen dosyaları açıklayacak… ”

Ve Demirel’in “yiyeni” hapiste Yahya Murat Demirel’in Egebank’a 1999 yılı sonlarındaki Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el konulmasıyla başlayan yargıdaki serüveni 2 Ekim 2000′de hapisaneye kadar uzandı…
Xxxxxx

Aug 16

Mehmet Nuri Görenoğlu ( 1955)
MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı
1955 Van doğumludur. İlk Okulu Van’da. Orta Okulu İstanbul’da Oruçgazi Orta Okulunda, Liseyi İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde okuduktan sonra , Ankara Gazi Üniversitesi’nden Elektrik Mühendisi olarak mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Ensititüsünün Uluslararası İşletme programından mezun olduktan sonra aynı Fakültenin Finans Yüksek Lisans programına devam etmiştir.1992 Yılında MÜSİAD’a üye olmuştur ve 1994 yılından bu yana Yönetim Kurulunda görev alan GÖRENOĞLU 1999 yılında Genel Başkan Yardımcılığı görevine seçilmiştir. İngilizce bilir. Evli 2 çocuk babasıdır.

Ticari Faliyetleri :
1. Mizan Oluklu Mukavva A.Ş. Ortak ve Yöneticisi

Diğer Sosyal Falietleri :
UTESAV Yön.Bşk.Yrd
İlim Yayma Cemiyeti Üyesi
Elektrik Mühendisleri Odası Üyesi

Aug 16

Mehmet Cavit Emir ( 1880)- (1950)
1880 yılında Burhaniye’de doğdu. Üç, dört, beş, altı, yedinci dönem Balıkesir Milletvekiliydi. Çiftçilikten TBMM’ye girdi. 1950 yılında hayatını kaybetti.