Ağu 17

Muharrem Yumuk
Bulgaristan Türk Edebiyatý

Doksanüç Harbi’nden sonra bir duraklama içine giren Bulgaristan Türk þiiri, XX. yüzyýlýn baþlarýnda kendini tazelemeye baþlamýþtýr. Bulgaristan Krallýðý döneminde Türkçe basýnýn varlýðý -yayýmlanan 150 civarýnda gazete ve dergi söz konusudur-, edebiyatýn dolayýsýyla da þiirin geliþimine olumlu etki yapmýþtýr. Bulgaristan’da Türklere uygulanan baskýnýn yol açtýðý ulusal bilincin þahlanmasý-haksýzlýklar karþýsýnda duyulan isyan-eþitlik mücadelesi üçgeni içinde yaþanan duygularý dile getiren Hafýz Abdullah Meçik, Mustafa Þerif Alyanak, Mehmet Behçet Perim, Muharrem Yumuk, Hasan Basri Öztürk, Ýzzet Genç gibi þairler, bu dönem Bulgaristan Türk þiirine damgalarýný vurmuþlardýr.

Balkanlar’da Türk Þiiri - Balkan Türklerinin Kimlik Destaný
Suat Engüllü
1. Karþýyaka Þiir Kurultayý
19-21 Mart 2004/ Ýzmir
http://www.makturk.com

Ağu 17

Muallim Naci ( 1850)- (1893)
1850 yýlýnda Ýstanbul’da doðdu. Asýl adý Ömer’dir. Babasýnýn ölümü üzerine dayýsýnýn yanýna Varna’ya gitti. Orada medrese öðrenimi gördü. Varna Rüþtiyesi’nde öðretmenlik yaptý. Sait Paþa’nýn özel kâtibi olarak Rumeli ve Anadolu’nun birçok kentini dolaþtý. Ýstanbul’a geldi. Memuriyetten istifa etti. Tercüman-ý Hakikat gazetesinde edebiyat sayfasýný yönetmeye baþladý. Baþka gazetelerde çalýþtý. Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öðretmeni olarak çalýþtý. Yaþadýðý dönemde, Recaizade Ekrem ekolüne karþý klasik edebiyatý savundu. Aruzu ustalýkla kullandý. Servet-i Fünûncularý etkiledi. Þiirinin yanýnda edebiyat tarihi ve sözlük çalýþmalarýyla da ilgi çekti. 1893 yýlýnda öldü.

ESERLERÝ
Terkib-i Bend-i Muallim Naci, Ateþpare, Þerare, Fürûzan ve Yadigâr-ý Naci adlý þiir kitaplarý vardýr.

Ağu 17

Metin Eloðlu ( 1927)- (1985)
1927 yýlýnda Ýstanbul’da doðdu. Ortaokuldan sonra Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde okudu. Edebiyata öyküyle baþladý. Ama þair olarak ün yaptý. Ayrýca ressam olarak da tanýndý. Eleþtiriler yazdý.1985 yýlýnda Ýstanbul’da öldü.

ESERLERÝ
Þiir kitaplarý: Düdüklü Tencere, Sultan Palamut, Odun, Horozdan Korkan Oðlan, Türkiye’nin Adresi, Ayþemayþe, Dizin, Yumuþak G, Rüzgâr Ekmek, Hep, Yine, Þiirler, Ay Parçasý, Önce Kadýnlar.

Ağu 17

Melih Cevdet Anday ( 1915)
1915 yýlýnda Ýstanbul’da doðdu.Ankara Gazi Lisesi’ni bitirdikten sonra Milli Eðitim Bakanlýðý Yayýn Müdürlüðünde danýþmanlýk, Ankara Kitaplýðý’nda memurluk ve gazetecilik yaptý.Akþam ve Cumhuriyet gazetelerinde deneme yazýlarý yazdý.1954′ten sonra bir süre Ýstanbul Belediye Konservatuarý tiyatro Bölümü’hde fonetik-diksiyon öðretmenliði yaptý, emekle oldu.Þiirleri dýþýnda tercümeleri ve romanlarý da vardýr.

Melih Cevdet, arkadaþlarý Orhan Veli ve Oktay Rifat gibi Varlýk dergisinde yayýnladýðý ilk þiirlerinde, dönemin ortak dil beðenisini simgeleyen sözcüklere kapýldýðý söylenebilir. O da mavi iklimlerde, dal dal erguvan açan rüyalar biçiminde duyarlýlýklarý yansýtmaya çalýþýrken, kendi hayatýndan, deneylerinden kaynaklanmadýðýný düþündüren söyleyiþlere öykünmüþtür.

II.Dünya Savaþý’ndan sonra dünyayý saran ölüm fýrtýnasý karþýsýnda, yoksulluk, haksýzlýk ve yalan karþýsýnda, arkadaþlarý gibi onun da sýk sýk ince yergiye baþvurduðu görülür. ‘Garip’ten çok sonra ‘Rahatý Kaçan Aðaç’ gibi, uyak kullanýlarak, geleneksel denge anlayýþýnýn saðlanmak istendiði bir þiirde bile kendini ince yergiden alamaz. Melih Cevdet öte yandan çeliþkileri sergileme, yergi, olay gibi yan imkanlardan, toplumsal sorunlara baðlý konularý iþlerken yararlanmaya çalýþtýðýný söyleyebiliriz. Bir bölümü Yaprak dergisi çýkarken (1947-49) yazýlan ‘Telgrafhane’yi (1952) oluþturan þiirlerin büyük çoðunluðunun bu olanaklara dayanarak kurulmuþ olmalarý raslantý deðildir. Tohum ve Telgrafhane gibi evresinin iki önemli þiiri ise, þairin, hem içerik hem biçim yönünden kendini sýnýrlamadýðýný, deðiþik yönlere açýlmak istediðini gösterir.

Genel özellikleri bakýmýndan þairin 1940-1952 yýllarýnda kazandýðý deneylerin bileþkesi olarak kabul edebileceðimiz þiirlerden oluþan ‘Yan Yana’da dörtlü kuruluþlarýn belirgin bir biçimde çoðaldýðý görülür. Gelecek, Hiroþima, Faltaþý, Güzel Düþ, Aný adlý eserlerde geleneksel biçimlere eðilimi aðýr basmýþtýr.
Melih Cevdet’in özellikle 1960’tan sonraki eserlerinde yapý ustasý olduðu yazýlmýþtýr.

ESERLERÝ
Garip (O.Veli ve O.Rifat ile), Rahatý Kraçan Aðaç, Kollarý baðlý Odysseus, Göçebe Denizin Üstünde, Ölümsüzlük Ardýnda Gýlgamýþ, Teknenin Ölümü,Tanýdýk Dünya, Güneþte, Yaðmurun Altýnda, gizli Emir, Raziye, Dört Oyun.

GÜNDEM

Edebiyatýmýz garip kaldý!
Milliyet 29 Kasým 2002

Türk edebiyatýnýn duayenlerinden Melih Cevdet Anday, solunum ve böbrek yetmezliði sonucu 87 yaþýnda vefat etti

Gazi Lisesi’ndeki arkadaþlarý Orhan Veli ve Oktay Rifat’la þiire baþlayan, “Garip” hareketinin son çýnarý Melih Cevdet Anday, solunum ve böbrek yetmezliði tanýsýyla tedavi gördüðü Marmara Üniversitesi Týp Fakültesi Hastanesi’nde, 87 yaþýnda hayata veda etti.
Ýstanbul’da doðan Anday’ýn büyük dedesi Mirlava Mehmed Raþit Paþa, Osmanlý Devleti’nin ilk “eczacý paþasýydý”. Çocukluðu Kadýköy Bahariye’deki evinde geçen Anday, ilkokulu eski Fenerbahçe Stadyumu’nun yanýndaki Taþ Mektep’te, ortaokulu da Kadýköy Sultanisi’nde okudu. Babasýnýn görevi dolayýsýyla lise öðrenimini Ankara Gazi Lisesi’nde tamamladý. Dokuzuncu sýnýfta okuduðu sýrada Orhan Veli ve Oktay Rifat’la tanýþtý. Liseyi bitirdikten sonra önce Ankara Hukuk Fakültesi’ne, ardýndan da Dil ve Tarih Coðrafya Fakültesi’ne giren Anday, öðrenim hayatýna devam etmedi. 1938’de sosyoloji öðrenimi için Belçika’ya giden Anday, 2. Dünya Savaþý nedeniyle yurda dönerek bir süre Milli Eðitim Bakanlýðý Yayýn Müdürlüðü’nde danýþmanlýk yaptý.

FIKRA YAZARLIÐI YAPTI
Anday; Akþam, Tercüman, Büyük Gazete, Tanin ve Cumhuriyet gazetelerinde fýkra yazarlýðý, sanat sayfasý yöneticiliði yapmýþ, denemeler yazmýþ, 1954’te baþladýðý Ýstanbul Belediye Konservatuvarý Tiyatro Bölümü fonetik - diksiyon öðretmenliðinden 1977’de emekli olmuþtu. Anday, 1964 - 1969 yýllarý arasýnda TRT Yönetim Kurulu’nda görev almýþtý. 1979’da UNESCO Genel Merkezi kültür müþaviri olarak Paris’e giden Anday, hükümet deðiþince geri çaðrýlmýþtý.

ESERLERÝYLE ÖDÜL ALDI
Anday, “Mikado’nun Çöpleri” adlý oyunuyla 1967 - 1968 Ýlhan Ýskender Armaðaný’ný, “Gizli Emir” adlý romanýyla TRT 1970 Sanat Ödülleri Roman Armaðaný’ný, Tarjel Vesaas’dan çevirdiði “Buz Sarayý” romanýyla da TDK 1973 Çeviri Ödülü’nü kazanmýþtý. Anday’ýn ilk þiiri, 1936 yýlýnda Varlýk Dergisi’nde yayýmlanan “Ukde” olmuþtu. Anday, “Teknenin Ölümü” adlý þiir kitabýyla 1976 Yeditepe Þiir Armaðaný’ný, “Sözcükler” adlý þiir kitabýyla 1978 Sedat Simavi Vakfý Edebiyat Ödülü’nü, “Ölümsüzlük Ardýnda Gýlgamýþ” adlý þiir kitabýyla da 1981 Ýþ Bankasý Büyük Ödülü’nü kazanmýþtý. Anday’ýn yapýtlarý, Rusça, Fransýzca, Ýngilizce baþta olmak üzere bir çok dile çevrildi.

“Garip”in hikayesi
Melih Cevdet Anday þiire Gazi Lisesi’nde arkadaþlarý Orhan Veli ve Oktay Rifat’la baþladý. Daha sonralarý “Garip” hareketi çevresinde oluþacak beraberliklerinin temeli böylece atýlmýþ oldu. “Varlýk” dergisinde birlikte yaptýklarý bir çýkýþla, Veli, Rifat ve Anday Türk þiirine yeni bir anlayýþ getirdi. Kentte yaþayan küçük insanlarýn sorunlarýný lirizme, ahenge, sese sýrt çeviren bir sadelik içinde ele alýyor, þiire girmez denilen konulara, sözcüklere özellikle aðýrlýk veriyorlardý. Yaptýklarý denemeler edebiyat çevrelerinde büyük ilgiyle karþýlandý, tartýþmalara yol açtý. 1941’de çýkardýklarý “Garip” adlý kitapta Veli’nin imzasýyla bu yeni anlayýþýn temel ilkeleri þöyle açýklandý: “Þiir, bütün özelliði edasýnda olan bir söz sanatýdýr.”

Ağu 17

Mehmet Ýzzet Hattat ( 1929)- (28.07.1991)
Mehmet Ýzzet Hattat
/þair/hattat/
Irak Türkmen edebiyatý tarihinde yetiþen en iyi þairle-rinden birisi diye biliriz. Mehmet Ýzzet Hattat yalnýz bu nadide eserlerle kalmayýp ayrýca hat, resim ve çeþitli oyma iþlerindeki üstün yeteneðe sahiptir.

Mehmet Ýzzet Hattat 1929 Ekim ayýnda Kerkük’te dünyaya geldi, 1936 yýlýnda Kerkük Musalla ilk okulu-na baþladý. Orta ve lise tahsilini 1948 yýlýnda tamam-ladýktan sonra Baðdat Güzel Sanatlar Enstitüsü’ne devam etti ve 1952 yýlýnda buradan mezun oldu. Ayný yýl yani 1952’de Kerkük’te Öðretmen olarak tayin edildi, emekli olana kadar bu kutsal görevini baþarýyla sürdürdü, Irak Türkmenlerinin kültür ve edebiyatýnýn geleceðini her zaman düþünen ve þiirlerine eþlik eden hoyratlarýnýn her birisi sanki bir öykü bir roman bir tablo, bir dünya bir yaþam gibiydi.Kerküklüler çok sevip saydýklarý, takdir ettikleri, bu milli þahsiyetimize bir çok bilgi ve yeteneðinden dolayý üstad diye hitap ederlerdi.

1964 yýlýnda Atlas Caddesinde açtýðý hattat dükkâný akþamlarý adeta bir kültür evi gibi sanatçýlar, Türkmen þahsiyetleri ve önde gelen iþ adamlarý tara-fýndan dolup taþardý. Orasý bir Türkmen yuvasý sayýlýrdý.Onun en önemli yaný ömrü boyunca inanarak baðlandýðý ve uðruna zindanlara atýlarak türlü ýstýraplara maruz kaldýðý milliyetçilik yanýydý.Mehmet Ýzzet Hattat aþk ve sosyal konular yanýnda dinsel þiirler de yazmýþ-týr. Yazdýðý bu güzel þiirler yüzünden 1980 yýlýnda hiç bir suçu olmadan Baðdat yönetimi tarafýndan tutukla-narak acýmasýz iþkencelere tabi tutuldu, suçsuzluðu anlaþýlmasýna raðmen yedi yýl hapse mahkum edil-di.Tahliye edildikten sonra yedi yýl zarfýnda kendine yapýlan aðýr iþkence sonucu yakalandýðý hastalýktan kurtulamayarak 28 Temmuz 1991 tarihinde Kerkük’te Hakk’ýn rahmetine kavuþtu

Ağu 17

Mehmet Can Doðan ( 1969)
Mehmet Can Doðan, 1969’da Aksaray’da doðdu. Ortaöðrenimini Aksaray’da tamamladý. Gazi Üniversitesi Gazi Eðitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatý Bölümü’nü bitirdi. Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptý. Gazi Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatý Anabilim Dalý’nda doktora yapýyor ve ayný üniversitede çalýþýyor. Mim, a’raf, Son Duvar dergilerinin kuruluþlarýnda yer alýp bu dergileri yöneten Doðan, þiir ve yazýlarýný Polemik, Türkiye Günlüðü, Sombahar, Dergâh, Ludingirra, Defter, E, Hece, Kaþgar, Virgül ve Kitap-lýk’ta yayýmladý.
Mehmet Can Doðan, “Beþ Þair Beþ Poetika” adlý çalýþmasýyla 1993 Milliyet Edebiyat Ödülü’nü aldý.

ESERLERÝ:
Þiir: Mene Tekel Feres (1993), Törenler ve Komplolar (1997),Saman.

Ýnceleme-Eleþtiri: Kitaplardan Bir Kitap (2002), A’dan Z’ye Asaf Hâlet Çelebi (2003), Þiiraze-Þiirin Ýç Dikiþi Üzerine Yazýlar (2005).

Ağu 17

Mehmet Akif Ersoy ( 1873)- (27.12.1936)
Ýstiklal Marþý Þairi

1873 yýlýnda Ýstanbul’da doðdu. Bir medrese hocasý olan babasý doðumuna ebced hesabýyla tarih düþerek ona “Raðýyf” adýný vermiþ, ancak bu yapay kelime anlaþýlmadýðý için çevresi onu “Âkif” diye çaðýrmýþtýr. Babasý Arnavutluk’un Þuþise köyündendir, annesi ise aslen Buharalý’dýr. Mehmed Âkif ilköðrenimine Fatih’te Emir Buharî mahalle mektebinde baþladý.Maarif Nezareti’ne baðlý iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüþtiyesi’ni bitirdi.Bunun yaný sýra Arapça ve Ýslami bilgiler alanýnda babasý tarafýndan yetiþtirildi. Rüþtiye’de “hürriyetçi” öðretmenlerinden etkilendi. Fatih Camii’nde Ýran edebiyatýnýn klasik yapýtlarýný okutan Esad Dede’nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, ve Fransýzca bilgisiyle çevresindekilerin dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye’nin idadi (lise) bölümünde okurken þiirle uðraþtý. Edebiyat hocasý Ýsmail Safa’nýn izinden giderek yazdýðý mesnevileri þair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karþýladý.Babasýnýn ölümü ve evlerinin yanmasý üzerine mezunlarýna memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldý. 1889′da girdiði Mülkiye Baytar Mektebi’ni 1893′te birincilikle bitirdi. Ziraat Nezareti emrinde geçen yirmi yýllýk memuriyeti sýrasýnda veteriner olarak dolaþtýðý Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da köylülerle yakýn iliþkiler kurma imkaný buldu. Ýlk þiirlerini Resimli Gazete’de yayýmladý.1906′da Halkalý Ziraat Mektebi ve 1907′de Çiftçilik Makinist Mektebi’nde hocalýk etti. 1908′de Dârülfünûn Edebiyat-ý Umûmiye müderrisliðine tayin edildi. Ýlk þiirlerinin yayýmlanmasýný izleyen on yýl boyunca hiçbir þey yayýnlamadý.1908′de II. Meþrutiyet’in ilanýyla birlikte Eþref Edip’in çýkardýðý Sýrat-ý Müstakim ve sonra Sebilürreþad dergilerinde sürekli yazýlar ve þiirler yazmaya baþladý.1913′te Mýsýr’a iki aylýk bir gezi yaptý. Dönüþte Medine’ye uðradý. Bu gezilerde Ýslam ülkelerinin maddi donatým ve düþünce düzeyi bakýmýndan Batý karþýsýndaki zayýflýklarý konusundaki görüþleri pekiþti. Ayný yýlýn sonlarýnda Umur-u Baytariye müdür muavini iken memuriyetten istifa etti. Bununla birlikte Halkalý Ziraat Mektebi’nde kitabet ve Darülfunun’da edebiyat dersleri vermeye devam etti.

Teþkilat-ý Mahsusa ve Milli Mücadele’de

Ýttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdiyse de cemiyetin bütün emirlerine deðil, sadece olumlu bulduðu emirlerine uyacaðýna dair and içti. I.Dünya Savaþý sýrasýnda istihbat teþkilatý Teþkilât-ý Mahsusa tarafýndan Berlin’e gönderildi. Burada Almanlar’ýn eline esir düþmüþ Müslümanlar için kurulan kampta incelemeler yaptý. Çanakkale Savaþý’nýn akýþýný Berlin’e ulaþan haberlerden izledi. Batý’nýn geliþme düzeyi onu derinden etkiledi. Yine Teþkilât-ý Mahsusa’nýn bir görevlisi olarak çöl yoluyla Necid’e ve savaþýn son yýlýnda Lübnan’a gitti. Dönüþünde yeni kurulan Dâr-ül -Hikmetül Ýslâmiye adlý kuruluþun baþkâtipliðine getirildi. Savaþ sonrasýnda Anadolu’da baþlayan direniþ hareketini desteklemek üzere Balýkesir’de etkili bir konuþma yaptý. Bunun üzerine 1920′de Dâr-ül Hikmet’deki görevinden alýndý. Ýstanbul Hükümeti Anadolu’daki direniþçileri yasa dýþý ilan edince Sebillürreþad dergisi Kastamonu’da yayýmlanmaya baþladý ve Mehmed Âkif bu vilayette Milli Mücadele hareketine katkýsýný hýzlandýran çalýþmalarýný sürdürdü. Nasrullah Camii’nde verdiði hutbelerden biri Diyarbakýr’da çoðaltýlarak bütün ülkeye daðýtýldý. Burdur mebusu sýfatýyla TBMM’ye seçildi.

Ýstiklal Marþý

Meclis’in bir Ýstiklâl Marþý güftesi için açtýðý yarýþmaya katýlan 724 þiirin hiçbiri beklenilen baþarýya ulaþamayýnca maarif vekilinin isteði üzerine 17 Þubat 1921′de yazdýðý Ýstiklal Marþý, 12 Mart’ta birinci TBMM tarafýndan kabul edildi.Mýsýr’a Gidiþ Sakarya zaferinden sonra kýþlarý Mýsýr’da geçiren Mehmed Âkif, daha sonra sürekli olarak Mýsýr’da yaþamaya karar verdi. 1926′dan baþlayarak Camiü’l-Mýsriyye’de Türk dili ve edebiyatý müderrisliði yaptý. Bu gönüllü sürgün hayatý sýrasýnda siroz hastalýðýna yakalandý ve hava deðiþimi için 1935′te Lübnan’a, 1936′da Antakya’ya birer gezi yaptý. Yurdunda ölmek isteði ile Türkiye’ye döndü ve 27 Aralýk 1936′da Ýstanbul’da öldü.

Dil Anlayýþý Konuþma diline yaslandýðý için kolayca yazýlývermiþ izlenimi veren þiirleri biçime iliþkin titiz bir tutumun örnekleridir. Hem aruzdan doðan baðlarýn üstesinden gelmiþ, hem de þiirin bütününü kapsayan bir iç musiki düzenini gözetmiþtir. Dilde sadeleþtirmeden yana olan tutumunu her þiirinde ortaya koymuþtur.Mehmed Âkif nazým diline bu dilin tabii yapýsýný bozmadan elveriþli olduðu geliþmeyi kazandýrmýþ ve aruz veznini yumuþatmýþtýr. Bu ayný zamanda Türkçe’nin þiir söylemedeki imkanlarýnýn ne ölçüde geniþ olduðunu göstermesi demektir. Mehmed Âkif dilin toplumsal kimliðini öne çýkarmýþ,üslupta özgünlük ve kiþiselliðe ulaþmýþtýr.Yenilikçi bir þair olarak, yaþadýðý dönemde görülen ölçüsüz yenilik eðiliminin bozucu etkilerine, ölçüsü iþleviyle baðlantýlý bir þiir kurmak suretiyle sýnýr çekmeye çalýþmýþtýr.

ESERLERÝ Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkýn Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatýralar, Âsým, Gölgeler.

Hakkýnda Yazýlanlar

1.Mehmet Akif
Nurettin Topçu
Dergah Yayýnlarý

“Büyük adam, eseriyle hayatýný birleþtiren adamdýr. Biz onda þu vasýflarý arýyoruz: Önce ömründe ayni kanaatin, ayni imanýn sahibi olan adamdýr. Devirlere, zaruretlere, cemiyetlere göre deðiþmez, muhitine uymaz; muhiti kendine uydurur, uydurmazsa çarpýþýr. Cemiyetten daha kuvvetlidir; cemiyeti sürükleyicidir. Bu karaktere sahip insanlarýn, yani deðer yaratýcýsý olanlarýn bir kýsmý zekasýyla, bir kýsmý kalbi ve hisleriyle, bir kýsmý da iradesiyle baþka insanlara ve cemiyete üstündür, yaratýcýdýr, sahiptir veya velidir. Bu üstün insanlar arasýnda ise bazýlarý her bakýmdan, hem zeka, hem duygu, hem de irade kuvveleriyle cemiyetin insanlarýna üstün durumdadýrlar. Böylelerine muvazeneli karakter sahipleri denir. Filhakika zeka, duygu ve irade fonksiyonlarýndan yalnýz bir kýsmýnda üstünlüðe sahip olanlarda, alelade olan ruh sahasýna doðru açýlmýþ bir yara halinde anormallikler, ruh ve karakter sarsýntýlarý göze çarpmaktadýr. Ancak muvazeneli karakter sahipleri, bu sarsýntýlardan korunmuþ saðlam ruhlu insanlardýr. Bu üç türlü fonksiyonlarýn da ayni seviyede yüksek ve keskin oluþu, insanoðlunu hilkatin harikulade bir eseri yapabiliyor. Ýþte Akif yaradýlýþýn bu lutfuna uðramýþtý. Ancak onu, iradesinin ateþli tazyikiyle diðer sahalarda muvazenesizlikten koruyan pek mühim bir sebebin var olduðu da unutulmamalýdýr: Bu sebep, demirden bir iradeyi ahenkdar bir ray üzerinde yürüten Ýslam terbiyesi ve Allah’a imanýydý.Büyük adamlarýn baþka bir vasfý da münzevi oluþlarýdýr. Onlar kalabalýðýn içinde yalnýz yaþarlar. Üçüncü bir vasýf olarak, büyük adamlarýn devlet ve ikbal mevkilerinden uzak durduklarýný görüyoruz.”

Ağu 17

Mehmet Þandýr ( 1947)
MHP Mersin Milletvekili
KANTARA - 1947, Hasan, Atika - Ýstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi - Ýngilizce - Orman Yüksek Mühendisi - Orman Bakanlýðý, Gümrük ve Tekel Bakanlýðý Kontroller Kurulu Baþkaný, Serbest Ticaret, Suriye Bayýr Bucak Türkleri Kültür ve Dayanýþma Derneði Baþkaný, Türk Ocaklarý Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Türkmenistan Dostluk Derneði Kurucusu ve 2 nci Baþkaný, Serbest Meslek - XXI inci Dönem Hatay Milletvekili - Evli, 3 Çocuk.

Ağu 17

Mehmet Iþýkoðlu
18 Mayýs 1939 tarihinde Hatay’ýn Erzin ilçesinde doðdu. Ýlk ve orta öðrenimini Erzin, Kuzuculu ve Dörtyol’da (o dönemin þartlarý altýnda) tamamladýktan sonra Adana’da Erkek Sanat Enstitüsünü bitirdi. Vatani görevini yedek subay olarak tamamladýktan sonra ise 1962 senesinde Almanya’ya yapýlan göç kervanýna katýldý. Almanya’da Siemens, Krupp, Rheinstahl, Phoenix gibi fabrikalarda çeþitli meslek dallarýnda pratik yaptýktan sonra Almanya’da Wuppertal þehrinde Makine Mühendisliði tahsili yaptý.
Almanya’ya gelen birinci neslin kültür halkasý olarak Anavatanýndan aldýðý kültürle Almanya’da yaþamýna devam etmekte, bilgi ve tecrübelerini yeni nesil ile paylaþmaktadýr. Araþtýrmacý-Þair Mehmet Iþýkoðlu bu konuyu çýkacak olan son þiir kitabýnda þairane bir dille þöyle dile getirmektedir:

Genç yaþýmda Almanya’ya yerleþtim
Doðu batý sentezinde birleþtim
Kültürler yaþadým yaban ellerde
Kalemim dillendi yürekten taþtým

Aþk doðurdu gönüller iliþkisi
Kitaplar doldurdu onun taþkýsý
Sevgiler yükledim dizelerime
Armaðaným olsun gönül coþkusu

Mehmet Iþýkoðlu/ Köln 17.07.2007
Araþtýrmacý-Þair Mehmet Iþýkoðlu çýkacak olan son þiir kitabýnýn takdim bölümünde yazarlýk ve þairlik hakkýndaki görüþlerini þu þekilde belirtmiþ;

TAKDÝM
Her yazar ve þair, kendi yaþadýðý çaðýn olaylarýndan etkilenerek, müþahede ettiði bazý konularý kendi diliyle, kendi potasýnda eritip, kalýplara döker ve þekillendirir. Ben de yirminci yüzyýlýn ikinci yarýnsýný ve yirmi birinci yüzyýlýn baþlarýný yaþadým. Birçok geliþme ve deðiþimlere þahit oldum.
Gözlemlediðim ve yaþadýðým bazý konularý Almanya’ya gelen birinci neslin kültür halkasý olarak Türkiye’den aldýðým kültürün ýþýðý altýnda kendi üslubumla kaleme aldým.
Yaþadýðým çaðda teknolojinin en son buluþlarý bilgisayar ve internettir. Ýnternetin devreye girmesi ile insanlarýn, bilgileri görgüleri haberleþmeleri, büyük bir mesafe kat etti.
Böyle olunca insanlar, sýnýr ve deniz ötesi partnerlerle baðlantýlar kurarak sohbet imkânlarý buldu. Ýnsanlar duygularýný hiç tanýmadýðý kimselerle paylaþma imkânýna kavuþtu. Ben de bu durumlarý gerek bölgesel ve gerekse sanal âlemdeki gözlemlerimi þiirlerimle dile getirdim ve kitaplaþtýrarak gelecek nesillere aktarmanýn gururunu yaþadým.
Köln 17.07.20
Mehmet Iþýkoðlu’nun Gönül Þelalesi ve Yürek Kalemi adýnda iki þiir kitabý bulunmaktadýr. Üçüncü kitabý ise çýkmak üzeredir.

AÞK TEZGAHI
Þiir yazmadým yar okudum seni
Bir aþk tezgahýnda dokudum seni
Dolaþtý mekiðe kzýl saçlarýn
Çözerken dilimde þakýdým seni

Dokundun içime sen desen desen
Ne kadar þahane oldu bir görsen
Seyreder dalarým engin hayale
Gönlümüz gözdesi gül motifi sen

Gönül atlasýnda resmin bir nakýþ
Tüm hisler ayakta tutuyor alkýþ
Oluþtu bir tablo yoktur benzeri
Çözdü kördüðümü içten bir bakýþ

GURBET GENÇLERÝ

Bocalýyor iki kültür arasý
Anadilin hali yürek yarasý
Meçhul nerden gelir geçim parasý
Sahipsiz yetiþen gurbet gençleri

Tarih sorsan diyor nerden bileyim
Anane gelenek yabancý deyim
Bilemiyor acep ben kimim neyim
Sahipsiz yetiþen gurbet gençleri

Çeker derinlere zevk ile sefa
Tahsil ihmal yarým kalýr bu defa
Yüzer bataklýkta çeker çok cefa
Sahipsiz yetiþen gurbet gençleri

Hayat toz pembedir yok mesuliyet
Boþa heder olur tüm kabiliyet
Gidemez ileri olsa da niyet
Sahipsiz yetiþen gurbet gençleri.

KARA GÜNLER

Ýkinci Dünya harbi o zaman koptu kýtlýk
Oldu telef güzelim nice canlý varlýklar
Gýdamýz doða ana bahçelerinde otluk
Ufuklarý sarmýþtý zifiri karanlýklar

Alýnýrdý karneyle kiþi baþý can ekmek
Geceyi aydýnlatan gazyaðý ona keza
Verirdi elem uzun kuyruklarda beklemek
Zalým falaka idi karakollarda ceza

Garip anacýðýmýn kül suyuydu sabýný
Akarsa kuru dere yýkanýrdý kilimler
Hýrsla yakaladýk mý aðýr tokaç sapýný
Ancak temizlenirdi o yýllanmýþ kirliler

Bulursak soframýzda arpa bazlamasýný
En büyük sebep idi yaradana þüküre
Kara saban sürerdi köylünün tarlasýný
Yorgun koca öküze deh heykire heykire

At arabasý idi en lüks binek aracý
Meþin çarýk giyerdi köylüler ayaðýna
Saygýn meslek sahibi semercisi saracý
Anam þelek taþýrdý odunu ocaðýna

Orak, týrpan bilenir öyle bekler hasatý
Döven diþlenir hazýr herkes nallatýr atý
Avrat uþak tarlada kýzgýn güneþ altýnda
Emekler hâsýlatýn belki sekiz on katý

Gün oldu deðiþti çað geldi makine devri
Medeniyet geliþti hýzlandý yaþam seyri
Bilgisayar olayý damga vurdu sanala
Geçti bizden kalanlar rahat yaþasýn gayri

Bir ömür böyle geçti alýn sizlere devir
Yaþadýk hayat buymuþ tarihten sayfa çevir

Gün olur devran döner her þey döner aslýna
Eseri ile eder kiþi zamanda seyir.

YAFTA

Küçükken dediler sus evlat ayýp
Konuþulmaz büyüklerin yanýnda
Sesi kestik söyleneni anlayýp
Yüzümüz kýzardý donduk anýnda

Zamanla baðlandý kaldý dilimiz
“Söz gümüþse sükût altýn” dediler
Çil çil altýnlarla doldu elimiz
Topladýk çoðalttýk, yemez kediler

Diller de baðladý, bakan gözleri
Cesaret, kiþilik suya indiler
Savunmadýk o güzelim tezleri
Böylece çoðaldý sessiz “hindiler”

Gözü dili baðlý hipnoza dalmýþ
Gütmesi çok kolay böyle toplumu
Ýtiraz edecek mecal mi kalmýþ?
Soramaz ki bunlar çöplü saplýmý?

Iþýkoðlu der ki bellidir sadet
Beyni dili kullananlar ön safta
Kalkmalýdýr böyle töre bu adet
Yýrtýlýp atýlsýn eskimiþ yafta.

DÝLÝN ÖNEMÝ

Anlaþmak güç olur bozulursa dil
Anlamsýz kargaþa dalar ortaya
Vahþi dikenlere esir olur gül
Esas mana gelir arkadan yaya

Yumurtayý parazitler aþýlar
Adaleti saptýrýrlar yolundan
Kötü gözler ýþýl ýþýl ýþýlar
Doðrularý alýr atar kolundan

Hezimete uðrar ahlakla sanat
Esas deðerlerin kýymeti olmaz
Bunalým yolsuzluk sürer saltanat
Muhabbet yýpranýr saygýnlýk kalmaz

Bozmayalým bu güzelim lisaný
Yaþamda önemi o kadar mühim
Sýnýr ötesine aktarýr san´ý
Bilinsin deðeri edilsin fehim

Aslýna köküne olmalý hakim
Anlamda kargaþa bozar arayý
Anlayýþa göre verilmez hüküm
Herkes birbirine çalar karayý

Dil bozulur hal bozulur vesselam
Diken olur anlaþmanýn yollarý
Dostlar birbirinden esirger selam
Ýnsanlýðýn baðlý kalýr kollarý

Ağu 17

Mehmet Çavuþ
Bulgaristan Türk Edebiyatý

Balkanlar’da Türk Þiiri - Balkan Türklerinin Kimlik Destaný
Suat Engüllü
1. Karþýyaka Þiir Kurultayý
19-21 Mart 2004/ Ýzmir
http://www.makturk.com

1933 yýlýnda Eskicuma’ya baðlý Turnaovasý köyünde dünyaya gelen Mehmet Çavuþ, 1947 yýlýndan beri þiir yazmaktadýr. Bulgaristan Türk þiirinde sosyalist gerçekçiliðin slogancýlýðýndan kopmayý büyük ölçüde baþaran ve Bulgaristan Türk þiiri içinde kendine has bir üslûp geliþtiren, þiir tekniðine vakýf þairlerdendir. 1982 yýlýndan beri Türkiye’de yaþamaktadýr.