Hüseyin Avni Oktay ( 1893)- (1978)
huseyin avni oktay (1893-1978)1893 yılında Filibe’de doğdu.Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ailesı ile birlikte Anaduluya göç ederek İznik’e yerleşti.Bursa Rüştiyesini bitirdikten sonra Balkan Savaşlarına katıldı.Birinci Dünya Savaşı patlayınca Suriye-Filistin cephesine gönderildi.Burada ingilizlere karşı savaşırken Şam’da esir düştü, oradan Mısır İskederiye’ye götürüldü,10 aylık esaretten sonra kacarak yurda dönmeyi başardı.İznik kuvayı-milliye o içinde aktif görevler aldı. Gökbayrak tabur’unda milis kuvvetleri bölük kumandanlığı yaptı.TBMM düzenli orduları kurulunca batı cephesinde askeri sevkiyat subaylığına atandı.Bölgede oluşturulan ve Kocaeli kumandanı halit pasa’nın emrinde Continue reading »
Erol Bilbilik ( 1935)
1935 İstanbul doğumlu. 1950-1954 Heybeliada Deniz Lisesi mezunu. 1956 Deniz Harp Okulu�nu bitirdi ve Deniz Asteğmeni oldu, 1971 Deniz kuvvetlerinden Binbaşı rütbesiyle ayrıldı. 1979 Ulaştırma Bakanlığı Fen Kurulu Üyeliğinden emekli oldu. 1961, 1969 ABD ve Almanya�da kısa süreli eğitimler, Makine-Motor, Gemi İnşa ve inşaat sektöründe yöneticilikler yaptı. 1993�den bu yana araştırmacılık ve yazarlık yapmakta. Evli ve bir çocuk babası.
Fahreddin Paşa . ( 1868)- (1948)
Ömer Fahreddin Paşa (Türkkan), (1868, Rusçuk - 1948, İstanbul) Mondros Mütarekesinden sonra teslim olmayıp Medine’yi 72 gün daha savunan Türk kumandanıdır. Medîne müdâfii Türk Kaplanı Çöl Kaplanı, Medine Kahramanı adlarıyla anılır.
Bulgaristan’da doğdu, 93 Harbinden sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi. Harp 0kulunu ve harp akademisini bitirdikten sonra 1891′de kurmay yüzbaşı olarak Osmanlı ordusuna katıldı. Balkan Savaşında Çatalca savunmasında ve Edirne’nin geri alınışında görev aldı.
I. Dünya Savaşı başladığında 4. Orduya bağlı 12. kolordu komutanı olarak Musul’da bulunuyordu. 1915′te 4. Ordu komutan vekilliğine getirildi. bu bölgede iken hem tehcire tabi tutulan Ermenileri yerleştirme işiyle uğraştı, hem de Urfa, Zeytun, Musadağı ve Haçin Ermeni isyanlarını bastırdı.
1916′da 4. Ordu komutanı Cemal Paşa tarafından Medine’ye gönderildi. Fahreddin Paşa elindeki kısıtlı imkânlara rağmen aldığı tedbirler sayesinde Medine’yi 2 yıl 7 ay savundu. Herhangi bir yağma ihtimaline karşı tedbir olarak, Medine’deki 30 parça Kutsal Emaneti 2000 askerin koruması altında İstanbul’a gönderdi. Medine’nin etrafı isyancıların eline geçmeye başlayınca İstanbul’daki Hükümet, Medine’nin boşaltılmasını istedi. Fahreddin Paşa ‘Peygamberin kabrinin bulunduğu Medine’deki Türk Bayrağını kendi elimle indiremem’ diyerek şehirden ayrılmayı kabul etmedi.
Bir süre sonra Medine’nin etrafı tamamen kuşatıldı. Türk orduları kuzeye doğru geri çekilmeye başladı. Etrafındaki Türk birlikleriyle irtibatı tamamen kesilen Fahreddin Paşa şehri savunmaya devam etti.
30 Ekim 1918′de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesini imzalayarak I. Dünya Savaşından çekildi. Mütarekenin 16. maddesine göre Fahreddin Paşa’nın teslim olması gerekiyordu. Kendisine Mondros Mütarekesini tebliğ için İstanbul’dan gönderilen yüzbaşıyı hapsettirdi. Medine’ye en yakın Osmanlı birliği 1300 km uzakta olmasına rağmen Mondros Mütarekesinden sonra da teslim olmadı ve şehri savunmaya devam etti. Osmanlı devletinin teslim olmasında sonra 72 gün daha Medine�yi savunmaya devam eden Fahreddin Paşa yiyecek, ilaç ve cephanenin bitmesinden sonra kendi askerleri tarafından etkisiz hale getirildi ve şehir 13 Ocak 1919′da teslim oldu. Böylece Medine’de 400 seneden beri süren Türk hakimiyeti sona erdi.
İngilizler tarafından Türk Kaplanı ismi verilen Fahreddin Paşa, savaş esiri olarak önce Mısır’a daha sonra da Malta’ya gönderildi. 8 Nisan 1921′de Malta’da kurtulduktan sonra Milli Mücadele�ye katılmak üzere Ankara’ya geldi. 9 Kasım 1921′de TBMM tarafından Kabil Büyükelçiliğine tayin edildi.
1936′da Tümgeneral rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrılan Fahreddin Paşa, 1948′de İstanbul’da vefat etti.
Fahri Korutürk ( 1903)- (12.10.1987)
6.CUMHURBAŞKANI
GÖREV SÜRESİ
6 NİSAN 1973
6 NİSAN 1980
1903 yılında İstanbul’da doğdu. 1916 yılında Bahriye Mektebi’ne girdi. 1923 yılında Deniz Harp Okulu’nu, 1933 yılında Deniz Harp Akademisi’ni bitirdi. Deniz Kuvvetleri’nin çeşitli kademelerinde görev aldı. Roma, Berlin ve Stokholm’de Deniz Ataşesi olarak hizmet verdi.
1936′da Montreux Boğazlar Konferansı’na askerî uzman olarak katıldı. 1950 yılında Amiralliğe yükseldi. Oramiralliğe kadar çeşitli rütbelerde komuta görevleri yaptı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevinden 1960 yılında emekli olduktan sonra sırası ile Moskova ve Madrit Büyükelçisi olarak diplomatik görevler aldı.
1968 yılında Cumhuriyet Senatosu Üyesi oldu.
1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi.
1980 yılında, yedi yıllık hizmet süresi tamamlandığından Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldı. 12 Ekim 1987 tarihinde vefat etti.
Faruk Gürler ( 1913)- (23.08.1975)
GÖREV SÜRESİ:
29 Ağustos 1972 - 6 Mart 1973
Orgeneral GÜRLER; 1913 yılında İstanbul’da doğdu. 1929 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1931 yılında Topçu Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu’nu , 1933 yılında topçu Sınıf Okulu’nu bitirdi. 1939 yılına kadar çeşitli Topçu Birliklerinde Batarya Takım Komutanlığı yaptıktan sonra, 1939 yılında girdiği Harp Akademisi’ni 1942 yılında bitirerek Kurmay oldu. 1959 yılına kadar çeşitli karargah ve birliklerde ve Napoli’de görev yaptı. 1959 yılında Tuğgeneral, 1962 yılında Tümgeneral, 1963 yılında Korgeneral ve 1966 yılında Orgeneralliğe yükseldi. Tuğgeneral rütbesi ile Harp Okulu Komutan Vekilliği, Harp Akademileri Komutan Vekilliği, Tümgeneral rütbesi ile MSB Müsteşar Vekilliği ve 15 nci Kolordu Komutan Vekilliği, Korgeneral rütbesi ile 5 nci Kolordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu. Orgeneral rütbesinde MSB Müsteşarlığı, Genelkurmay II nci Başkanlığı ve 2 nci Ordu Komutanlığı yaptı. 28 Ağustos 1970 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. 29 Ağustos 1972 tarihinde atandığı Genelkurmay Başkanlığı görevinden 5 Mart 1973 tarihinde kendi isteği ile emekli oldu.
İngilizce, Fransızca, İtalyanca bilir. Evli üç çocukludur.
23 Ağustos 1975′de vefat etti. Cebeci Şehitliği’nde toprağa verildi.
Fevzi Çakmak ( 1876)- (12.04.1950)
GÖREV SÜRESİ:
12 Temmuz 1922 - 3 Mart 1924 (Orgeneral)
3 Mart 1924 - 12 Ocak 1944 (Mareşal)
Mareşal ÇAKMAK;1876 yılında İstanbul’da doğdu. 1895 yılında Teğmen rütbesi ile Harp Okulu’nu bitirdikten sonra, aynı yıl girdiği Harp Akademisi’ni 1898 yılında bitirerek Kurmay oldu. Bu tarihten itibaren ordunun çeşitli kademelerinde karargah ve birlik komutanlığı görevlerinde bulundu. 1914 yılında Tümgeneralliğe yükseldi. Çeşitli birliklerde Kolordu Komutanlığı, Anafartalar Grup Komutanlığı ve Ordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. 6 Ocak 1918 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına atandı. 28 Temmuz 1918 tarihinde Korgeneralliğe yükseldi. 27 Mayıs 1919 tarihine kadar bu görevi yürüttü. 1 nci Ordu Müfettişliği’nden sonraki Harbiye Nazırlığı görevinden 21 Nisan 1920 tarihinde istifa ederek Anadolu’ya geçti. Milli Müdafaa Vekili ve Heyeti Vekile Reisliği görevine atandı. 3 Nisan 1921 tarihinde Orgeneral, 31 Ağustos 1922 tarihinde de Büyük Zafer’in kazanılmasındaki yüksek hizmetlerini takdiren Mareşalliğe terfi ettirildi. 12 Temmuz 1922 - 3 Mart 1924 tarihleri arasında Genelkurmay Başkanlığı Vekilliği, 3 Mart 1924 tarihinden 12 Ocak 1944 tarihine kadar Genelkurmay Başkanlığı yaptı. 12 Ocak 1944 tarihinde yaş haddinden emekli oldu.
Fransızca, İngilizce, Almanca bilir. Evli 2 çocukludur.
Arnavutluk Harekatı ve İsyanı’na, İtalya, Balkan, 1 nci Dünya ve Kurtuluş Savaşları’na katıldı.
12 Nisan 1950 tarihinde vefat etti. Eyüp Sultan’da toprağa verildi.
Fuat Doğu ( 1914)
1914 yılında doğdu.Harp Okulu mezunudur. 1934 yılında Piyade Asteğmen olarak katıldığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra, 1954 yılında Milli Emniyet Hizmetleri’ne atanmış, çeşitli birimlerde yöneticilik yapmış, daha sonra Milli Emniyet Hizmetleri Reis Yardımcılığı , MAH Başkanlığı ve yurt dışı görevlerinde bulunmuştur. 01.09.1962′de Milli Emniyet Hizmetleri Reisliği’ne atanmış, bu görevde 25.08.1964 tarihine kadar kalmış, müteakiben Silahlı Kuvvetlere 59. Tümen Komutanı olarak dönmüştür. Genelkurmay Teftiş Heyeti Üyeliği’nden sonra 02.03.1966 tarihinde MİT Müsteşarlığı görevine atanmış, bu görevi 13.07.1971 tarihine kadar sürdürmüştür. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Korgeneral rütbesiyle emekli olmuş ve aynı tarihte Lizbon Büyükelçiliği görevine atandığı için MİT Müsteşarlığı görevinden ayrılmış ve 1978 yılına kadar 7 yıl süreyle Lizbon Büyükelçiliği görevinde bulunmuştur.
Hacı Degumuko Berzeg ( 1766)- (1846)
1766 yılında Vubıh bölgesinin Saşe(Soçi) ırmağı üzerindeki Mıtıkhuasua köyünde dünyaya geldi.
Vubıh, Abhaz ve Adige dillerini bütün şive ve lehçeleriyle konuşabilen Degumuko Berzeg hem askeri hem de siyasi başarılarılarıyla tüm Kafkasya�da adını duyurmuş ve büyük saygı kazanmıştı.
1830 yılından 1842 yılına kadar Çıle Thariveu Xase (Çerkes Milli Meclisi)de en etkin liderlerden birisi olarak yer aldı.
1839 yılındaki kaleler harekatında güney bölgesi komutanı olarak yer alan Hacı Degumuko Vubıh ve Adigeler�den oluşan 15.000 kişilik birliğiyle Saşe ve Vaye de dahil bir çok Rus kalesini işgal birliklerinden geri aldı.
Çıle Thariveu Xase�yi temsilen, 9-12 Mayıs 1841 tarihleri arasında Rus General Anrep ve General Muravyev ile yapılan ancak Rusların akıl almaz tavırları yüzünden sonuçsuz kalan görüşmelere katıldı.
75 yaşına gelmiş olmasına rağmen 1841 yazında en ön safta komuta ettiği birlikleri ile tekrar sahil bölgesinde harekatlar düzenledi.Bu son çarpışmalarda oğullarından dört tanesi şehid oldu.
1841 yılı sonlarına doğru kendi isteğiyle liderlik görevinden ayrılarak köyü Mıtıkhuasua�ya çekildi. Gelecekte Kafkasya Tarihinin isimlerini yazacağı bir çok genç burada Degumuko Berzeg�in “atalığında” yetişti.
Kuzey Kafkasya Bağımsızlık Mücadelesini bugün sürükleyen insanlara her yönü ile örnek olmuş lider Hacı Degumuko Berzeg, 1846 yılında Hac Görevini yerine getirmek için gittiği Hicaz�dan dönerken hayata gözlerini yumdu.
Hafız Esad ( 1930)- (10.06.2000)
Suriye Cumhurbaşkanı
Hafız Esad 1930 yılında fakir bir alevi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu maddi zorluklarla geçti, asker olmak istedi. 1955′te Hums Askeri Akademisi’nden pilot subay olarak mezun oldu ve 1958 yılında gece savaşı eğitimi görmek amacıyla SSCB’ye gönderildi. Yurduna döndükten sonra uzun yıllar orduya hizmet eden Esad, başarılarıyla hava filosu komutanlığına kadar yükseldi.
1961′de Mısır Devlet Başkanı Nasır’ın başını çektiği Pan-Arap ütopyosını gerçekleştirmeye çalışan Birleşik Arap Cumhuriyeti’nden Suriye’nin çekilmesine karşı çıkınca ordudan ihraç edildi. Ordudan ayrıldıktan sonra 16 yaşında üye olduğu Baas Partisi’nin askeri kanadında önemli görevler üstlendi.
Darbeyle iktidara geldi
Esad, 1966′da Baas Partisi’nin Suriye kolu içindeki radikal ve bağımsızlık yanlısı kanadın, barışçı kanadı devirmesinin ardından partideki hizmetlerinin karşılığında Savunma Bakanı oldu.Filistinli gerillalarla Ürdün ordusu arasında çıkan Ürdün içsavaşında hangi tarafın tutulacağı tartışmaları ülkeyi böldüğü dönemden başarıyla sıyrılarak alevi-nusayri azınlığın örgütlü gücüne dayanarak 13 Kasım 1970′te bir darbeyle iktidarı ele aldı. Mart 1971′de yapılan halkoylaması ile de Suriye’nin Devlet Başkanı oldu ve ölene kadar bu görevi sürdürdü.
Esad’ın, ülkeyi yönettiği dönem dünyanın kaynayan kazanı Ortadoğu’nun en hareketli yılları idi.Doğu komşusu Irak’ta iktidar ve kardeş parti Baas yöneticileriyle hiç bir zaman yıldızı barışmadı. 1973 Arap İsrail savaşında Mısır’ın yanında yer aldı ancak yenilgiyle çıktığı savaşın ardından Mısır ile de yolları ayrıldı.
Sovyetleri iyi kullandı
Esad zamanla gelişen bölgedeki yalnızlığını dönemin süper gücü SSCB ile ilişkiye geçerek kapatmaya çalıştı. Bu destekle bölgede hatırı sayılır güçlerden biri haline gelen Esad yönetimi müttefikinin politikalarını destekledi. Bu paralelde en büyük icraati Ortadoğu’da İsrail’e karşı direnişin sembolü haline gelen Filistin Kurtuluş Örgütü’ne destek vermek oldu.
Ürdün’den kovulduktan sonra İsrail’e karşı direnişi Lübnan’an sürdüren FKÖ bu kez de Lübnan’da sorun oldu. FKÖ bu kez de Lübnan’da üstünlüklerini kaybetmek istemeyen farklı gruplarla (Amerikan yanlısı Hıristiyan Falanjistler, Arap ülkeleri tarafından desteklenen Maruniler, İsrail yanlısı Hıristiyan milisler…)çatışmak zorunda kaldı ve Lübnan iç savaşı başladı. Bu dönemde Suriye FKÖ’yü destekliyordu. Esad yönetimi ortadoğudaki Arap direnişinin simgesi haline gelen FKÖ’yü güdümüne alarak Arap dünyasının liderliğine oynamak istiyordu. Lübnan’da çıkan içsavaşa müdahale kararı alan Esad 1976 yılında Lübnan’a girdi. Bu müdahaleye birçok Arap ülkesi karşı çıktı, çünkü bu müdahale ile Esad yönetimi liderlik yarışında öne geçebilirdi. İçsavaşı sona erdirme bahanesiyle yapılan müdahale başlangıçta FKÖ yararına yorumlandıysa da FKÖ Suriye güdümüne girmeyi reddetti. O günden sonra FKÖ ile Suriye’nin yolları ayrıldı. FKÖ’den umudu kesen Suriye İsrail’e karşı direnişteki etkinliğini kaybetmemek için bölgede mücadele eden başka grupları desteklemeye başladı. 6 yıl süren Lübnan işgali İsrail’in 1982′de FKÖ’yü kökten yok etmek için Lübnan’a girmesiyle sona erdi.
Esad yönetimi bu kez de 1979 yılından beri anlaşamadığı Irak’la yeni sorunlar yaşamaya başladı.Sınır problemlerinde anlaşamadığı komşusunun kendi topraklarından geçen boru hattını kapattı. Irak’tan petrol alamayan Esad yönetimi bu kez de İran alternatifine yöneldi. Bu yıllarda Suriye İran’dan petrol ve SSCB’den aldığı ekonomik ve askeri yardımlarla güçlü bir dönem geçirdi. Ve bölgedeki en büyük düşmanı İsrail’e karşı katı bir tutumunu pekiştirdi.
Hama şehrini haritadan sildi
1980 yılının sonlarına doğru Esad artık İsrail ve ABD’ye karşı sert tutumundan vazgeçerek daha ılımlı politikalar üretmeye başladı ve ülke içindeki tehditlere yöneldi. İlk olarak karşısına Müslüman Kardeşler Örgütü’nün muhalefeti çıktı. Bu örgüte karşı başlattığı hareket ülke çapında bir çok insanın ölmesine neden oldu. Bu hareketi dünya Şubat 1982′de Müslüman Kardeşler’in kalesi Hama kentini haritadan sildiği ve onbinlerce kişinin katledildiği olayla duydu.
Esad 1984 yılında iktidarı için bu kez de kardeşi ile mücadele etmek zorunda kaldı. Ve kardeşinin darbe girişimi başarısız oldu. Tüm bu olaylarda insan hakları örgütleri Esad’ı şiddet kullanmakla ve baskı yapmakla suçladı.
Esad sıkı sıkıya sarıldığı iktidarını 19 yıl boyunca kimseye kaptırmadı. Son yıllarda dış dünyaya daha çok açılan Esad, ülkedeki özel girişimi alevi azınlığı gözeterek desteklemeye başlamıştı.Geçen yıl İsrail’le de barış görüşmelerine başlayan Esad ölümünden önce ortadoğu barışına yakın politikalar üretiyordu. Esad kendisinden sonra iktidara geçmesini istediği büyük oğlunu yıllarca iyi bir eğitimle yetiştirmişti, ancak veliaht oğul bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Bu kazanın ardından Esad’ın umutsuzluğa kapıldığı ve bunalıma girdiği yorumları yapılıyordu. Akciğer kanserine yakalanan Esad 10 Haziran 2000 tarihinde Şam’da öldü.
Hakkında Yazılanlar
1.Esad
Şam’ın Sfenksi
Moshe Ma�oz
Akademi Yayınları
“Onun bakanları arasında şöyle bir söz vardır: “Başkan, her zaman masanızın arkasında bekliyor!” Bir amir olarak Esad, oldukça ukala ve kabadır… kendisini hor görenleri kesinlikle bağışlamaz… bağımsız görüş açıları ve yolları olanları, yönetimini tehlikeye sokabilecek, kişiliğini gölgede bırakacak derecede hırslı ve zeki olanlara da asla tahammül edemez. Bu özelliklere sahip olanlar önemsiz mevkilere getirilir, tutuklanır ya da idam edilir.”
“Teröre karşı koymak için Esad, vahşi bir karşı-teröre, rasgele tutuklamalara, dövmeye, işkenceye, şüphelilerin barındığı düşünülen binaları yerlebir etmeye, sanıkların ailelerine karşı misillemelere… toplu öldürmelere başvuruyor…”
“Esad’ın taburları isyanı kanlı ve yakıp yıkarak bastırdı: Şehrin çeşitli kesimleri; camiler, kiliseler ağır top ateşi ile yıkıldı; on bin ile otuz bin arasında insan, kadın, çocuk ayrımı yapılmadan öldürüldü; kadınların ırzına geçildi, malları yağmalandı.”
Hekimoğlu İsmail ( 1932)
1932 yılında Erzincan’da doğdu. Asıl adı Ömer Okçu’dur. Dedesinin ismi olan Hekimoğlu İsmail imzasıyla yazılarını yazdı. Babası, İstiklâl Savaşı sırasında Kazım Karabekir Paşa’nın emrinde 4 yıl askerlik yaptıktan sonra, memleketine döndü. Astsubay emeklisi olan Hekimoğlu İsmail, görevi sırasında Amerika’da elektronik üzerine ihtisas yaptı.1967′de meşhur Minyeli Abdullah romanını yazdı. O günden bu yana pek çok dergi ve gazetede yazılar yazan Hekimoğlu İsmail’in, 20′den fazla eseri vardır. 1950′den itibaren çeşitli zamanlarda yazıları dolayısıyla mahkemelere verildi.Yurtiçi ve yurtdışında yüzlerce konferans verdi. Halen Zaman gazetesinde makaleleri yayınlanan Hekimoğlu İsmail’e, Harran Üniversitesi tarafından “Edebiyat Doktoru” unvanı verilmiştir.
ESERLERİ: 1- Minyeli Abdullah (Roman), 2- Maznun (Roman), 3- Menan Cinleri (Hikâyeler), 4- Bir Millet Uyanıyor, 5- Düşünceler, 6- Yokuş, 7- Yapraklar, 8- Mum, 9- İnsan Bu, 10-Sevdalı Şiirler 1 (Derleme), 11- İyiliğin Kaynağı, 12- Sevdalı Şiirler 2 (Derleme), 13- 100 Soruda Bediüzzaman, 14- Sonsuza Yürüyüş, 15- Müslüman ve Para, 16- İlimler ve Yorumlar, 17- Derdimi Seviyorum (5 Cilt), 18- Ölüm Yokluk Mudur? 19- Neye Nasıl İnanırım?, 20- Güneşi Arayan Adam, 21- Mehmed Akif’e Göre, 22- Hayata Düşülen Dipnotlar.

Son Yorumlar