Ağu 16

Turgut Sunalp ( 1917)- (28.08.1999)
1917 yılında İstanbul’da doğdu. 1924 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ne giren Sunalp, 1945 yılında İstanbul’da Harp Akademileri’nden mezun oldu.

1962 yılında tuğgeneralliğe, 1968 yılında korgeneralliğe getirilen Sunalp, 1972 yılında orgeneralliğe yükselerek, Genelkurmay 2. Başkanlığı’na, daha sonra da Harp Akademileri Komutanlığı’na tayin edildi.

Sunalp, emekli olduktan sonra da Kanada’da büyükelçilik görevinde bulundu. 12 Eylül 1980 harekatından sonra siyasi parti çalışmalarına izin verilmesiyle emekli Orgeneral Turgut Sunalp ve 41 arkadaşı Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni (MDP) kurdu ve partinin Genel Başkanlığı’na seçildi. Sunalp, 1985 yılında, daha sonra feshedilen, bu partinin genel başkanlığından istifa etti.Evli ve 2 çocuk babası olan Sunalp, 28 Ağustos 1999 tarihinde öldü.

Ağu 16

Tuğrul Bey ( 30.06.992)- (21.03.1063)
Selçuklu Devletinin kurucusu. Oğuzların Kınık boyundan Selçuk Beyin torunudur. Babasının adı Mikail�dir. Muhtemelen 993 yılında doğdu. Babası Mikail, gazâ akınında şehit düşünce, dedesi Selçuk�un yanında büyüdü. Çocukluğu Cend�de geçti. Büyük bir îtinâ ile yetiştirildi. Âilesinden dînî ve millî terbiye alıp, mükemmel silâh kullanmasını öğrendi.

Selçuk Beyin vefâtıyla amcası Arslan Yabgu�nun Selçuklu âilesinin reisliğini almasına, kardeşi Çağrı Bey ile itiraz etmedi. Ancak dedelerinin vefâtından sonra iki kardeş Cend şehrini terk ederek batıya göç ettiler. Burada Mâverâünnehr hükümdarı İlek Nasr�ın kendilerine karşı düşmanca siyâseti üzerine Çağrı Bey ile Karahanlı hükümdarı Buğra Hanın ülkesine gittiler. Tuğrul Bey , Karahanlılar ülkesinde haps edildiyse de, Çağrı Bey, Buğra Han ordusunu yenip pekçok esir aldı. Alınan esirler karşılığı Tuğrul Bey serbest bırakıldı. Tekrar Mâverâünnehr�e döndüler. Buhara hâkimi Karahanlı Ali Tegin�in aleyhlerine faaliyeti ve yeni durum üzerine Tuğrul Bey çöle çekildi. Çağrı Bey de yeni vatan keşfi için Rum Gazâsına çıktı. İki kardeş, Rum Gazâsından alınan ganîmetlerle çok zenginleştiler.

Arslan Yabgu, 1205�te Gaznelilerce esir alınıp, Hindistan�da haps edilince, iki kardeş ortak iktidar sistemiyle Selçuklu âilesinin lideri oldu. Liderliği Karahanlı Ali Tegin tarafından şüpheyle karşılanınca, ikili liderlik sistemi yerine amcaları Musa�yı Yabgu yapıp, üçlü iktidar sistemine geçtiler. 1034 sonbaharında, Gaznelilerin müttefiki Oğuzlardan Şah Melik, Selçuklulara âni bir baskın yapınca, zayıfladılarsa da, tekrar toplandılar. On bin kişilik kuvvet toplayarak Gaznelilere âit Horasan�a girdiler. Gazneli Mes�ûd�un ordusunu 20 Haziran 1035�te Mesâ�da yendiler. Gaznelilerle antlaşma yapıp; Nesâ, Ferâve ve Dihistan�ı aldılar. Ayrıca TuğrulBeye GazneliMes�ûd tarafından hâkimiyet alâmetlerinden olan hil�at, at, menşur ve sancak gönderildi. Tuğrul Bey antlaşmayla Nesâ�da Gaznelilere tâbi federal bir devlet kurmuş olmasına rağmen, resmî îlânı yoktur.

Tuğrul Bey ve diğer Selçuklu hânedan mensupları toprak sâhibi olunca, Oğuz boyları ve kabile reisleri yanlarına akın edip, toplandılar. Tuğrul Bey , çok güçlenip, bölgenin nüfûsu artınca; Gazneli Mes�ûd�a önceki üç şehrin dar geldiğini bildirip, 1037�de Merv, Serahs ve Bâverd�iyi de istedi. Bu şehirlere karşılık da Gaznelilerin maaşlı askeri olma ve Horasan�daki asâyişi temin etme taahhütünde bulundular. Teklifleri oyalamaya alınınca, Tuğrul Bey küçük gruplar hâlinde akın harekâtı yaptırdı. Çağrı Beyin idâre ettiği akınlarda Selçuklular Cüzcan, Tâlekan ve Faryâb�dan Rey�e kadar harekâtta bulundular. Selçuklu akınlarını durdurmak için Gazneli Mes�ûd�un gönderdiği ordu Serahs yakınında 1038 Haziranında yenildi. Zafer sonrasında toplanan kurultayda Tuğrul Bey , hükümdar îlân edildi. Bu kurultay kararı ve 1038 târihi Selçuklu Devletinin kuruluşu olarak kabul edilir.

Tuğrul Bey Nişapur�da kalıp, Çağrı Bey Merv�de melikler meliki olarak, askerî harekâtları idâre ederek ordu kumandanlığı yaptı. Tuğrul Beyin Nişapur�da istiklâlini îlân etmesi, Gazne�de hoş karşılanmadı. Çağrı Bey , 1039 yılında Gaznelilerle iki kere muhârebe yapıp, yenildi. Tuğrul Bey ve diğer Selçuklu hânedanları, Gazneli Mes�ûd�un düzenli ordusuna karşı gerilla harpleri yapıp, onları yıprattılar. Gazneli Mes�ûd, antlaşma istedi. Tuğrul Bey , Gaznelilerin türlü metodlarla Selçukluları Horasan�dan çıkarabileceklerini tahmin ederek, zaman kazanmak ve hazırlıkları tamamlamak için çöle çekildi. Sultan Gazneli Mes�ûd�un 1040 Baharındaki Tûs ve Serahs istikâmetindeki harekâtı üzerine Selçuklular, Tuğrul Beye başvurup, harekete geçmesini istediler.

Tuğrul Bey , 1040 Mayısında çölden çıkıp, Serhas�ta Gazneli ordusuyla karşılaştı. Gazneliler ot ve yiyecek sıkıntısı çektiğinden Merv�e hareket edince, Tuğrul Beyin kumandasındaki Selçuklular, sağdan ve soldan taarruzla Gaznelileri tâciz ettiler. Dandanakan Kalesi önünde yapılan asıl muhârebede Gazneliler bozuldular. 23 Mayıs 1040 târihinde kazanılan Dandanakan Zaferiyle, Tuğrul Bey tekrar tahta oturdu. Tuğrul Bey zafer sonrasında ele geçen ganimetle zenginleşip, kumandanlara pekçok ihsanlarda bulundu. Kurultay toplandı. Kurultayda devletin temel stratejisi tespit edilip, plânlar yapıldı. Bağdat�taki Abbasî Halifeliğine bağlılık ve hürmet ifâde eden mektup gönderildi.

Çağrı Beyin 1060�ta vefâtına kadar ortak iktidar sistemine göre hareket edilmesine rağmen, devleti temsil yetkisi Tuğrul Beye âitti. Tuğrul Bey hükümdarlığını ve Selçukluları maddî güçlerle kuvvetlendirdiği gibi mânevî olarak da Halîfe, âlim ve tasavvuf ehlinden destek alıyordu. Tebaasının refah seviyesini yükseltip, orduyu askerî sisteme göre teşkilâtlandırıyordu. 1040 Dandanakan Zaferi ve 1043�te devlet merkezini Rey�e taşıması sebebiyle Bağdat�taki Abbâsi Halîfesi El-Kaim�e tekrar bağlılığını arz etti. Tuğrul Beyin Abbasî Halîfesiyle münâsebeti Sünnî İslâm dünyasında büyük îtibâr kazanmasına sebep oldu. Halîfe El-Kaim, Tuğrul Beyin yanına; büyük İslâm âlimlerinden olup, sosyal ve devlet idâresi hakkında Ahkâm-üs-Sultâniye isimli eserin sâhibi olan Maverdî�yi gönderdi. Tuğrul Bey , ülkesinde hutbeyi Abbasî Halîfesi adına okuttu; halîfenin zâlim Büveyhîler ve âsîlere karşı yardım talebini kabul etti. Halîfeye bildirdiği arz; samimiyetinin ve temiz itikadının ifâdesi olup, şunları ihtivâ ediyordu: Halîfeye hizmet etmek şerefine kavuşmak, Mekke�de Hac yapmak ve Hac yollarını Bedevîlerin taarruzundan korumak, Suriye ve Mısır�da Fâtimîlerle harp etmektir. 1055�te Bağdat�a gelip, hutbede adı okundu.

Selçuklu Hânedanı ile Abbasîler arasında evlenmeler münâsebetiyle akrabalık kuruldu. Halîfe, Çağrı Beyin kızı Hatice Arslan Hatun ile 1056�da evlendi. Tuğrul Bey de Halîfe�nin kızı ile 1062�de muhteşem bir düğün merâsimiyle evlendi. Bağdat�tayken zâlim Büveyhîler ve sapık Fâtimîlere karşı mücâdele edip, Musul ve bölgede Selçuklu hâkimiyetini tesis etti. Büveyhli hükümdarını öldürerek, Bağdat ve sünnî âlemini katliam ve tahripten korudu. Selçukluların batısındaki Bizans ülkelerine fetih harekâtı ve akınlarında bulundu. Erzurum Hasankale�ye gelip, Malazgirt�i fethetmek istediyse de kışın yaklaşması üzerine, baharda gelmek üzere kuşatmayı kaldırdı. Tuğrul Bey , hâkimiyet ve tahrik sebebiyle kendine âsî olan üvey kardeşi İbrâhim Yınal�ın isyânını 1058�de bastırıp, onu cezâlandırdı.

Tuğrul Bey , devâmlı mücâdeleyle geçen uzun yıllar sonunda çok büyük işler başardı. Dünyânın en büyük devletlerinden birini kurup, Türk İslâm âlemine çok hizmeti geçti. Mâverâünnehr�den Anadolu�ya, Irak�tan Âzerbaycan ve Kafkasya�ya kadar olan ülkede huzur ve emniyet tesis etti. Yirmi sekiz ülkeye kendi hâkimiyetini kabul ettirdi. Zirâî, ticârî faaliyet neticesinde iktisâdî hayat gelişip, refah seviyesi yükseltildi. Bizans akınlarında çok ganimet alınıp, büyük gelir elde edildi. Devlet teşkilâtı muazzam şekilde tesis edilip, kuvvetli temeller üzerine oturtuldu. Selçuklu Devlet Teşkilâtı, devrinde ve sonra kurulan Türk ve İslâm devletlerine nümûne oldu. Tuğrul Bey , yirmi beş yıl adâlet, ihsan ve gazâlarla geçen hükümdârlıktan sonra, hastalandı. Yetmiş yaşlarında Rey yakınlarındaki yazlığında 5 Eylül 1063 târihinde vefât etti.

Tuğrul Beyden sonra Selçuklu tahtına yeğeni Alparslan geçti. Tuğrul Bey âdil, vakur, cömert, samimi, iyi ve yumuşak huylu bir şahsiyetti. Halkı tarafından sevilen bir hükümdar ve ordusunca tam bağlanılan kuvvetli bir kumandandı. �Kendime bir saray yapıp da yanında bir câmi inşâ etmezsem, Allahü teâlâdan utanırım.� sözü Tuğrul Beyin dînî duygularını çok güzel ifâde etmektedir.

Ağu 16

Topal Osman Ağa ( 1884)- (1923)
1884 Yılında Giresun’un Hacıhüseyin Mahallesinde doğdu.

� Ekim 1912 yılında Balkan Harbine gönüllü katıldı. Sağ dizinden yaralanarak sakat kaldı ve “TOPAL” lakabı ile anılmaya başlandı.

� Aralık 1913 yılında İstanbul’dan Giresun’a döndü.

� 30 Kasım 1915′te gönüllü olarak Doğu Cephesinde Ruslara karşı savaştı.

� Şubat 1918′de Giresun Belediye Başkanı oldu.

� Şubat 1919′da Muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti Giresun Şubesini kurdu.

� Nisan 1919′da İstanbul Hükümetince hakkında tutuklama emri çıkarıldı, tutuklamadan kurtulmak için Keşap ve Şebinkarahisar yöresine çekildi.

� 29 Mayıs 1919′da Atatürk ile Osman Ağa Havza’da gizli olarak buluştular. Osman Ağa ve arkadaşları, 5 Haziran 1919′da Pontusçu Rumlar’ in Giresun’daki Rum Mektebine astıkları Pontus bayrağını indirdiler.

� 8 Temmuz 1919′da Osman Ağa hakkındaki tutuklama kararı Padişah Vahdettin tarafından kaldırıldı.

� Temmuz 1919′da Osman Ağa Giresun’a geri döndü, yeniden Belediye Başkanı ve Muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti Başkanı oldu.

� Temmuz 1919′da Osman Ağaya Kaymakam Baki Bey başarısız bir suikast düzenledi.

� Şubat 1920′de “GEDİKKAYA” gazetesini yayınlamaya başladı.

� Eylül 1920′de Giresunlu gönüllüler Doğu’daki Ermeni harekatını bastırmak üzere Kars’a gittiler.

� 12 Kasım 1920′de Osman Ağa ve Giresun Uşakları Ankara’da Atatürk’ün muhafızlığına başladılar.

� Nisan ve Mayıs 1921′de Osman Ağa ve 47. Gönüllü Alayının Koçgiri İsyanını bastırmaları; Zara, Niksar, Kavak ve Merzifon yöresindeki Pontusçu Rumların direnişini kırmıştır.

� 5 Ağustos 1921′de Osman Ağa komutasındaki 47.Giresun Gönüllü Alayı Ankara’ya geldi.

� Ağustos 1922′de 42. ve 47. Giresun Gönüllü Alayları Başkomutanlık, Sakarya Meydan Muharebesine katıldılar.

� Ocak 1923′te Osman Ağa Giresun’a geldi.

� Mart 1923′ te Osman Ağa Ankara’ya döndü.

� 2 Nisan 1923, Osman Ağa’nın ölümü.

� Nisan 1923 Osman Ağa’nın Giresun Kalesine gömülmesi.

� Mart 1925′te Osman Ağa’nın naaşı anıt mezara taşınmıştır.

Ağu 16

Timur
TİMUR (1336-1405)
Timur 1336′da Keş’de doğdu. Türkler kendisine, Aksak Timur derlerdi. Barlas aşiretinin başbuğlarından Emir Turagay ile Tekina Hatunun oğluydu. 1370 yılında hükümdar olan Timur askeri ve idari düzenlemeler yaptı. 1373′de Harizm seferine çıkan Timur, Kat şehrini ele geçirdi. Daha sonra Celyirlilerin başkenti Hocend üzerine yürüdü ve şehri ele geçirdi. Bu bölgede seferlere ve zaferlerine devam eden Timur giderek güçlendi. 1379′da Harizm’i tamamıyla, 1381′de de Sebzvar’ı, topraklarına kattı. 1384′de Irakı Acem’e giren Timur, aynı yıl Esterabat’ı ele geçirdi. 1386′da Tebriz, Kars ve Tiflis’i aldı. Azebaycan ve Ermenistan bölgelerindeki seferleri sonunda Karakoyunlulara karşı savaştı ve 1387′de Doğu Beyazıt, Ahlat, Adilcevaz ve Van’ı ele geçirdi. İran’a yönelen Timur, Maraga, Rey ve Isfahan üzerine yürüdü. 1389 yılında Altınordu devleti üzerine sefere çıkan Timur, iki kez zafer kazandı. 1391 yılında Mazerdan bölgesini ele geçirdi. Timur, bütün Şiraz ve Kirman’ı ele geçirdikten sonra Bağdat, Tekrit, Erbil ve Musul’a hakim oldu. Urfa’yı ele geçiren Timur bir süre sonra Akkoyunlu ve Karakoyunlu beylerini kendine bağladı. 1395 yılında Derbendi ele geçirerek kuzeye yönelen Timur, Ukrayna ve Kiev üzerine yürüdü. Özi ırmağı kıyısında bulunan Kırım ve Azak çevresindeki Ceneviz kolonilerini ele geçirdi ve Moskova’ya dayandı. 1398′de Hindistan’a girdi. Delhi’yi ele geçirdi. 1400′de toplanan kurultaydan sonra Gürcistan Seferine çıkma kararı aldı. Ardahan ve Kars üzerinden Bingöl’e geldi. Ahmed Celayir ve Kara Yusuf, Timur’dan kurtulmak için Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid’e sığındılar. Bayezid, Timur’a bağlı olan Erzincan’ı ele geçirdi. Timur ise 1400 yılında Erzincan’a tekrar hakim oldu ve Sivas, Malatya ve Behisni şehirlerini ele geçirdi. Suriye üzerine yürüyen Timur Halep’i aldı ve Şam’ı kuşattı ve aldı. 1402 yılında Erzurum, Erzincan, Kemah ve Kayseri üzerinden Ankara’ya doğru hareket etti. Ankara’da Çubuk ovasında yapılan savaşta Osmanlı Kuvvetlerini büyük bir bozguna uğratan Timur, Yıldırım Bayezid’i esir aldı. Bir yıl Anadolu’da kalan Timur bütün Anadolu illerini ele geçirdi. 1403′de Gürcistan, 1405′de Çin seferine çıktı. Pir Muhammed’i yerine veliaht bırakan Timur, Otrar’da öldü.

Ağu 16

Tekin Arıburun
Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı.
* Babası Çanakkale Savaşı�nda 57.Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey. Babası öldüğünde 8 yaşındadır.
* Arıburun, Bilderberg Grup toplantısına katıldı.

Ağu 16

Tayfur Sökmen ( 1892)- (1980)
Hatay Cumhurbaşkanı

1892 yılında Gaziantep’te doğdu. Hatay Cumhuriyeti’nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı, Kırıkhan Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra özel eğitim gördü. I. Dünya Savaşı’nda istihbarat görevlerinde çalıştı. İskenderun sancağındaki Fransız işgaline karşı direniş hareketinin örgütlenmesinde öncülük yaptı.20 Ekim 1921′de TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşmasıyla İskenderun sancağı, Fransız mandası altındaki Suriye’ye özerk bir yönetim birimi olarak bağlandı. Fransız manda yönetimi arapları ve hıristiyanları kayıran bir tutum izleyince direniş yeniden başladı. Tayfur Sökmen, gıyabında ölüm cezasına çarptırılınca Adana’ya kaçtı. 1924-26 arasında Viyana’da kalan Tayfur Sökmen, Hariciye Vekaleti’nin girişimiyle Fransa’dan İskenderun sancağına giriş izni aldı. Buna rağmen baskıya uğradı ve 1927′den sonra Gaziantep, Adana ve İstanbul’da yaşamak zorunda kaldı. 1935′te Antalya bağımsız milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi. 1936′da Fransa’nın Suriye ve Lübnan’a bağımsızlık vermesi üzerine, Türkiye, İskenderun sancağını da bağımsızlığa kavuşturmak için girişimlere başladı. Ocak 1937′de İskenderun sancağına, Dışişlerinde Suriye’ye bağlı, ama kendi anayasasıyla yönetilen yarı bir sancak statüsü tanındı. Sancağının adı da Hatay olarak değiştirildi. Aynı yıl Türkiye’nin verdiği nota üzerine Fransa sorunun Milletler Cemiyeti’nde çözülmesini istedi. Uluslararası koşulların da dayatması sonucunda varılan anlaşmayla, Milletler Cemiyeti 19 Mayıs 1937′de Hatay için bir anayasa kabul etti. Uzun süren görüşmelerden sonra, Türk ve Fransızlardan oluşan bir kurulun gözetiminde Hatay Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti.Cumhurbaşkanlığına da Tayfur Sökmen’i seçti. Hatay Cumhuriyeti 29 Haziran 1939′da Millet Meclisi kararıyla Türkiye Cumhuriyetine katıldı. Cumhurbaşkanlığı görevi sona eren Sökmen, 1950′ye kadar Antalya, 1950-54′de Hatay milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. 1969′da kontenjan senatörü olarak Cumhuriyet Senatosu’na girdi. 1975′te siyasi hayattan çekildi. Tayfur Sökmen, 1980 yılında İstanbul’da öldü. Tayfur Sökmen, “Hatay’ın kurtuluşu İçin Harcanan Çabalar” (1978) adlı kitabında Hatay sorununu ayrıntılarıyla ele almıştır.

Ağu 16

Talat Turhan
emekli kurmay yarbay, araştırmacı-yazar

1924 Elazığ doğumlu olup 1964 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri�nden re’sen emekli edilmiştir. İlerlemiş yaşına rağmen dinamik bir tempoda çalışan, oldukça üretken bir yazardır.

ESERLERİ
1-bomba davası-savunma 2 cilt
2-doruk operasyonu
3-özel savaş,terör ve kontrgerilla
4-emperyalizmin bataklığında istihbarat örgütleri
5-mehmet eymür-ziverbey’den susurluk’a bir mit’çinin portresi
6-çeteleşme-kontrgerilla
7-27 mayıs 1960 tan 28 şubat 1997′ye..devrimci bir kurmay subayın etkinlikleri
8-atatürk’ün yarbayı: talat turhan için ne dediler ?
9-türk istiklal harbi’nde büyük taarruz ve başkomutan meydan muhaberesi
10-küresel Çete

hazırlanmakta olan eseri :
derin abd,nato ve bush’lar
x

http://www.tturhan.8m.net/
x

emekli kurmay yarbay. 12 martta darbeciler tarafından darbecilikle suçlanıp, Ziverbey Köşkü�nde sorgulanmıştır. Talat Turhan burada karşılaştığı “biz kontrgerillayız adamı…” sözlerine çok içerlemiş ve serbest kalır kalmaz bu konu üzerine yazmaya başlamıştır. Elinde oldukça önemli belgeler vardır ve bunların bir çoğunu ilk kez o yayımlamıştır.

x

27 Mayıs 1960′tan 28 Şubat 1997′ye…
Devrimci Bir Kurmay Subayın Etkinlikleri
1. Kitap
Talat Turhan
Sorun Y. İstanbul 2001

Talat Turhan TSK’dan yetişen devrimci kimlik ve kişiliği ile öne çıkanlardan birisidir. Onun amacı ve düşünce-davranış çizgisini çeşitli faaliyetleri arasında görmek ve tanımlamak mümkündür. Bu kitap Talat Turhan’ın amaç ve evrimini doğrudan belgeleyen bir içeriğe sahiptir. Devrimci bir kimlik ve kişilik taşıyanların amaç-araç diyalektiğini ne ölçüde gözettiği, hangi süreçte neler yaptığı doğrudan yaptığı işlerde görünür-aranır. TSK’dan gelen devrimcilerde öne çıkan en belirgin nitelik, Türkiye’nin sorunlarına “çözüm” üretilmesi ve emperyalizme karşı mücadeledeki tutarlılıkta aranır.

Elimizdeki kitap, aynı zamanda askeri-sivil bürokrasi hakkında Sol’un politikasızlığına da işaret ediyor… Devrimci ve Marksist Sol’un günümüzde sıçrama cevap arayanların, TSK’dan gelen Talat Turhan’ın düşünsel evriminden öğretici ders ve sonuçlar çıkarması gerekiyor.

Kuşkusuz “yurt ve dünya” sorunlarına çözüm konusu tartışılırken, bilimsel bir yöntem ve sınıfsal bir bakış gereklidir. Tutarlılık bu zeminde gözlenir. Talat Turhan eylemini yazıya döktüğü için, hakkındaki değerlendirme her türlü spekülasyonun dışındadır. Hele emperyalizmin insana ve insanlığa saldırdığı bir süreçte (gericilik döneminde) ezilen ve sömürülenlerden yana tavır almak, özgür, eşitlikçi, demokratik bir dünya idealini kendine özgü taktik yöntemlerle saptamak, önerilerde bulunmak, insanlığın genel ilerici-devrimci cephesinde çeşitli etkinliklerde saf tutmak çok önemlidir.

Ulusal-sosyal kurtuluşunu bir türlü gerçekleştirememiş Türkiye’nin “düze çıkması” konusu tartışılırken 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a sarkan süreçteki olayları yerli yerine koymak gerekiyor. Bilimsel inceleme ve araştırma yapmaya aday genç insanlarımızın yararlanacağı pek çok malzeme bu kitapta fazlasıyla mevcuttur. Elimizdeki kitap Talat Turhan arkadaşımızın binbir emekle oluşturduğu arşivinden belli bir sistematiğe göre derlenerek hazırlandı. “27 Mayıs’tan 28 Şubat’a… Devrimci Bir Kurmay Subay’ın Etkinlikleri” adıyla okurlarımıza sunulan 1. Kitap’tan sonra, 2. ve 3. kitaplarda gereken ilgiye kavuşunca, yazarın arşivindeki malzemelerin ayrıca gün ışığına çıkarılarak kitaplaştırılması planlanmaktadır.
(Arka Kapak)

Ağu 16

Şeyh Şamil ( 1797)- (04.02.1871)
Kuzey Kafkasya’nın efsanevi lideri ve “devletleşme” çabalarının en kayda değer ismi İmam Şamil, 1797 yılında Dağıstan’da Gimri (Genu) köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avarlara mensup Dengau Muhammed’dir. Annesi Aşiltalı Bahu Mesedo, Avar beyi olan Pir Budah’ın kızıdır. Genç yaşında, Rus yayılmacılığına karşı Kuzey Kafkasya’da halkı “gazavat”a çağıran Nakşibendi tarikatına dahil oldu. İlk eğitimini Said Harekani’den aldı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki Efendi’den ders aldı. İmam Hamzat’ın 19 Eylül 1834 Cuma günü Hunzah Camii’nde şehadetinden sonra, 2 Ekim 1834′de Aşilta’da yapılan toplantıda oy birliği ile imamlığa getirildi.

25 Ağustos 1859′da, Gunip kuşatmasında silah bırakıncaya kadar aralıksız mücadeleyi sürdürdü. 1869′a dek Kaluga’da ikamet etti. 1870′te İstanbul üzerinden Hicaz’a geçti.
İmam Şamil, muhtelif zamanlarda beş defa evlendi. Fatimat, Cevheret, Zahidet, Emine ve Şovanat ismindeki zevcelerinden Ahmed Cemaleddin (küçük yaşta öldü), Muhammed Gazi, Muhammed Said, Muhammed Şefi, Cemaleddin ve Muhammed Kamil isimli altı oğlu ile Fatimat, Nafisat, Necabat, Bahu-Mesedu ve Safiyat isimli beş kızı oldu. Yaygın olarak bilinenin aksine, Şamil asla bir “şeyh” değildi; “siyasi otorite” yi temsil eden “imamet” makamında bulunuyordu. Şamil’in ruh ikliminde Molla Cemaleddin’in yeri büyüktü. Hocasının yanında Şamil, baştan beri büyük bir disiplin ile çalışmış, Arap edebiyatını öğrenmiş, mukayeseli ilim dalları üzerinde çalışmıştı. Büyük yerleşim birimlerinde halkı teşkilatlandırıp, aydınlatmaya çalışan Şamil, Aşilta köyüne yerleşti.Ruslar 1837 Hunzah, Gimri ve diğer önemli yerleşim birimlerini zaptedip kaleler yapmışlardı.

Sık sık yer değiştirmek zorunda kalan Şamil, düşmanın uzanmayacağı bir yerde yerleşmeyi önerenlere sağlam bir yere çekilelim, kendi yurdumuzda düşmanla çarpışalım” dedi. Bunun üzerine çok güç zaptedilir bir yer olan Ahulgoh’a yerleştiler. Henüz daha bir yıl olmuştu ki; Ruslar bütün kuvvetleriyle 1838′de Ahulgoh’u ablukaya aldılar. Cesaretin mükemmel örneğini Gimri müdafaasında gösteren Şamil, imamlığının ilk büyük imtihanını ve kumanda üstünlüğünü Ahulgoh ve Surbay savaşlarında da ispat etmişti. Ahulgoh’ta günlerce mücadele eden İmam, buradan kuşatmayı gizlice aşarak Ruslara esir düşmeden Çeçenistan’a gitmeyi başardı. Ruslar bu kuşatmada İmam’ın bir avuç askeri karşısında 3 bin kayıp vermişti. Başına ödül konmuş olan İmam’ın Rus Çarı’na meydan okuyan mektupları ünlüdür.

Muhammed Tahir’in vesikaları Şamil’in hayatına ilişkin aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Tahir, Şamil’in vefakar bir maiyeti ve sekreteriydi. Şamil, esaret yıllarında hayatına ilişkin bilgileri dikte ettirmişti. Bu tarihi vesikalar Arapça yazılmıştır. Tahir’in 1882′de ölümünden sonra, oğlu Habibullah eserin yazım işini sürdürdü.

Şamil daha genç yaşlarında iken ciddi çalışmaları, spor aktiviteleri ve kahramanlıkları ile adından sözettirdi. Şamil sadece asker kişiliği ile tanınan biri değildi. Uyguladığı başarılı harp taktiklerinin yanısıra adli, idari ve sivil bir devlet mekanizması geliştirdi. Medreselerdeki tedrisata ehemmiyet verdi, fikir ve san’at sahasında büyük adımlar attı. Tarihteki en büyük gerilla lideri sayılan Şamil 4 Şubat 1871′de yetmiş dört yaşında Medine’de vefat etti. Cennet-ül Baki mezarlığına defnedildi.

HAKKINDA YAZILANLAR
1.İmam Şamil
Kafkasyanın Büyük Harp ve İhtilal Kahramanı
Tarık Mümtaz Göztepe
İnkilap Kitabevi / Türk Yazarlardan Roman Hikaye Fıkralar Dizisi

“Tarık Mümtaz Göztepe” nin çok heyecanlı ve sürükleyici bir üslubla kaleme aldığı bu tarihi büyü harb ve kahramanhk menkıbeleri en muazzam Çar ordularına ve meşhur Rus generallerine Dağıstan ve Çeçenistanı tam 35 yıl dar getiren “İmam Şarnil” in en büyük zaferlerine sahne olan savaşları tamamlayan bu tarihi eser, Milli Kütüphanemizin derin bir boşluğunu doldurmaktadır.

2.Şeyh Şamil
Çarlara Başeğmeyen Dağlı
Samih Nafiz Tansu
İnkilap Kitabevi / Türk Yazarlardan Roman Hikaye Fıkralar Dizisi

3.Sovyet Tarihçiliğinde Şamil
(Shamil in Soviet Historiography)
Moşe Gammer
Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı

Dr. Moşe Gammer, Tel Aviv Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Tarihi fakültesi’nde deneyimli (senior) okutmandır. Doktora çalışmasını “London School of Economics” and “Political Science”da yapmıştır. Şamil ile Kafkasya’nın tarihi ve güncel olayları üzerine yayınlanmış bir çok makalesi ve ayrıca “Çar’a karşı Müslüman Direnişi: Şamil ve Çeçenya ile Dağıstan’ın Fethi” (Londra, 1994) adlı bir kitabı vardır. Dr. Gammer Batı’da Kuzey Kafkasya üzerine en üst düzeydeki uzmanlardan biri olarak kabul edilmektedir.
-Gökhan Menteş-

Ağu 16

Şerif İlden
ESERLERİ
1.Sarıkamış
Köprülü Şerif İlden
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Anılar Dizisi

“Buradan o dağlara baktığımızda, üzerine kar düşmüş çalılıklar görürdük. O çalılıkların, kurda kuşa yem olmuş askerlerimizin kemikleri olduğunu oraya
gidince anladık.” Vaktiyle Sarıkamışlı bir ihtiyarın söylyediği bu sözler, tarihimizde Sarıkamış Harekatı olarak bilinen facianın boyutlarını özlü bir
biçimde yansıtıyor. Sarıkamış olayı Birinci Dünya Savaşı’nda yaşamış, tam 90.000 insanımızın ölümüyle sonuçlanmış trajik bir serüvendi. Bu serüveni
bilgisiz ve hırslı insanlar yarattı. Olayın içinde yaşayan Kurmay Yarbay Köprülü Şerif Bey’in kitaplaştırdığı anılarını ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

Ağu 16

Şefik Hüsnü Değmer ( 1887)- (1959)
1887 yılında Selanik’de dünyaya geldi. Orta öğrenimini M.Garaud Koleji’nde yaptı. Yüksek öğrenim için Paris’e giderek Fen ve Tıp Fakültelerinde okudu. Sinir ve ruh hastalıkları eğitimleri gördü. Paris’te bulunduğu sırada Jön Türklerin faaliyetleri ile yakından ilgilendi. Türkiye’ye döndüğünde 1912 Balkan Savaşı’na katıldı. Daha sonra I.Dünya Savaşı’na katılarak Çanakkale Cephesinde tabip yüzbaşı olarak görev yaptı. 1919′da ilk sayısı Berlin’de çıkan Kurtuluş dergisini yayınlayan grubun başına geçerek 20 Eylül 1919′dan itibaren dergiyi İstanbul’da yayınlamaya başladı. Dergi çevresiyle birlikte 22 Eylül 1919′da Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın kuruluşunu sağladı. TKP’nin 10 Eylül 1920′de Bakü’deki 1. Kongresinde listeden Merkez Komite üyeliğine ve Merkez İcra Komitesi 1. Sekreterliğine seçildi.

1921 yılı başlarında Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katledilmesinden sonra Türkiye Komünist Hareketi’nde yaşanmaya başlayan dağınıklık ortamında Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası’nın 15 Ağustos 1922′de Ankara’da toplanan ikinci kongresinde; bazı araştırmacılara göre, gıyabında Merkez Komitesi Büro Üyeliği’ne seçildi. Kurtuluş dergisinin hükümetçe kapatılmasından sonra Haziran 1921′de grubuyla birlikte
Aydınlık dergisini çıkarmaya başladı.

1923 yılı 1 Mayıs kutlamalarının ardından, dağıttıkları bir bildiri nedeniyle arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. Kısa bir süre sonra serbest bırakıldı. 1 Ocak 1925′de İstanbul’un Akaretler semtindeki evinde TKP’nin ikinci kongresini topladı. Kongrede MK üyeliğine ve TKP Genel Sekreterliği’ne seçildi.

Şubat 1925′de Şeyh Sait İsyanı üzerine çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu’na dayanılarak Aydınlık başta olmak üzere partinin bütün yayın organları kapatılıp kadro ve üyeleri tutuklanmaya başlayınca yurt dışına çıktı. Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından gıyabında 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Yurt dışındayken TKP’nin Viyana’da bir dış bürosunu oluşturdu. Bu büroda 1926 Mayısında TKP konferansını topladı. Ülkede Vedat Nedim Tör sekreterliğinde faaliyet gösteren İcra Komitesi’nin yetersizliğinin iddia edildiği konferansın arkasından 1927 yılı başlarında kimlik ve kılık değiştirerek Türkiye’ye döndü, kendi sekreterliğinde ikinci bir İcra Komitesi kurdu.

Kendisinden habersiz ayrı bir İcra Komitesinin kurulup faaliyete geçtiğini anlayan Vedat Nedim Tör�ün elindeki bütün parti evrakıyla birlikte polise başvurması üzerine 1927 Komünist Tevkifatı başlatılınca tutuklandı. Yargılama sonucunda 18 ay hapse mahkum oldu. Yozgat Cezaevinde yattı. Nisan 1929′da tahliye oldu. Hemen yurtdışına çıktı. Bu tarihten 1939 yılına kadar Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşadı. 1929-1935 yılları arasında Komintern’in Yürütme Komitesi üyeliğini yaptı. Komintern’in yayın organlarında daha çok dünya komünist hareketi üzerine yazıları çıktı. 1939′da Türkiye’ye dönünce; Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki rütbe ve nişanlarıyla Tabip Yüzbaşı olarak 1941-1943′de yedek askerlik yaptı. 1945′de Cemiyetler Kanunu’nda yapılan değişiklikle “Sınıf temeline dayalı parti kurma yasağı”nın kaldırılması üzerine; legal sosyalist parti olarak Türkiye Sosyalist Partisi’nin kurulması konusunda TKP’nin Plenumunda tüm kadro olarak anlaşmaya varılmışken, TSP’nin kuruluşundan bir ay sonra Haziran 1946′da Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi’ni kurdu. Altı ay sonra her iki partinin kapatılmasıyla birlikte tutuklandı. 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1950 affıyla hapisten çıktıktan sonra TKP yöneticisi olarak 1951′de tekrar tutuklandı. Yargılama sonunda 5 yıl hapse mahkum edildi. Hapis cezasından sonra sürgün cezasını çekmekteyken Manisa’da 1959 yılında öldü.