Aug 16

Şah İsmail
ŞAH İSMAİL (1487 - 1524)
İran Safevi Devleti’nin kurucusu olan Şah İsmail, 1487 yılında doğdu. Babası Şeyh Haydar, Şirvan hükümdarı Ferruh Yesar ve ona yardım eden Akkoyunlu hükümdarı Yakup Bey’e karşı yaptığı savaşta öldü. Üç yıl hapis hayatı yaşayan Şah İsmail, esaretten kurtulduktan sonra mücadelelere girişti. 1500 yılına kadar süren bu mücadelelerden sonra Şah İsmail, babasının katili Ferruh Yesar’ın üstüne yürüdü. Bakü’yü ele geçirdi ve 1502′de Akkoyunlu hükümdarı Elvend’i Nahçivan yakınlarında yenerek, ülkesinin bir kısmını ele geçirdi. Buradan Tebriz’e giderek Taç giydi ve “Şah” ünvanını kazandı. 1502 kışını Tebriz’de geçiren Şah İsmail, ilkbaharda Fars ve Irak’ı, Acem hükümdarı Murad Bey’i yenerek Şiraz’ı aldı. 1507′de Erçiş, Ahlat ve Bitlis’i alarak Elbistan’a kadar ilerledi. Kısa zamanda devletinin sınırlarını genişleten Şah İsmail, iki güçlü rakiple karşı karşıya geldi. Bunlar doğuda Özbekler, batıda Osmanlılardı. Şah İsmail, Osmanlı Devletini yıkmak için Anadolu’yu karıştırmayı düşünüyordu. Osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesinin yoğun olduğu bir dönemde, Şah İsmail’in Anadolu’ya gönderdiği Nur Ali Halife, kendisine katılan Türkmen süvarileri ile Tokat’a girdi ve burada Şah İsmail adına hutbe okuttu. Ayrıca Şahkulu da Antalya’da bir isyan başlattı. Yavuz Sultan Selim tahta geçince, taht mücadeleleri bitti. Yavuz Sultan Selim ilk olarak Anadolu’daki Şah taraftarlarına karşı harekete geçti. Anadolu’daki Şah İsmail taraftarlarını ortadan kaldıran Yavuz Sultan Selim, savaş hazırlığı yapmaya başladı. Hazırlıklarını tamamlayan Yavuz Sultan Selim, 23 Ağustos 1515′de Çaldıran Ovası’nda yapılan savaşta Şah İsmail’i yendi. Bu yenilgiden sonra eski cesaretini kaybeden Şah İsmail, günlerini ayrı ayrı şehirlerde geçirdi. 1524′de öldükten sonra Erdebil’de Şeyh Safiyüddin’in yanına gömüldü. Şair de olan Şah İsmail, Hatayi mahlasıyla Türkçe şiirler yazdı.

Aug 16

Suphi Karaman ( 1920)
1920′de Bayburt’ta doğdu. 15 Ocak 1941′de Topçu subayı olarak Kara Harb Okulunu bitirdi. 1950 yılında, yüzbaşı rütbesinde iken, Harb Akademisi’ni de bitirerek Kurmay sınıfına geçti.1959 yılında yarbaylığa yükseldi. Osman Köksal’dan boşalan Kara Kuvvetleri Komutanlığı personel Başkanlığı Kurmay şubesi Müdürlüğüne getirildi. 27 Mayıs günü yapılan harekatta önemli görevler üstlendi. Milli Birlik komitesi üyesi olarak ülke yönetiminde ve 1961 Anayasası’nın hazırlanmasında etkili oldu. Milli Birlik Komitesinin hukuki varlığı sona erince Cumhuriyet Senatosu Milli Birlik Grubu üyesi, Tabii Senatör olarak yasama çalışmalarını sürdürdü.20 Aralık 1961 tarihinde “Yön Bildirisi”ne imza koyan üç MBK üyesinden biri oldu. Sosyalist gelişmelere destek verdi. Türk Solu, Cumhuriyet dergi ve gazetelerinde, mücadele üzerine yazılar yazdı.

12 Eylül’den üç yıl sonra, Sosyal Demokrasi Partisi’nin (SODEP) kurucu Ankara İl Başkanlığını üstlendi. SODEP ve SHP Parti Meclisi üyeliklerini yürüttü. 1991 seçimlerinde SHP Merkezi Seçim Komitesi Başkanlığı yaptı.Aralık 1995′te İşçi Partisi’ne katıldı. Parti Merkez Komitesi üyesi çalışmalar sürdürdü.14 Haziran 1997 tarihinde yapılan Parti Meclisi Toplantısında oybirliği ile Başkanlık Kurulu’na seçildi.

Aug 16

HAKKINDA YAZILANLAR

Seyyid Onbaşı
İrfan Özfatura bilgi@tg.com.tr
Türkiye 15 Mart 2004

Abdurrahman oğlu Seyyid, 1889�da Balıkesir Havran�ın Çamlık köyünde doğar. Fukara bir ailenin çocuğu olduğu için mektep medrese görmez ama yine de rahle-i tedristen geçer, güzel Kur�an-ı kerim okur, iyi kötü derdini yazar. Köy yerinde n�olsun, kâh hayvan güder, kâh anacığı ile (Emine Hanım) el bahçesinde zeytin toplar. Balkan Harbi çıkınca onu askere alırlar. Pehlivan yapılı olduğu için adının başına bir �Koca� yakıştırırlar.
Koca Seyyid üç yıl boyunca Balkan dağlarında komitacı kovalar. Tam terhis vakti gelmiştir ki onu kısa bir topçu eğitiminden geçirip Çanakkale�ye yollarlar. Kilitbahir, Mecidiye Bataryasında hizmete başlar. Çok geçmeden İngilizi, Fransızı kapımıza yığılır, 18 Mart sabahı Boğaz�ı zorlarlar. Zırhlıların ateş gücü çok yüksektir metrekareye 6 bin mermi sıkar, siperlerimizi adeta kazıyıp, göğe savururlar. Tam �oldu galiba� diyeceklerdir ki, topçu bataryalarımız ateşe başlar İngilizler yanıbaşılarında yükselen sudan kuleleri görünce çok heyecanlanırlar. Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Kilitbahir önlerine gelir ve tabyaları kaldırıp koparırlar.
? Ben nerdeyim burası neresi?
Bataryanın kırk yiğidi sığınağa sokulacak fırsat bulamazlar zira merminin biri cephaneye isabet eder ve müthiş bir gürültü kopar. Koca Seyyid hayal meyal yerin kabardığını ve havalandığını hatırlar… Gerisi genzindeki pis koku, kulaklarındaki derin uğultu ve bulanık simalar…
Seyyid gözünü açtığında bir sıhhiye erinin kucağındadır, arkadaşlarından 14�ü şehit olmuş, 24�ü yaralanmıştır, Niğdeli Ali ise şaşkın şaşkın ortalıkta dolanmaktadır.
Donanmanın gözde gemilerinde Ocean önlerine kadar sokulmuş hâlâ ateş yağdırmaktadır. Şimdi onlara cevap vermenin tam sırasıdır, lâkin toplardan ikisi toprak altında kalmıştır. Üçüncü belki işe yarar ama onun da mataforası (mermi vinci) çalışmaz. Koca Seyyid, bir katil zırhlıya, bir kırık topa bakar. Sonra çılgınlar gibi koşturup patlamamış mermi aramaya başlar. Tozun toprağın arasında üç tane mermi bulur ancak mermiler kendinden üç misli ağırdırlar. Koca Seyyid �Ya Allah� diyerek mermiyi kavrar, Niğdelinin yardımıyla sırtına atar. O yükle altı basamak çıkar ve mermiyi namluya koyar.
Başlarında komutan olsa şüphesiz isabetli atışlar yapacaklardır nitekim ilk mermi uzak düşer, ikinci ise zırhlıya varamaz. Gemi (Ocean) önlerinden geçip gitmek üzeredir ki üçüncüyü yetiştirir, ateşlemeyi başarırlar. Yooo hayır bu mermi ilkmektep kitaplarında yazdığı gibi bacadan girip kazan dairesinde patla-
maz. Gemiyi zor zahmet kıç tarafından vururlar. Zaten bu mahalle büyüklüğündeki dev, tek mermiyle batmaz. Ancak bakın şu Allahü teâlânın işine ki o darbe ile dümen tertibatı devreden çıkar. Binlerce beygir gücündeki motorlar gemiyi fırıldak gibi çevirmeye başlar. Efsane gemi kontrolden çıkıp ortalığı harmanlar ve gidip bir gece evvel Nusret�in döşediği mayınlara toslar. Belki inanmayacaksınız ama o koca alamet kâğıt gibi yırtılır ve tabak gibi suyun içine kayar. Gemiden atlayanlar Ocean�ın girdabına kapılır döne döne dibe batarlar.
? Maaş almaz, madalya takmaz
Hadiseyi izleyen Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa nefes nefese bataryaya koşar. Koca Seyyid�i alnından öper ve elceğizi ile onbaşı rütbesi takar. Seyyid Onbaşı tebrik ve takdir konuşmalarından çok sıkılır içinden �bir bitse� diye yalvarmaya başlar. Belki bin defa �nasıl becerdin� sualine muhatap olur ve bin defa �Cenâb-ı Hakkın yardımıyla� diye cevaplar.
Hadiseyi duyan Almanlar fotoğraf makineleri ile gelir, o anı dondurmaya kalkarlar. İyi ama Seyyid bırakın mermiyi sırtlamayı yerinden bile oynatamaz. Bu poz için boş bir kovan bulur, mizansen yaparlar.
Onbaşımız izin ve para tekliflerine asla yanaşmaz, yalnız o günden sonra herkese bir, ona iki tayın bırakırlar. Seyyid Onbaşı hakkına razı olur fazla tayını akadaşlarına dağıtıp dua almaya bakar.
Koca Seyyid 1918�de terhis edilir. Köyüne döner ama daha soluklanamadan Yunan�ın Ayvalık ve Edremit�e girdiğini duyar. Derhal silahını kapar, dağlara çıkar. Manisa, Kula, Uşak derken Afyon�a kadar uzanır. Zaman zaman yaralanır ama cepheden kopmaz, çok arzulamasına rağmen şehit olamaz. Kışla imamı �bu nasip işidir be Seyyid kardeş� der, �düşün Halid bin Velid (Radıyallahü anh) elliden fazla harbe katıldığı halde meydanda kalma arzusuna kavuşamadı. Ancak Allahü teâlâ�nın öyle kulları vardır ki yataklarında da ölseler şehit olurlar.�
Koca Seyyid ortalık sakinleyince köyüne döner, yağıyla kavrulmaya bakar. Dağdan dal budak getirir, odun kömürü yapar. Ama doğru dürüst para kazanamaz. Birileri araya girip ona madalya takmaya, maaş bağlamaya kalkarlar. Koca Seyyid �Hayırlı bir iş yaptıysak, Cenab-ı Allah ecrini verir� der dünyalığa bakmaz. 1939 yılında vefat eder, vârislerine eski elbiselerinden başka birşey bırakmaz. İyi de yapar, bu millet nice zengini, rütbeliyi unutur ama onu Fatihalarla anarlar�

Aug 16

Selahattin Kaptanağası ( 1920)- (31.01.2005)
1920 yılında Konya’da doğdu. İlkokulu ve Askeri ortaokulunu Konya’da okudu. Daha sonra Çengelköydeki Kuleli Askeri Lisesinden mezun oldu. 1941′de topçu subayı olarak ordu saflarına katılan Kaptanağası, çeşitli kademelerde görevde bulunduktan sonra 27 yıllık hizmetini müteakiben kendi isteği ile emekli oldu.
Kaptanağası 1964 yılında Yeşilay’da görev aldı. 5 yıl Cemiyet genel Sekreterliği yapan Kaptanağası, 1969 yılı Kasım ayında Genel Başkanlığa getirildi.
Yayınlanmış üç kitabı olan kaptanağası, Yeşilay Cemiyeti’ne 40 yıl gönüllü hizmet ederek bir rekora imza attı.
Son kongrede rahatsızlığı sebebiyle görevi bırakan Kaptanağası 3 çocuk ve 6 torun sahibiydi.

HAKKINDA YAZILANLAR

Türkiye Yeşilay Cemiyeti eski Genel Başkanı Selahaddin Kaptanağası karaciğer yetmezliğinden dolayı bir süredir tedavi gördüğü GATA yoğun bakımda 31 Ocak 2005 sabahı vefat etti.
85 yaşında vefat eden Kaptanağası�nın cenazesi 1 şubat 2005 Salı günü Üsküdar Yeni Camii�de öğlen namazını müteakiben kılınacak cenaze namazından sonra aile mezarlığına defnedilecek.
Cenaze namazını Marmara Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Ramazan Ayvallı�nın kıldıracağı bildirildi.
Uzun süre Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanlığını yürüten Kaptanağası, 2004 Ekim ayında yapılan kongreden önce istifa etmiş, yerine Av. Mustafa Necati Özfatura seçilmişti.
Türk kültür hayatında önemli bir çınar olan Kaptanağası hayatını Yeşilay�a ve hizmetlere vakfederek örnek bir ömür sürdü.

Aug 16

Savcı Bey .
Türk-İslam tarihi sayılamayacak kadar çok kahramanlarla doludur. Saru Batu Savcı Bey�de bu sayısız kahramanlardan birisidir.

Saru Batu Savcı Bey, Oğuzların Bozok kolunun Kayı Boyu�na mensup olup Ertuğrul Gazi�nin üç oğlundan en büyüğüdür. Osmanlı Devleti�ni ve hanedanını kuran Osman Gazi ve Gündüz Bey�in ağabeyleridir.

Saru Batu Savcı Bey�in doğum yeri ve tarihi hakkında elimizde sarih bir bilgi yoktur. Doğum yeri olarak Domaniç Saru-han köyü ve Söğüt Savcıbey köyü üzerinde tartışmalar vardır. 1476-1512-1530 tarihli Söğüt�e ait tahrir defterlerinde Savcıbey isimli bir köy yoktur, bu köy ismini sonradan yakın tarihlerde almıştır.Dolayısıyla Saru Batu Savcı Bey�in doğum yeri olarak Domaniç Saru-han köyü ihtimal dahilindedir. Doğum tarihi hakkında her hangi bir kayda rastlanmamıştır.

XIV.asırdan itibaren yazılmaya başlayan Osmanlı tarihlerinde Saru Batu Savcı Bey hakkında pek çok rivayetler vardır:
�Ertuğrul Gazi, büyük oğlu Saru Batu Savcı Bey başta olmak üzere diğer oğullarını da daha çocukluklarında iken hususi bir önem vermiş, itina ile yetişmelerine gayret göstermiştir.
XIII.asırda Batı Anadolu cihad memleketi olduğu için bölgede gaza niyetiyle pek çok gazi, alperen, mücahid, derviş ve her biri birer gönül sultanı şeyh ve alim bulunuyordu. İşte öyle bir ortamda Saru Batu Savcı Bey iyi bir eğitim ve öğretim gösterilerek büyütüldü.
İslami ilimler öğretilerek, İslam terbiyesiyle yetiştirildi. Devrin örf ve adetince mükemmel bir askeri talim ve terbiyeyle yetişti. Gazilerin gazalarını ve meşhur Türk-İslam mücahidlerinin, alimlerinin, evliyalarının menkıbelerini dinleyerek şuurlandı.
Babası Ertuğrul Gazi�nin silah arkadaşlarından silah talimi gördü. Devrin silahlarını (kılıç-ok-kargı) maharetle kullanmasını, ata inmeyi ve muharebe taktiklerini öğrendi. Babasının gaza yoldaşlarının gazalarını dinleyip üstün idarecilik vasıflarını geliştirdi.
Gençliğinde İslam�ın cihad emrini, cihan mefkuresini yerine getirmek ve Kayıhanlılar�ın şanını yüceltmek için babası Ertuğrul Gazi�nin yanında gazalara iştirak ederek kumandanlık vasıflarını geliştirip, kuvvetlendirdi. Babası Ertuğrul Gazi devri ve vefatından sonraki devirlerde vukubulan gazalarda mühim roller oynadı. Babasıyla katıldığı gazalarda (Moğollara karşı zafer-İnegöl akını-Karacahisar�ın zaptı) gösterdiği muvaffakiyetler ile babasının ve gazilerin takdirini kazandı.

Babası Ertuğrul Gazi�nin vefatına kadar küçük kardeşi Osman Gazi ile birlikte Kayı Boyu�nun idaresinde, işlerinde yardımcı oldu. Özellikle babasının son yıllarında vekaleten beyliğin idaresiyle ilgilendiler. Sadarete dirayetli bir şahsiyet olan Saru Batu Savcı Bey, babasının vefatıyla küçük kardeşi Osman Gazi ile birlikte Kayı Boyu�na altı sene (1281-1287) idarecilik yaptı.

Saru Batu Savcı Bey, karakter ve karizmasıyla iyi bir teşkilatçı, cesur bir kumandan mükemmel bir liderdi. Askeri dehası, cesareti, zekası ve aksiyonu ile (kardeşi Osman Gazi ile birlikte) katıldığı gazalarda (Ermenibeli zaferi-Kulacahisar�ın fethi-İkizce/Domaniç zaferi) gösterdiği muvaffakiyetle, kumandanlığa layık olduğunu ispatladı. Bir kumandana lazım gelen bütün vasıflara haizdi. Saru Batu Savcı Bey, ilkeli ve dürüst idare anlayışı, uzak görüşlülüğü ve etkin devlet adamlığı gibi nitelikleriyle kendisinden sonraki liderlere de yol göstermiştir.

Ertuğrul Gazi�nin riyaseti döneminde elindeki savaşçı sayısının az olmasından dolayı barış merkezli bir siyaset izlenmiştir veya Konya Sultanı�ndan yardım almıştır. Domaniç ve Söğüt�e yerleşme sürecinde komşu Bizans tekfurlarıyla (İnegöl-Karacahisar-Bilecik) ve Türkmen Beyleri ile (Germiyan) iyi geçinmeye çalışan bir riyaset devrinden ibarettir. Ertuğrul Gazi çevresinde bulunan beyliklerin ve devletlerin durumlarını ve siyasi şartları gayet iyi değerlendirerek başında bulunduğu aşiretini ve kendisine bağlı yerlerde yaşayanları, bu beylikler arasında komşuları ile daima iyi geçinerek güçlü bir durumda huzur ve rahat içinde (sulh/sükun) yaşatıyordu. Kayıhanlılar yurt tutmak, zamanındaki beylikler ve devletler arasında güçlü ve etkili bir mevki edinmek amacıyla Selçuklu Devleti�nin batı hududunda bir Selçuklu uç beyliği olarak müsademe ve muhasama yapmışlardır.

Saru Batu Savcı Bey ve Osman Gazi�nin birlikte idare ettikleri yıllar (Tuğrul ve Çağrı Beyler-Bilge Han ve Kültegin birlikteliği gibi) Kayıhanlı�ların taarruza geçtiği yıllardır. Bitinya denilen coğrafyada yayılma, fetih harekatı yeni başlamıştır. Kayıhanlı Beyliği�nin (Osmanlı Beyliğ) dış siyasetinin esaslarını tesbit edilmiştir ki, buna göre, komşu Türk beylikleri ile iyi münasebetlere devam edilecek, Bizans tekfurları (valiler) daima baskı altında (fetih) tutulacaktı. Bu mefkurenin bir uzantısı olarak da Saru Batu Savcı Bey�in riyaseti devrinde Ermenibeli Muharebesi, Kulacahisar�ın fethi, Domaniç/İkizce Muharebesi, İnegöl ve Karacahisar�a akınlar gerçekleşmiştir.

Saru Batu Savcı Bey, kendisine atfolunan faziletlerle hakiki bir Türkmen asilzadesiydi. Emsalsiz derecede secaati kadar da mert bir insandı. Karakter bakımından halim selim olup kendine güvenen, yerinde ve zamanında en doğru kararı alan, tedbirli, ileri görüşlü, adil, merhametli, sabırlı ve faziletli idi. Hayırseverliği yanında insan sevgisi de onun şiarıydı. Çok yönlü bir kumandan olarak; azim ve irade kudreti, vakar ve ciddiyeti, insanlara karşı cömert ve şefkatli oluşu, makul hareket eden açık ve samimi siyasetiyle, dirayetli, sebatkar iyi ahlak meziyetlerine sahip bir insandı.

Saru Batu Savcı Bey, yiğitlik ve sehametiyle yani akıl ve zekasıyla beraber olan kahramanlığıyla maruftu. Dindar, namdar ve zühd, takva ve salahda zamanın meşahirindendi. Bu hususiyetlerinden olsa gerek Cenab-ı Hak şehadet mertebesi ile müşerref kılmış, en büyük mertebeye mahzar olmuştur. Şerefli bir hayattan sonra, 1287 yılında Osmanlı-Bizans arasında kuvvetleri arasında yapılan Domaniç İkizce Savaşı’nda Allah�ın sevgili kullarından birisi olarak şehitlik şerbetini içmiştir.�Mezarı Kütahya/Domaniç-Karaköy’de Akmeşhed/Alçay mevkiindedir.(Her yıl bu köyde anma törenleri yapılmaktadır.)

Saru Batu Savcı Bey�de bulunan en belirgin meziyet; onun diplomat özelliğine sahip olmasıdır. Kayıhanlılar�ın dış politika meselelerinde Kayıhanlılar�ı temsil etmekle görevlendirilen bir şahsiyettir. Saray adabı olarak resmi kabul ve ziyaretlerdeki merasimi, teşrifatı (protokolü) ve törenlerde uygulanan davranışları iyi bilirdi. Sözlü iletişimi, ifade kabiliyeti yüksek olan Saru Batu Savcı Bey�in etkileme ve ikna yeteneği çok güçlüydü. Konya Selçuklu Sultanı�na özellikle Saru Batu Savcı Bey�in gönderilmesinde pozitif enerjisi, bilgi birikimi ve muhakeme gücüyle diplomatik iletişim yeteneğinin etkili olduğu muhakkaktır.

Aug 16

Sacit Kılıncer ( 1947)
Hv.Pl.Bnb. Sacit Kılıncer 1947 Kula doğumludur. 1968 yılında teğmen, 1969 yılında jet pilotu oldu. 1971 yılında Bandırma�da F-5 uçağı ile geçirdiği kazada omurga travması nedeniyle uçuştan ayrıldı. 1972 yılında atandığı Fizyolojik Eğitim Merkezinde öğretmen olarak görev yaptı. 1978 ve 1983 yıllarında Texas-San Antonio�daki USAFSAM�de uçuş fizyolojisi ve havacılık tıbbı kursları gördü. Pek çok uçucuya uçuş kazalarına neden olma potansiyelindeki fizyolojik unsurları öğrettiği gibi, bir çok uçuş doktoruna da konuyu sevdirmesiyle iz bıraktı. ABD Hava K. kaynaklarından tercüme ettiği Fizyolojik Eğitim Ders Kitabı, bugün de uçuş doktorlarının ve pilotların temel bilgi kaynağı olma özelliğini sürdürmektedir. 1986 yılında emekli olduktan sonra Merkez�deki modern fizyolojik eğitim cihazlarının üreticisi Amerikan ETC firmasının Türkiye temsilciliğini yaptı.

Aug 16

Rober Koçaryan ( 1954)
1954 yılında doğdu.Ermenistan Devlet Başkanı. Dağlık Karabağ�ın başkenti Stepanakert�te doğdu. 1972-1974 yılları arasında Sovyet ordusunda görev aldı. 1982�de Erivan Politeknik Enstitüsü�nün elektronik ve teknoloji bölümünden mezun oldu. Siyasi hareketlere katıldı. Karabağ�ın Ermenistan�a katılması yolunda yürütülen eylemler de rol aldı.
1992�de Dağlık Karabağ Başbakanı olarak atandı. Ermeni milliyetçilerinin gözünde adeta bir �Savaş Kahramanı� olan Rober Koçaryan, Ermenistan�da 30 Mart 1998 Pazartesi günü yapılan ikinci tur seçimlerde, oyların yüzde 60�ını alarak Ermenistan Devlet Başkanı seçildi.

Koçaryan�ın yönetime seçilmesiyle Türkiye ile Ermenistan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yeni bir dönem başlamış oldu. Koçaryan, Dağlık Karabağ�a ilişkin siyasetinde ise �paket çözüm� talebinden yana oldu. Dağlık Karabağ�ın statüsü belirlenmeden işgal ettikleri topraklardan çekilmeyeceklerini açıklayan Koçaryan�ın �barış sürecini zora sokabileceği� ileri sürülüyordu.Koçaryan, Milli Opera Tiyatrosunda düzenlenen törende yemin ederek göreve başlarken, Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı İvan Rıbkin, sabık cumhurbaşkanı Ter Petrosyan, Karabağ’ın sözde cumhurbaşkanı Arkadi Gugasyan da yemin töreninde hazır bulundu. Koçaryan, yaptığı konuşmada, “Ermenistan ordusu, güvenliğimizin güvencesidir. Bölgedeki kuvvetler dengesi lehimizedir. Karabağ ihtilafı barışçı yolla çözümlenmelidir. Karabağ’ın sınırlarında güvenlik sağlanmalı, Ermenistan’a coğrafi olarak bağlanmalıdır” dedi.

1998 yılında, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryan�ı, Cumhuriyet�in 75�nci yıldönümü törenleri için Türkiye�ye davet etmişti. Koçaryan, bu davet üzerine yaptığı açıklamada, �Türkiye�ye bir zirve için davet edilseydim, devlet başkanlarının katılacağı önemli bir toplantı, uluslararası bir konferans olsaydı sorun kalmazdı. Şimdi Türkiye�de sadece törenlere katılmak sözkonusu. Bu siyasi bir konu değil ve ben muhtemelen gitmeyeceğim� diyordu. Koçaryan, bu açıklaması üzerine, gazetecilerin, �Yerinize kimi göndereceksiniz� sorusuna da, �Hiç kimseyi� diye cevap veriyordu. Koçaryan�ın bu sözlerinden birkaç gün sonra ise İran�ın başkenti Tahran�da önemli bir toplantı yapıldı. Radikal gazetesinde yer alan habere göre; �Bu toplantıya Yunanistan Dışişleri Bakanı Pangalos, Ermenistan Dışişleri Bakanı Oskanian ve İran Dışişleri Bakanı Kemal Harazi katılmıştı. Toplantının ardından yapılan açıklamada, Türkiye ile İsrail arasındaki askeri işbirliğinin ele alındığı bildiriliyordu.

Kaynak:
Ermeni Portreleri Hüdavendigar Onur Burak Yayınları 2000 İstanbu

Aug 16

Refet Bele
Bir ve ikinci dönem İzmir Milletvekili olan Refet Bele, asker ve politikacı olarak ünlü bir isimdir.Harp Akademisi mezunu olup Jandarma Genel Komutanlığı yaptı. Birinci Dünya Savaşında Filistin Cephesinde bulundu. Gazze Savaşı kahramanıdır. Refet Bele, Mustafa Kemal’le birlikte Samsun’a çıkanlar arasındadır. 3. Kolordu Komutanlığı da yaptı. Milli Mücadele döneminde iç isyanların bastırılmasında önemli roller aldı. Konya’da Delibaş, Denizli’de Demirci Efe ve Çerkez Ethem kuvvetleriyle çatıştı.İki kez İçişleri Bakanlığı ve bir kez de Milli Savunma Bakanlığı görevinde bulundu. TBMM, kendisini Doğu Trakya vatan parçasını teslim almakla görevlendirdi.

Refet Bele, büyük bir asker ve siyaset adamı olarak Türk tarihinde önemli bir yer tuttu. Bele, İzmir’de Atatürk�e yapılmak istenen suikast nedeniyle tevkif edildi, İstiklal Mahkemesinde yargılandı ve beraat etti. Bele 27 Kasım 1926′da Ordu’dan ve siyasetten çekildi.

Aug 16

Raşit Dostum ( 1953)
1953 yılında Afganistan’ın kuzeyindeki Şibergan şehrinde doğdu.26 yaşındayken Sovyetlerin Afganistan’da açtığı bir doğalgaz tesisinde işçi olarak çalışmaya başladı.Kısa sürede tesis içinde örgütlü bulunan işçi sendikasının başkanı oldu. Bu dönemde Afganistan içinde Sovyet yanlısı bir rejim vardı ve muhalifler bu yönetime karşı savaşıyordu.Bu savaşta kendilerine mücahit denilen Suudi etkisindeki gruplar, ülke kuzeyindeki Türkmen, Özbek ve Taciklere karşı tavır alınca, Dostum kuzeyden topladığı milislerle çatışmalar içine girdi.Sovyetlerin Afganistan’dan çekilmesinden sonra iktidarda bulunan Necibullah hükümetiyle işbirliğini sürdürdü.Mezar-ı Şerif başta olmak üzere Kuzey Afganistan’daki yedi eyaletin yönetimini ele aldı.Raşit Dostum Cünbüş-i İslami Afganistan adıyla siyasi örgütlenmesini de yaptı.

1992 yılında Necibullah’tan desteğini çekince başkent Kabil, mücahit grupların eline geçti. Mücahit grupların hemen hepsi ya etnik bir temele dayanıyor ya da İran, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan gibi ülkelerin sözcülüğünü yapıyordu.Ayrıca örgütlerin en önemli gelir kaynağı olan uyuşturucu üretim ve sevkiyatı da çatışmaların ayrı bir yönünü teşkil ediyordu. Bu örgütleren hepsinin ittifak ettiği tek konu ise Türklerin yönetim dışında kalması idi. Başkenti birbiriyle çatışan mücahit gruplara devreden Raşit Dostum, kuvvetlerini yeniden kuzeye çekti ve Mezar-ı Şerif’te devlet otoritesini pekiştirdi.Mezar-ı Şerif kısa zamanda eğitim,ticaret ve ziraat başta olmak üzere her alanda gelişti.Türkiye ile ilişkiler kuran Raşit Dostum, devrin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın açtığı imkanlarla bütün dünyada tanındı.Turgut Özal bir dönem kullandığı makam arabasını Raşit Dostum’a hediye etti ki, bunun sembolik anlamı Türklere ayrı bir heyecan kazandırıyordu.

Raşit Dostum, Yüksek Askeri Şura Başkanı sıfatıyla başkent Kabil’i terk etti. Birbiriyle çatışan mücahit gruplardan ümidini kesen Pakistan ve Suudi Arabistan, Afganistan’ı ele geçirmek için Hindistan’ın Diobent şehri medreselerinde eğitim gören gençleri, Taliban yani talebeler adıyla örgütledi.Bu medresede esas itibariyle ehli sünnet alimlerinin dini kitapları okutulmakla birlikte bu eğitim skolastik bir yaklaşımla ve medeniyet eksenli bir bakıştan uzak bir şekilde veriliyordu. Değişmeyi idrakten yoksun bu bakış, medeniyet tarihimizdeki değişiklikleri bidat diyerek reddediyordu. Bu kesin inançlı robot örgütlenme kısa zamanda gelişti ve mücahit grupların hepsini yıkarak kuzey hariç Afganistan’a hakim oldu.Raşit Dostum’la Kuzey Afganistan pazarlığını bizzat 1999 yılında Pakistan Dışişleri Bakanı yürütüyordu. Raşit Dostum, Rabbani öncülüğündeki devrik Cumhurbaşkanı ve eski mücahit gruplardan yana tavır koyarak, Pakistan’la anlaşmadı. Tacik asıllı Ahmet Şah Mesut dışında hiç bir mücahit örgütü Talibanlar’ın karşısında tutunamayınca, Pakistan destekli Talibanlar Mezar-ı Şerif’i ele geçirdi.Ülkesini terk eden Raşit Dostum, Ankara’ya gelerek Türk yetkililerle durum değerlendirmesi yaptı. Bilahare Türkiye, Özbekistan ve İran’da kısa süre bulunduktan sonra Kuzey Afganistan’a tekrar döndü.

Raşit Dostum liderliğindeki Kuzey Afganistan güçleri, ABD’nin Taliban yönetimine karşı başlattığı askeri harekatla tekrar öne çıktı.

Dostum’un güçleri, ABD’deki saldırılardan sonra Mezar-ı Şerif yönünde en etkili saldırıyı gerçekleştirdi.

HAKKINDA YAZILANLAR

Dostum 1998 yılında yayınlanan bir haberde Taliban ile Usame bin Laden arasındaki bağlantıya dikkat çekmişti.

Dostum: Taliban’a para akıyor
Bülent Uzun/Ankara
Sabah 28 AĞUSTOS 1998

Türkiye’ye gelen Özbek General Afgan lider Raşit Dostum, “Kısa süre sonra Afganistan’a döneceğim. Afganistan’a hakim olmak için yeni bir planım var.” dedi.
Dostum, ABD Büyükelçiliklerine yapılan saldırıların perde arkasındaki kişi olan Osama Bin Laden’in, Taliban’ı desteklediğini ve Taliban’lara 10 milyon dolar verdiğini açıkladı. Türkiye’den askeri değil siyasi destek isteyen Özbek General Dostum, Taliban’ın aslında Pakistan güçleri olduğunu kaydetti. Dostum, Türkmen petrolü için kurulacak boru hattının gerçekleşebilmesi için de Afganistan’da huzur ve istikrarın şart olduğunu vurguladı.

HAKKINDA YAZILANLAR

Dostum, sığındığı Türkiye’ye, bakan yardımcısı olarak döndü

Afganistan Geçici Hükümeti Savunma Bakan Yardımcısı Özbek asıllı General Raşid Dostum, Türkiye�ye geldi. Geçtiğimiz yıl nisan ayı içerisinde sessizce Afganistan�a dönen ve Taliban karşıtı askeri operasyonlar içinde yer alan Dostum, muzaffer bir komutan olarak Ankara�ya ziyaret gerçekleştiriyor.
Özbekistan Hava Yolları�yla Özbekistan�ın başkenti Taşkent�ten İstanbul�a ve ardından Ankara�ya geçen Dostum için resmi bir karşılama töreni düzenlenmedi. Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile görüşmesi planlanan Dostum, gezisinin ilk gününde Ankara�da bulunan ailesiyle hasret giderdi. Soruları cevaplandıran General Dostum, �1 yıldır ayrı olduğum çocuklarımı görmek için buradayım.� dedi. Dostum�un eşi ve 9 çocuğu Oran�da Türkiye tarafından kendilerine tahsis edilen konutta kalıyor. Dostum, Başbakan Bülent Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem, ABD�den dönene kadar evinde dinlenecek.
Boynundaki kireçlenme ve şeker hastalığından muzdarip olan Dostum, Ankara�da bulunduğu süre içerisinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde de tedavi görecek. Dostum�a, eşi ve 9 çocuğunun yaşadığı Oran�daki evi ve 06 CF 013 plakalı makam aracı, 1985′te dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından hediye edilmişti. Türkiye hayranı olarak bilinen Dostum, çocuklarından birinin ismini Mustafa Kemal olarak koydu. Dostum�un bir diğer çocuğunun ismi ise kendisi için hayatını feda eden korumalarından Yarmehmet�in ismini taşıyor.
General Dostum�un, ziyareti sırasında Afganistan�daki mücadelesine Türkiye�den verilen desteği sürdürmesi için temaslarda bulunacağı belirtiliyor. Başbakan Ecevit�in ABD Başkanı Bush ile yaptığı görüşmede, Afganistan�ın yeniden yapılanması ve Afgan gruplar arasında barışın korunması konusunda aktif faaliyet gösterme onayını alması ardından Dostum�la yapılacak görüşme büyük önem taşıyor.
Dostum Türkiye�de geçirdiği uzun inziva döneminin ardından 7 Nisan 2001�de Afganistan�a gitmiş ve bu haber ilk olarak ZAMAN�da duyurulmuştu. İki gün sonra Afganistan�da Reuters�e konuşan Dostum, haberi doğrulayarak Taliban�a karşı savaşmaya hazır olduklarını açıklamıştı.
Salih Boztaş , Gülten Sarı / Ankara
18.01.2002

Aug 16

Patrona Halil
Tarihe Patrona Halil Ayaklanması, Patrona Vakası ya da Patrona İsyanı olarak geçen ve Lale Devri’nin kapanmasıyla sonuçlanan olayın baş kahramanıdır�

Horpeşteli bir Arnavuttur. Uzun zaman leventlik ve Rumeli’de yeniçerilik yaptı. Kaptan-ı Derya’nın üç yardımcısından biri olan Patrona adı ona bu görevde bulunduğundan değil, hemşehrilerinin verdiği lakaptan ileri gelir. Bu ayaklanmadan önce 1720′de Vidin’de bir ayaklanmaya önderlik eder. İstanbul’a döndükten sonra pek çok yeniçeri gibi esnaflık, tellaklık yapmaya başladı. Gündüzleri sokak sokak dolaşarak yüksük, iğne ve iplik satmakta, akşamları ise kazandığı parayı Galata meyhanelerinde harcayarak hayatını sürdürmekteydi. Bu sırada bir cinayet işledi, Galata Voyvodası tarafından tutuklanmasına rağmen Kaptan-ı derya Mustafa Paşa’nın araya girmesiyle bağışlandı.

Patrona Halil 28 Eylül 1730′da başlayan ve Damat İbrahim Paşa’nın idamı, III. Ahmed’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan isyanda ön planda olmasına rağmen bu isyanın arkasında Damad İbrahim Paşa’nın hasımlarının olduğu söylenir. Memleketi uzun süre meşgul eden, birçok kişinin ölümüne sebep olan ayaklanma hareketi sonucunda Patrona Halil bir takım tavizler kopardı. İstanbul’da yüzlerce evi yaktı, haraç toplamaya vermeyenleri öldürmeye başladı. Ayrıca devlet kademelerinde atamalarda söz sahibi oldu. Ancak bir süre sonra, I. Mahmud ve Kaptan-ı Derya Mehmed Paşa’nın zekice planı sonrası kendisine rütbe ve makam verileceği gerekçesiyle saraya çağırılarak öldürüldü.