Aug 16

Mikail Halil ( 1866)- (26.07.1936)
1866 yılında Dağıstan’da doğdu. Babası İmam Şamil’in naiblerinden (Lak) Muhammed idi. Rus ordusunda görev yaptı, albay rütbesine kadar Dağıstan Süvari Alayı�nda bulundu. Daha sonra I.Dünya savaşının başlangıcına kadar Temirhanşura Eyalet Başkanlığı yaptı. Harp sırasında Kafkasya Cephesi Başkumandanlığı�nda kurmay subaylık görevine getirildi ve generalliğe terfi etti. İhtilal sonrasında Kuzey Kafkasya’ya döndü ve Dağıstan Halk Kurultayı’nca “Dağıstan Milli Komitesi”nin askeri seksiyon başkanlığına getirildi. 11 Mayıs 1918�de ilan edilen Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin Parlamento üyesi oldu. Pşimaho Kosok kabinesinin istifası üzerine hükümet başkanlığı, harbiye ve dahiliye nazırlığı görevlerini yüklendiyse de Denikin’e karşı teslimiyetçi bir pozisyona sürüklenerek yoğun tepkiler aldı. Mülteci yaşantısında hep Türkiye’de kaldı.

Mikail Halil, hemşehrisi General İsa Ruhi Paşa ile birlikte 1925′de Kiraz Hamdi Paşa’nın önderlik ettiği “Tarikat-i Salahiye” mensubu olmakla suçlanarak “Ankara İstiklal Mahkemesi”nde sanık sandalyesine oturtulmuştu. Ankara İstiklal Mahkemesi’nde görülen davada 72 kişi yargılanmış; 11 kişi için idam kararı verilmiş, sanıkların altısı 15′er, yedisi 10′ar, sekizi 5′er yıla mahkum edilmiştir. 15 Ağustos 1925 günü yapılan duruşmada beraat eden 36 kişi arasında İsa Ruhi Paşa ve Mikail Halil’de bulunmaktadır.

26 Temmuz 1936′da İstanbul’da öldü

Aug 16

Mesut Yılmaz ( 1947)
Mesut YILMAZ, 1947 Yılında İstanbul�da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi�ni bitiren Mesut YILMAZ, 1971 Yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü�nden mezun oldu. YILMAZ, 1972-1974 yılları arasında Almanya�nın Köln Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi�nde yüksek lisans çalışması yaptı.

1975-1983 yılları arasında kimya, tekstil ve ulaştırma sektörlerinde, çeşitli özel şirketlerde yönetici olarak görev aldı.

1983 yılının Mayıs ayında kurulan Anavatan Partisi�nin Kurucu Üyesi ve Genel Başkan yardımcısı olan Mesut YILMAZ, aynı yıl Kasım ayında yapılan Genel Seçimde Rize Milletvekili seçildi.YILMAZ, Birinci ÖZAL Hükümetinde enformasyondan sorumlu Devlet Bakanlığına atandı ve Hükümet sözcülüğü yaptı. 1986 yılında Kültür ve Turizm Bakanı olan Mesut YILMAZ, bu dönemde Türkiye-Federal Almanya ve Türkiye-Yugoslavya Ekonomi Karma Komisyonları�nın Başkanlığını yürüttü. 29 Kasım 1987 seçimlerinde yeniden Rize Milletvekili seçilen Mesut YILMAZ ikinci ÖZAL Hükümetinde Dışişleri Bakanlığına atandı. Mesut YILMAZ, Akbulut Hükümetinde de üstlendiği bu görevden 20 Şubat 1990�da istifa etti.

15 Haziran 1991 tarihinde yapılan Anavatan Partisi Büyük Kongresinde Genel Başkanlığa seçilen YILMAZ tarafından kurulan hükümet 5 Temmuz 1991 günü T.B.M.M. Genel Kurulunda güvenoyu aldı. 20 Ekim 1991 günü yapılan genel seçimlerden sonra Ana Muhalefet Partisi Lideri olarak çalışmalarını sürdüren YILMAZ 24 Aralık 1995 günü yapılan genel seçimler sonrası Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi tarafından oluşturulan 53.Hükümetin Başbakanı olarak görev yaptı.20 Haziran 1997 tarihinde 55.Hükümeti kurmakla görevlendirildi. 55′nci T.C. Hükümeti 12 Temmuz 1997 günü T.B.M.M. Genel Kurulu’nda güvenoyu aldı.
17 Ocak 1999 tarihinde T.C. Başbakanlığı görevinden ayrılan YILMAZ, 18 Nisan 1999 günü yapılan Genel Seçimlerden sonra kurulan 57′nci Hükümet’te 13 Temmuz 2000 tarihinden itibaren Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı.

YILMAZ, 1988 yılından sonra Avrupa Demokrasi Birliği Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. Almanca ve İngilizce bilen Mesut YILMAZ, evli ve iki çocuk babasıdır.

Mesut Yılmaz, 22 Temmuz 2007 Genel Seçiminde Rize’den Bağımsız Milletvekili seçildi.

Aug 16

Mehmet Ali Talat ( 1952)
1952 yılında Girne�de doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Girne ve Lefkoşa�da tamamladı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliğinden M. Sc. derecesi ile 1977 yılında mezun oldu.

Türkiye�de yüksek öğrenim gördüğü sürece Kıbrıslı Türk öğrencilerin oluşturduğu derneklerde yönetici ve başkanlık görevlerinde bulundu. Kıbrıslılar Öğrenim ve Gençlik Federasyonu (KÖGEF) Kurucu Başkanlığını yaptı.

1 Ocak 1994 tarihinde kurulan 1′inci Demokrat Parti - Cumhuriyetçi Türk Partisi Koalisyon Hükümetinde Milli Eğitim ve Kültür Bakanı olarak görev aldı. 2′inci DP - CTP Hükümetinde de Eğitim ve Kültür Bakanlığı�nı sürdüren Talat, 3′üncü DP - CTP Hükümetinde Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü.
X

HAKKINDA YAZILANLAR

Buzdolabı tamirciliğinden başkanlığa
Hürriyet 18.04.2005

KKTC�nin yeni Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 1952 yılında Girne�de doğdu. Ortaöğrenimini KKTC�de tamamladıktan sonra Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi�nden mezun oldu.

1977�de yine ODTÜ�de yüksek lisans eğitimi alan Talat uzun yıllar Girne�de buzdolabı tamirciliği yaptı. Talat siyasi hayatına Türkiye�de başladı ve adaya döndükten sonra sol görüşlü Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) içinde hızla yükseldi. 1993�te DP-CTP koalisyon hükümetinin Eğitim ve Kültür Bakanlığı�nı yaptı. 1996�da CTP Genel Başkanı seçilen Talat, 2003 seçimlerinde partisini iktidara taşıdı. Talat, 20 Şubat 2004 tarihindeki seçimlerden CTP�yi daha da güçlü çıkardı. Seçimden sonra başbakan olan Talat, 17 Nisan 2005 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanarak Denktaş’tan sonra KKTC’nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.

Yeni dava dönemi
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
Hürriyet 18.04.2005

KKTC�de dün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandıktan, oyların yüzde 55.6�sını alan CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat çıktı. Sonuçların ardından, �Sessiz bir devrim gerçekleştirdik� diyen Talat, hedeflerini Hürriyet�e açıkladı. Talat, �Eski dava çöktü, yenisi başlıyor� dedi.

CTP lideri ve Başbakan Mehmet Ali Talat, dün yapılan seçimlerde oyların yüzde 55.6�ini alarak, en yakın rakibi UBP lideri Derviş Eroğlu�na yüzde 33 fark attı ve Cumhurbaşkanı oldu. Talat, sonuçların ardından düzenlediği basın toplantısında, �Sessiz bir devrim gerçekleştirdik. Kıbrıslı Rumlar�a da barış elimizi uzatıyoruz. Onlar tutuncaya kadar elimiz uzatılmış kalacak� dedi.

Kıbrıs Türk Federe Devleti�nin kurulduğu 1975�ten bu yana Kıbrıs Türkleri�nin altı dönem üst üste seçtiği Rauf Denktaş�ın ardından ikinci Cumhurbaşkanı olan Talat, Hürriyet�e şu mesajları verdi:

AYRI DEVLET DAVASI ÇÖKTÜ

Ben de Denktaş gibi �dava� sözünü kullanıyorum. Denktaş�ın davası Kıbrıslı Türklerin ayrı bir devlet sahibi olması ve bu devletin dünya tarafından tanınması, bu olmazsa Türkiye�ye entegre olmasıdır. Davasını günün koşullarına uyarlamayı başaramadı. Kıbrıs davası çöktü. Davayı kaybetmişken, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı�nda koyduğu güçlü irade dünyayı şoke etti. Yeni dava bizim hükümete gelmemizle başladı. Bu yeni bir politika ve yeni bir hedeftir. Bu hedef geçmişte olduğu gibi Kıbrıs�ta ayrılığı sonsuza kadar pekiştirecek değil, ayrılığı ortadan kaldırarak Kıbrıs�ın bütünlüğünde eşitliği sağlayarak varılacak bir hedeftir. AB hedefidir.

Bütün dünyaya onların (Rumların) gerçek niyetlerini göstereceğiz. Papadopulos�un 2005�i EOKA yılı ilan etmesi ve bunun dışında her türlü fanatizmi desteklemesini teşhir edeceğiz. Bunların Avrupai yaklaşımlar olmadığını ortaya koyacağız. Onu izole ederek çözüm yoluna zorlayacağız.

Geçmişte Rum tarafının hataları veya art niyetli politikaları kamufle ediliyordu. Rumların reddedeceği durumlar ortaya çıkınca Rumlara fırsat vermeden Denktaş reddederdi. Bundan sonra Denktaş engeli yok. Türk halkının çıkarları için meydanlara çıkılacak artık.

DENKTAŞ�A DANIŞIRIM AMA

Denktaş Bey eğer hakikaten tavsiye ve görüş ortaya koyma eğiliminde olursa onunla işbirliği yapmak elbette söz konusu. Ancak şu anda ortaya koyduğu gibi marjinal durursa o zaman olmaz. Annan Planı�na �hayır� demesiyle ilgisi yok. Şimdi �Ulusal Konsey kuracağım, TMT ruhu, filan� diyor. Bu halka isyandır. Kıbrıs Türk halkının iradesine saldırıdır, marjinal çıkıştır.

Öte yandan Türkiye ile ilişkilerin iyi olması dışında bir şansımız yok. Türkiye ile iyi ilişkilerin olmadığı tanınmamış bir KKTC�nin yaşama şansı yok. Türkiye�nin müdahaleci tutumlarına karşı geçmişte hep karşı çıktık. Ama özellikle son zamanlarda Türkiye�nin bu tavırlarında çok değişiklik var. Son genel seçimler ve bu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk kez Türkiye müdahale etmedi. AB ve ABD�nin beni desteklediği belli. Müdahale demek fiili olarak işin içine girmek demektir.

Cumhurbaşkanı Talat�tan dört mesaj

Bütün Kıbrıs Türk halkını kucaklayacağım

Şimdi yeni dava var: Birleşik Kıbrıs ve AB

Papadopulos�u teşhir ve izole edeceğim

Türkiye ile ilişkilerin iyi olması şart

FARK ATTI

9 adayın yarıştığı seçimlerde, CTP lideri Mehmet Ali Talat sandıktan açık farkla lider çıktı. UBP lideri Derviş Eroğlu ve DP�nin adayı Mustafa Arabacıoğlu yüzde 10 oranını aşarken, geriye kalan 6 aday arasında yüzde 5�i aşan olmadı.

Talat�ın ilk turda kazandığı seçimin sonuçları şöyle:

M. Ali Talat: % 55.6

Derviş Eroğlu: % 22.8

M. Arabacıoğlu: % 13.1

Nuri Çevikel: % 4.79

Zeki Beşiktepeli: % 1.72

Hüseyin Angolemli: % 1.05

Zehra Cengiz: % 0.44

Arif Salih Kırdağ: % 0.30

Ayhan Kaymak: % 0.17

En düşük katılım

Seçimlere katılım beklenenin çok altında gerçekleşerek yüzde 64�te kaldı. Düşük katılım, KKTC halkının son iki yıldır kısa aralıklarla sandığa gitmesine bağlandı. Kıbrıslı Türkler, bugüne kadar gerçekleşen 6 cumhurbaşkanlığı ve 10�dan fazla parlamento seçimine yüzde 81�lik bir ortalama ile katılmıştı. Dünkü seçimde 147 bin 823 seçmen, 577 sandıkta oy kullanarak 9 Cumhurbaşkanı adayı arasından tercihini belirledi. Rauf Denktaş�ın oy kullandığı Lefkoşa�daki 130 no�lu sandıktan da Talat�ın çıktığı seçimde, CTP-BG adayı Başbakan Mehmet Ali Talat, UBP adayı Dr. Derviş Eroğlu, KSPartisi adayı Zehra Cengiz, DP adayı Dr. Mustafa Ş. Arabacıoğlu, YP adayı Nuri Çevikel, TKP adayı Hüseyin Angolemli ve bağımsız adaylar Ayhan Kaymak, Arif Salih Kırdağ ve Zeki Beşiktepeli yarıştı.

Cumhurbaşkanı seçilebilmek için geçerli oyların yarısından bir fazlasını almak gerekiyor. Salt çoğunluğa ulaşılamaz ise, en yüksek oy alan iki aday bir hafta sonra yapılacak ikinci tura kalıyor.

Zeytin fidanını saray bahçesine dikecek

Başbakan Talat ve eşine, Talat�ın kazanması durumunda Cumhurbaşkanlığı Sarayı�nın bahçesine dikmeleri için 2 adet zeytin fidanı hediye edildi. Talat zeytinin Kıbrıs�ın simgesi olduğunu ve ilk fırsatta zeytin fidanlarını kendi elleri ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı�nın bahçesine dikeceğini belirtti.

Aug 16

Margaret Thatcher
ESERLERİ

Margaret Thatcher: Demir Lady’nin Anıları
(The Downing Street Years)
Margaret Thatcher
Sabah Kitapları / Olaylar-İnsanlar Dizisi

Madenciler grevinden Falkland Savaşı’na ve dönemin önde gelen devlet
başkanları ve siyasetçilerle görüşmelerine uzanan politik çizgisinde,
kararlılığı ve sert düşünceleri nedeniyle “Demir Lady” ünvanını hak eden, son
20 yılın en etkili politikacılarından Thatcher’ın büyük ilgi uyandıran
başbakanlık yılları anıları.

Aug 16

Kurmanbek Bakiev
Kırgızistan

KURMANBEK BAKİEV (56) - Eski Başbakan. Daha önce Chu bölgesinin valisiydi. Ekonomist ve deneyimli bir bürokrat olan Bakiev, doğduğu bölge güneyde, Rus işçiler ve kuzey bölgesindeki aydınlar arasında popüler.

2001′de Başbakan oldu ama Akayev, 2002′de Oş kentinde Özbekler ve Kırgızlar arasındaki kanlı çatışmalardan sonra Mayıs 2002′de Bakiev’i istifaya zorladı.

Bakiev, bugün muhaliflerle Devlet Başkanı Akayev yanlıları arasında çatışmalar çıkmadan önce başkent Bişkek’in merkezinde 10 bin kişiye bir konuşma yapmıştı.
X

Kırgız halkı kadife devrimi onayladı
Atıf Ala, Mustafa Başkurt, Marat Ömürov, Rüstem Abdülkerimov
Zaman 11.07.2005

Kırgızistan�da 24 Mart�taki kadife devrimin ardından yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini geçici yönetimin lideri Kurmanbek Bakiyev kazandı. Kritik seçimlerde gerginlik yaşanmaması, istikrardan yana oy kullanan kardeş Kırgızistan�ın yakın geleceği açısından �umut verici� bulundu.

Devrimin öncü isimlerinden Bakiyev, gayri resmi sonuçlara göre yüzde 80�den fazla oy alarak devrik lider Askar Akayev�in halefi oldu. Seçime katılım oranının yüzde 70 civarında gerçekleştiği belirtiliyor. Halk, Bakiyev�in daha popüler olduğu ülkenin güneyinde daha yoğun şekilde sandık başına gitti. Bakiyev, kendisinden sonraki en güçlü aday olarak görülen bir diğer kadife devrimci isim olan Ar Namus Partisi lideri Feliks Kulov�u yanına çekerek, seçim zaferini neredeyse garantilemişti. Bakiyev lehine cumhurbaşkanlığı yarışından çekilen Kulov, Kırgızistan�ın yeni başbakanı olacak. Aksaklıklara rağmen, ülkenin, tarihindeki �en şeffaf ve demokratik seçime sahne olduğu belirtilirken, Bakiyev�in açık ara zaferiyle kadife devrimin demokratik meşruiyet kazandığı� yorumu yapılıyor. Müstakbel Bakiyev yönetimini, önemli ekonomik ve sosyal sıkıntılar bekliyor. Kırgızistan�daki demokratikleşmenin bölge ülkeleri için de önemli bir tecrübe olacağı vurgulanıyor.

Aug 16

Kostas Simitis
1936′da Atina’da doğan Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Almanya’da Marburg Üniversitesi’nde hukuk ardından London School of Economics’te ekonomi eğitimi aldı. 1961′de Yüksek Mahkeme’de yargıç olan Simitis, 1965′de Panhelenik Kurtuluş Hareketi Ulusal Konseyi’ne katılarak politikaya atıldı. Simitis aynı yıllarda bir araştırma ve çalışma topluluğu olan Elexandros Papanastasiuou Derneği’ni kurdu.

1967-69 yıllarında Yunanistan’da iktidarda olan askeri cuntaya karşı bir dizi yasadışı eylemde bulundu. Bu eylemlerin sonucunda mahkemelik olan Simitis, yargılanmamak için Almanya’ya kaçtı. Sürgün yıllarında da cuntaya karşı mücadelesine devam eden Simitis, Almanya’nın Konstanz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Simitis bir süre sonra Justus Liebig Üniversitesi’nde ticaret ve medeni hukuk dalında profesörlük ünvanı kazandı.

Simitis, cunta yıllarının ardından Yunanistan’a döndü ve 1985′te Yunan Parlamentosu’na girdi. 90′lı yıllara dek tarım, ulusal ekonomi ve endüstiri bakanlıklarında bulunan Simitis, Başbakan Andreas Papandreu’nun 1996 ocağında sağlık nedenlerinden dolayı görevi bırakmasının ardından düzenlenen seçimlere Panhelenik Sosyalist Hareketi’nin (PASOK) lideri olarak girdi.

Zeytin dalı uzattı
1996 eylülünde yapılan seçimleri kazanan PASOK, lideri Simitis’i de başbakanlık koltuğuna taşıdı. 17 Ağustos 1999′da Marmara’da meydana gelen büyük depremin ardından Türkiye’ye zeytin dalı uzatan ve iki toplum arasında tarihte görülmemiş bir yakınlaşmanın tohumlarını Ege’ye diken Simitis, Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin adaylığına karşı Yunan vetosunu da kaldırarak Aralık 1999′da Türkiye’ye aday ülke statüsünün verilmesinde önemli rol oynadı.

Simitis’in Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu (Kim kimdire link) ile uyumlu çalışması da, Yunanistan’ın Türkiye politikasında yumuşamasında önemli rol oynadı.

Simitis’in hukuk ve ekonomi konularında Almanya ve Yunanca yayınlanmış çok sayıda kitabı ve makalesi bulunuyor.
Xxxxxx

Aug 16

Jacques Chirac ( 1932)
Paris’te 1932′de doğan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, 1995′de François Mitterand’ın görev süresinin dolmasının ardından bu göreve getirildi. Muhafazakar politikacı Chirac, 1974-76 ve 1986-88 yılları arasında başbakanlık görevinde bulunmasının yanı sıra 1977-95 yılları arasında da Paris Belediye Başkanlığı yaptı.

Sert dış politika ve güçlü ulusal hükümet fikrini savunan Chirac, bu düşünceleriyle Fransa eski Devlet Başkanı Charles de Gaulle’un görüşlerine yakın görünüyor. Chirac bu yüzden sıkı bir “de Gaulcü” olarak tanımlanıyor.

1954′te Institut d’Etudes Politiques’den siyaset bilimi diploması alarak mezun olan Chirac, 1956′da orduya katıldı. Cezayir’e gönderilen Chirac, bu Fransız sömürgesinde bağımsızlık istemiyle başkaldıranlara karşı savaştı. Fransa’ya 1957′de dönmesinin ardından 1962′de daha sonra başbakan olacak Georges Pompidou’nun saflarına katılarak politikaya atıldı. 1972′de tarım, 1974′te içişleri bakanlığı görevlerine atandı. 1974′te Pompidou ölünce Valery Giscard d’Estaing Devlet Başkanı oldu. Chirac ise başbakanlığa atandı.

Giscard ile birçok konudaki görüş farklılıkları Chirac’ın 1976′da başbakanlıktan istifasına neden oldu. 1977′de yapılan yerel seçimlere katılarak Paris Belediye Başkanı seçilen Chirac 1995 yılına dek bu görevde kaldı. Chirac, Belediye Başkanlığı süresince yeni kütüphaneler yapılması için başlatılan bir girişime öncülük etti, yaşlılara, sakatlara, dul annelere iş imkanları sağlayarak, Paris halkının gözünde popülaritesini artırdı.

Üçüncü denemede cumhurbaşkanı
1981′de cumhurbaşkanlığı için adaylığını koydu ancak sosyalist Mitterand’a karşı seçimleri kaybetti. 1988′de bir kez daha cumhurbaşkanlığı için adaylığını açıklayan Chirac, yine Mitterand karşısında yenilgiye uğradı. Chirac, 1994′te üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı oldu ve bu kez 1995′te yapılan seçimi, oyların yüzde 53′ünü alarak kazandı.

Chirac’ın cumhurbaşkanlığı programı, ülkede işsizliğin azaltılması, vergilerin düşürülmesi, Fransa ordusunun gönüllülere dayalı bir yapıya kavuşturulması konularından oluşuyor. Chirac dış politikada ise Mitterand’ın yolundan ilerleyerek Avrupa’nın bütünleşmesi ve tek Avrupa para birimine geçilmesi konularını destekliyor.
Xxxxx

Aug 16

İsmet İnönü ( 1884)- (25.12.1973)
2.CUMHURBAŞKANI

GÖREV SÜRESi

11 KASIM 1938
22 MAYIS 1950

1884 yılında izmir’de dogdu. ilk ve orta ögrenimini Sivas’ ta tamamladıktan sonra Mühendishane idadisini (Askerî Lise) bitirdi.

1903 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1906 yılında Harp Akademisi’nden mezun olarak, ordunun çeşitli kademelerinde görev yaptı.

1910-1913 yılları arasında Yemen isyanı’nın bastırılması harekâtına katıldı.
Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlasmalarda görev aldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı oldu.Suriye Cephesi’nde savaştı; Millî Mücadele sırasında Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte çalıştı. Edirne milletvekilligi ve bakanlık yaptı. Albay ismet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Garp Cephesi Komutanlıgı’na getirildi. 25 Ekim 1920′den sonra Batı Cephesi Komutanı olarak Çerkez Ethem kuvvetleriyle çatıştı..Birinci ve ikinci inönü Savaşlarını yönetti. Tuggeneral rütbesine yükseldi.

Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Mütarekesi’nde Büyük Millet Meclisi’ni temsil etti. Lozan
Barış Konferansı’na Dışişleri Bakan ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı.

24 Temmuz 1923′te Lozan Andlaşması’nı imzaladı.

Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükûmette Başbakan olarak görev aldı, 1924-1937 yılları arasında bu görevini sürdürdü. Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra, 1938 yılında, TBMM tarafından Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi.ikinci Dünya Savaşı
sırasında cumhurbaşkanıydı. 1950 yılında, yapılan seçimleri kaybettikten sonra, 1960 yılına kadar Ana Muhalefet Partisi Başkanı olarak siyasî hayatını sürdürdü. 27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeligine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlıga atandı.

1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasî hayatına devam etti, 1972′de Parti Genel Ba?kanlıgı ve milletvekilliginden istifa ederek; ölünceye kadar (25 Aralık 1973) Anayasa geregince Cumhuriyet Senatosu tabiî üyeligi görevinde bulundu.

ESERLERİ

Hatıralar
Cilt: 1
İsmet İnönü
Bilgi Yayınevi / İsmet İnönü Dizisi

“İsmet İnönü” hatıralarını yazmayı hiç düşünmedi. Eğer 1950′li yıllarda Metin Toker hapsedilip Akis dergisinin başından uzaklaştırılmasaydı ve 1960′lı yıllarda Ulus gazetesi güç duruma düşmeseydi, “İsmet İnönü - Hatıralar” adı altında bugün bütününü yayımladığımız bu eser de hazırlanamayacaktı. Birinci kitabın birinci bölümünü “İsmet İnönü”, kızı Özden Toker’e dikte ederek
yazdırdı ve bu bölüm, 1959′da Akis dergisinde tefrika edildi. Birinci kitabın ikinci bölümüyle, çıkacak olan ikinci kitabın tamamı için
“İsmet İnönü”, değerli yazar ve tarihçi Sabahattin Selek’in yardımlarından yararlandı. Milli Mücadele Yıllarını, Lozan Konferansını ve Cumhuriyet dönemini kapsayan o kısımları Sabahattin Selek, “İsmet İnönü”nün sesinden teybe aldı. Bunların bir parçası, hiç değiştirilmeden 1968′de Ulus gazetesinde yayımlandı.

Hatıralar
Cilt: 2
İsmet İnönü
Bilgi Yayınevi / İsmet İnönü Dizisi
… Nihayet, Cumhuriyetin kuruluşunda, 1937′ye kadar başbakan olarak hizmet gören “büyük devlet adamı” ile karşılaşıyoruz. “İnönü” burada Atatürk ile geçici ayrılışının nedenlerini çok samimi bir dille açıklamaktadır. Öğreniyoruz ki, anlaşmazlığın temelleri biraz daha eskidedir. “İsmet İnönü”, cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra kendi el yazısıyla tuttuğu notlarda da olayın ilginç ayrıntılarını anlatmaktadır ve bu notlar, ikinci cildin bitimindeki ekler arasında yer almaktadır.

Bütün bu cilt boyunca da “büyük edip”, o kendine has, dikkat çekici üslubunu sürdürmektedir. Denilir ki siyasi karşıtları onun demeçlerini birkaç defa okuyarak inceliğini sezerlerdi. Bu, “İnönü”nün üslubunun güç anlaşılır olmasından değil, kıvrak cümlelerle ve kaba konuşmaktan daima kaçınarak fikirlerini, sizin de bir çaba göstermenizi bekleyerek söylemesinin bir sonucudur.

HAKKINDA YAZILANLAR

Yarı Silahlı, Yarı Külahlı Bir Ara Rejim 1960-1961
Metin Toker
Bilgi Yayınevi

Kitaplar yaşayan varlıklardır. Hele kitap dizileri büsbütün öyledirer. Bir planlama yaparsınız. Ele alacağınız zamanı parsellersiniz. “5 kitap olacak” dersiniz, “6 kitap olacak” dersiniz. Bir bakarsınız, biçtiğiniz süreçlerin içinden bir tanesi olağanüstü bir ilginin odak merkezini oluşturmuş. Onun üzerine, mecburen -meşhur bir şarkıda söylendiği gibi “mecburiyet”ten- o dönemi bir ayrı ilgiyle ele almak durumunda kalırsınız. Özellikle televizyonda yayınlanan bir dizi 1960-1961 dönemini o hale getirdi. 1960-1961 arası mutlaka bir “inanılır ve belgesel nitelik taşıyan başvuru kitabı” olmak görevini üstlenmeliydi. Bundan dolayıdır ki ilk planlamadaki 5. kitap, “Darbeden Demokrasiye (1960-1965)” ikiye bölündü ve ortaya bu, Milli Birlik Komitesi iktidarını kapsayan “Yarı Silahlı, Yarı Külahlı Bir Ara Rejim (1960-1961)”e yer açtı. Dizinin yazarının “külahlı bir fotoğraf”ının bu sayfada yer alması da kitabın adının getirdiği ilhamın sonucudur. Böylece dizinin kitap sayısı altıdan yediye çıkmış bulunuyor. 6. kitap “İnönü’nün Son Başbakanlığı (1961-1965)” başlığını taşıyacaktır. Dizi “İsmet Paşanın Son Yılları (1965-1973)” başlıklı 7. kitapla son bulacaktır.

Tek Partiden Çok Partiye 1944-1950
Metin Toker
Bilgi Yayınevi

1944-1950 arası Türk politika tarihinde bir dönemeç noktasıdır. Tek partiden, çok partili hayata geçilirken, bu döneme damgasını vuran kimi politikacıların, önemli olayların çoğu, bugün iyi bilinmez, çünkü gizli kalmıştır. Metin Toker, İnönü ve Bayar başta olmak üzere Nihat Erim, Tevfik Rüştü Aras, Hikmet Bayur, Refik Koraltan, Samet Ağaoğlu, Sıtkı Yırcalı ve Basri Aktaş gibi o dönemin ünlü politikacılarıyla o yıllarda uzun görüşmeler yapmış, elde bulunan belgeleri, bilgileri değerlendirerek bu yapıtı hazırlamıştır. Tek Partiden Çok Partiye, Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları’nı aydınlatacak dizinin ilk kitabıdır.

Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları 1944-1973
Cilt: 2
DP’nin Altın Yılları 1950-1954
Metin Toker
Bilgi Yayınevi / Metin Toker’in Kitaplar Dizisi

“Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları 1944-1973″ dizisinin 2.kitabı “DP’nin Altın Yılları 1950-54″, özellikle gençlere, politikacılara ve meraklılara bir başvuru kitabıdır.

Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları 1944-1973
Cilt: 3
DP Yokuş Aşağı 1954-1957
Metin Toker
Bilgi Yayınevi / Metin Toker’in Kitapları Dizisi

Metin Toker milli tarihimizden önemli bir devri anlatıyor. Metin Toker bu devrin olayları içinde, onların yakınında yaşamıştır. Bu devir Demokrasi Devriminin hikayesidir. Cumhuriyet tarihimizde tam bir dönüm noktasıdır. -İsmet İnönü-
(Önsöz)
Menders’i en çok düşündüren Akis istihbaratının kudreti oldu. Konyak kadehindeki soğutulmuş rakısından bir yudum daha alan Menderes “Çalıştığım ekipten emin değilim” dedi. Menderes’e göre, ekipte ağzını tutamayanlar vardı.. Akis bilmemesi, bilememesi icap eden meseleleri biliyordu. Menderes, “Bu haberleri Akis’e ya ben, ya siz veriyorsunuz” cümlesini sarfetmekten dahi
çekinmedi.

Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları 1944-1973
Cilt: 6
İnönü’nün Son Başbakanlığı 1961-1965
Metin Toker
Bilgi Yayınevi / Metin Toker’in Kitapları Dizisi

… Bir gurup asker ülkenin meşru iktidarını devirmek ve onu ele geçirmek için sokağa döküldü mü, mutlaka başka bir asker gurubu da onun karşısında tavır alır. Bunların hepsi doğrudur. Ama karşıt gurubla birlikte sergüzeştçi gurubun üzerine yürüyebilmek için iktidarın başındaki adamın “Ancak benim Meclis kapısındaki cesedimi çiğneyerek amaçlarına varabilirler” diye kendisini ortaya atması lazımdır. O tarihteki Başbakan “İsmet Paşa” değil de Ahmet Bey veya Mehmet Bey olsaydı, ama Ahmet Bey veya Mehmet Bey öyle davranacak yüreğe sahip bulunsaydı sonuç değişir miydi? Metin Toker’in buna yanıtını, işte bu kitapta bulacaksınız.

Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları 1944-1973
Cilt: 7
İsmet Paşa’nın Son Yılları 1965-1973
Metin Toker
Bilgi Yayınevi / Metin Toker’in Kitapları Dizisi

Abdi İpekçinin İsmet İnönü ile yaptığı ve 12 Eylül 1970 günü yayımlanan mülakat.
Abdi İpekçi: Bu sıralar ne okuyorsunuz Paşam?
İsmet İnönü: Şimdi Metin Toker’in kitaplarını okuyorum. Güya bildiğim, tanıdıım insanın kitaplarını okuyorum. Ama tamamiyle birbirleriyle tamamen münasebeti olmayan adamların serbest fikirleriyle okuyorum kitapları. Çok enterasandır. Çok emekle yazılmış kitaplardır. Hem tek partiden çok partiye geçiş, hem benimle 10 yıl, İsmet Paşa ile 10 yıl diye kitap var. Cilt cilt. Bitirmeye çalışıyorum.

İsmet İnönü / Televizyona Anlattıklarım
İsmet İnönü Nazmi Kal
Bilgi Yayınevi / İsmet İnönü Dizisi

“İsmet İnönü’nün Cumhuriyet’in 50. Yılı Konuşmasından”: … Ellinci seneyi o şartlar içinde idrak ediyoruz ki. Artık her fikir gerek
yazı ile gerek özle çok partili siyasi haytta söylenebilecek devreye geldik. Burada muhtelif cereyanlar zaman zaman söylenir mi, söylenme daha ileri teşebbüslere varır mı, bu yüzden memleketin huzuru ve idaresi temelinden sarsılır mı? Bu endişeleri, idare edenler kafalarında bir ihtimal olarak bulundurmaları lazımdır.

İsmet İnönü Yeni Bir Yorum Denemesi
(İsmet İnönü, The Making of a Turkish Statesman)
Metin Heper
Tarih Vakfı Yurt Yayınları / Türkiye Araştırmaları Dizisi

Türkiye siyasetine giriş olarak da okunabilecek bu özgün siyasi biyografi, Türkiye’nin İkinci Adam’ı hakkındaki bazı yerleşik görüşleri yeniden gözden geçiriyor. İnönü, Cumhuriyetin kuruluşunda, Batılılaşma sürecinin devam ettirilmesinde, demokrasiye geçişte ve demokrasinin yerleştirilmesinde kritik bir rol oynamıştır. Kitapta İnönü’nün Atatürk’ün tamamlayıcısı olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde durduğu laiklik gibi temellerin sadık muhafızlığını sürdürürken, zamanla liberal görüşleri de benimsediği savunuluyor. Prof. Dr. Metin Heper’e göre, eğer yurttaşları İnönü’yü daha fazla dikkate alsalardı, daha liberal bir demokrasi anlayışına sahip olacaklar, belki de siyasette daha basiretli davranacaklardı.

Mevhibe 2. Kitap/
Çankaya’nın Hanımefendisi
Gülsün Bilgehan
Bilgi Yayınevi

… “Mevhibe”nin birinci cildini tamamladığımda, Osmanlı İmparatorluğu’nda doğan kendi halinde küçük bir kızın nasıl bir gün Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci kadını haline geldiğini yazmıştım ve serüvenin burada bittiğini düşünüyordum. Yanılmışım… Bayan İnönü’nün hayatının diğer yarısının da sürükleyici bir roman kadar hareketli olduğunu ancak yeni kitap için çalışırken öğrendim. O döneme ait eserleri karıştırırken, gazeteleri okurken, yüzlerce mektubu tek tek gözden geçirirken, 11 Kasım 1938′den 7 Şubat 1992′ye kadar anneannemin yaşadıklarını gün gün izledim. Acılarını, heyecanlarını, sevinçlerini hissettim, çoğu zaman kendimi onun yerinde buldum. Bir defa daha bu hikayeyi tamamlamak için bana ne kadar çok belge bıraktığına hayret ettim. Tavan arasındaki sandıklardan ansızın çıkan, geçen asırdan kalma, eski Türkçe mektuplar, dosyaların içine saklanmış, Avrupa modaevlerinden Bayan İnönü’nün zevkine sunulmuş elbise modelleri, imzalı fotoğraflar, albümler, İsmet Paşa’nın yetişmekte olan evlatlarına yazdığı, eğitim alanında ders niteliği taşıyan öğütler ve rastladığım her yerde eski dostlarından bana aktarılan anılarla, Özden Toker’in yaşantısının en hızlı devrelerini yansıttığı günlükler… “Mevhibe”nin devamı yine tarih içinde bir gezinti oldu. Kahramanım artık sadece “Hanımefendi” diye anılıyordu. Bu defa Çankaya Köşkü’nde İkinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılarını, Pembe Köşk’te demokrasiye geçişin sancılarını çekti. Bir anne olarak çocuklarını siyaset hayatının etkilerinden kurtarmaya çabalarken diğer taraftan Cumhuriyetin birinci kadını olarak kocasının yanı başında her toplumsal etkinlikte yerini aldı. Başına gelenler Türkiye’de çok partili demokrasiyi yerine oturtma gayreti içindeki diğer politikacı ailelerinin yaşadıklarından örneklerdi. O bu sınavı şerefi ile verebilmiti. Tek dileği gelecek kuşakların aynı acıları çekmemeleriydi…

Çağdaş Devlet Adamı
İsmet İnönü
Ali Rıza Cihan, Abdullah Tekin
Tekin Yayınevi

Yaşamının akışı içinde laiklik ilkesinin önemine büyük özen gösteren ve bu ilkenin doğrultusuna koşut bir uygarlık sergileyen İnönü, ülke için de sorunun bu olduğu kararıyla ekonomik, kültürel, sosyal ve eğitsel bağımlılıkları bu çizgi içinde ele alarak aydınlığa ulaştırmıştır. Türk toplumunun özgürleşme, demokratikleşme ve çağdaşlaşma sürecine etki ve katkıda bulunan insanlar elbette iyi tanınmalı, bilinmeli ve unutulmadan da anımsanmalıdır.
u çalışma, bu tür bir amaçla bir görevi yerine getirmeye yöneliktir.

İkinci Adam
Cilt: 2
1938-1950
Şevket Süreyya Aydemir
Remzi Kitabevi / Tarih Anı İnceleme Dizisi

İkinci Adam’da, Tek Adam isimli üç ciltlik eserimizde konu olarak alınan Atatürk hadisesini, günümüze kadar izleriz. Şu yönleri ile ki, bu hadise, Atatürk’ü doğuran şartlar içinde Atatürk’ün zuhuru ile başlamıştır. Bu hadise, 1920-1938 devresinde, Atatürk’ün, bayrağını taşıdığı bütün olaylarda, Mustafa Kemal ve İnönü’nün Kader Birliği içinde gelişmiştir. 10 Kasım 1938′de Atatürk fani hayattan çekilince de, Atatürk’ü devam ettirmek ve onu ikmal etmek görevi, İsmet İnönü’nün omuzlarına, bütün ağırlığı ile oturmuştur…
Atatürk devam ettirilmiş ve ikmal edilmiş midir? İşte bu problemdir ki, İkinci Adam’ın bu cildinde, bütün olaylarda istifhamını çizen bir konu olarak yaşar.

İsmet Paşa ve Devlet
Haluk Besen
İnkilap Kitabevi / Tarih � İnceleme � Biyografi Dizisi

İsmet İnönü’nün Kastamonu Gezileri
1938-1949-1958
Mustafa Eski
Çağdaş Yayınları

İsmet İnönü, cumhurbaşkanı seçildikten kısa bir süre sonra, 6 Aralık 1938 tarihinde ilk yurt gezisini Kastamonu’ya yapmıştır. İnönü; 1958′de CHP Genel Başkanı olarak iki kez daha Kastamonu’yu ziyaret etmiştir. Özellikle ilk iki gezisinde birkaç gün burada kalarak ilçelere gitmiş ve halkın dertlerini dinlemiştir. Kastamonu, Milli Mücadele yıllarında çok önemli görevler
üstlenmiştir. İnebolu’ya gelen binlerce ton silah ve cephaneyi, bu bölgenin insanları çok büyük özveri ile taşımışlardır. Yüzlerce Kastamonu evladı, Garp Cephesinde İnönü ile beraber ülkemizin kaderini paylaşmıştır. İlk seyahatin Kastamonu’ya yapılmasındaki sebebi, savaş yıllarında aramak gerekir.

İsmet İnönü
Necdet Uğur
Yapı Kredi Yayınları / Cumhuriyet ve Türkiye Dizisi

I. Dünya Savaşı’nda komutanlık yapmış, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına tanık olmuş, bu yıkıntılar arasından Atatürk’le birlikte, onun en yakın arkadaşı ve yardımcısı olarak, çağdaş bir Türkiye’nin kuruluşunu gerçekleştirmiş ulusal bir kahramanın; Türkiye’yi II. Dünya Savaşı yangın ve yıkıntısından kurtarmış uzak görüşlü bir devlet adamının; çok partili siyasal yaşamı başlatmış, seçimlerde kaybedince iktidarı uygarca devredebilmiş çağdaş bir muhalefet liderinin; Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün, yaşamı ve dünya görüşü üzerine birinci elden bir tanıklık.

Aug 16

Hikmet Süleyman
Hikmet Süleyman
Türkiye taraftarı Başbakan Hikmet Süleyman’ın 1930′larda defalarca Ankara’ya giderek Atatürk ve İnönü ile Türkiye ve Irak’ın bir federasyon içinde birleşmesi konusunu görüştüğü biliniyor. Hikmet Sü-leyman istifa ettirildi ve tutuklandı.

Aug 16

Helmut Kohl
On altı yıl boyunca Almanya Başbakanlığı yapan politikacı olarak tarihe geçen Helmut Kohl, 1930′da Ludwigshafen kentinde doğdu. Frankfurt ve Heidelberg’de eğitim gören Kohl avukat oldu. Bir süre sonra Hıristiyan Demokrat Parti’ye katılan Helmut Kohl,1976′da Federal Parlamento’nun milletvekili bir üyesi olarak o yıllardaki başkent, Bonn’a gitti.

İyi bir çıkış yakalayan Kohl, kısa sürede partisinin genel başkanlık koltuğuna oturarak muhalafet lideri konumuna geldi. Schmidt koalisyonunun 1982′de çökmesiyle başbakan vekili olan Kohl, partisinin 1983 seçimlerini kazanması üzerine başbakanlık koltuğuna bu kez emaneten değil kalıcı olarak oturdu. Kohl, başbakanlıkta kaldığı süre içinde çok önemli başarılara imza attı.

Bu başarıların en dikkat çekeni iki Almanya’nın birleşmesini sağlamak oldu. Doğu Almanya’nın 1989′da Batı ile birleşmesinin ardından bir zamanların iki farklı ülkesi olan Birleşik Almanya’da 1990′da düzenlenen genel seçimleri Hıristiyan Demokratlar’ın kazanması üzerine bir kez daha başbakan oldu.

Kohl “Birleşik Avrupa” fikrinin ateşli savunucularından biri olmasına rağmen Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığına karşı tutumuyla dikkat çekti. 1998′de düzenlenen seçimlerden Sosyal Demokrat Parti’nin galip çıkması üzerine Kohl başbakanlığı Gerhard Schröder’e teslim etti.

Bir süre sonra partisinin genel başkanlığını da bırakan Kohl, Hıristiyan Demokratlar’a bir tür üstün hizmet nişanı anlamına gelen “Onursal Başkan” seçildi. Ancak, Kohl’ün iktidarı döneminde partisine yüklü miktarlarda yasadışı bağışlar yapıldığının ve Kohl’ün ülkede aranan bir silah tücarıyla ilişkisi olduğunun ortaya çıkması büyük bir politik skandala yol açtı.

Kohl onursal başkanlıktan istifa etmek zorunda kaldı. Kohl’ün yasadışı bağış yapanların isimlerini açıklamamakta direnmesi, Hıristiyan Demokrat Parti’de bir dizi artçı şoka neden oldu.
Xxxxxx